Ticari Kazanç I Konu Özeti

Konu Nisan 10, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Ticari Kazanç I Konu Özeti


Ticari kazanç G.V.K.’nda her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazanç olarak tanımlanmıştır. Ticari kazancın öğesi olan ticari ve sınai faaliyetin sınırlarının tesbitinde genel olarak zirai ve serbest meslek kazancı türünden olmayan ve sermaye ile teşebbüs faktörlerinin karışımı bir organizasyonun sürekli olarak yapılması önem kazanmaktadır. Bunun yanında G.V.K.’nda özel olarak bazı kazanç türleri de ticari kazanç olarak kabul edilmiştir. Ticari kazancın gerçek usulde tesbiti bilanço veya işletme hesabı esasına göre yapılır. Bilanço esasına göre ticari kazanç işletmedeki öz sermayenin hesap dönemi sonu ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Vergileme döneminde işletme sahiplerince işletmeye eklenen değerler bu farktan indirilir. İşletmeden çekilen değerler ise bu farka eklenir. İşletme hesabı esasına göre ticari kazanç ise hasılat ile giderler arasındaki müspet fark olarak belirlenir. Birden fazla yıl süren inşaat ve onarma işlerinde ticari kazancın tesbitinde gelirin yıllık olması ilkesinden vazgeçilmiştir.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti

Konu Mart 26, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti


Kurumlar vergisinde matrah, ilke olarak gerçek usule göre tesbit edildiği halde, yabancı ulaştırma kurumlarında, bunların özellikleri nedeniyle, matrahın götürü usule göre tesbit edilmesi kabul edilmiştir. Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı bunların Türkiye’de elde ettikleri hasılata uygulanacak emsal nisbetlerine göre hesaplanır. Tüzel kişiler belli amaçları gerçekleştirmek için kurulurlar. Bu amaca ulaşma imkânsız hale gelirse veya ortaklar mevcut şartlar altında bu amaca ulaşamayacaklarına karar verirlerse, infisah eder veya feshedilirse, kurum ortadan kalkar. Fakat bu şekilde sona erme ani olmaz. Çünkü mevcutların, alacakların paraya çevrilmesi, borçların ödenmesi ve kalanın ortaklara paylaştırılması gibi işlemlerin yapılması gerekir. İşte bu işlemlerin tümüne “tasfiye” denir. K.V.K.’nunda tasfiyeye girmiş kurumların vergilendirilmesi özel hükümlere tabi tutulmuştur. Bu kurumun diğer bir kuruma katılmasına veya birden fazla kurumun birleşerek yeni bir kurum meydana getirmelerine “birleşme” denir. Doğan kurum yeni bir tüzel kişilik kazanır. İnfisah eden kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanır. “Devir”, birleşmenin özel bir şeklidir. Kanunda belirtilen koşullar gerçekleşirse devir durumu meydana gelmiş demektir. K.V.K. bazı şartlar altında şirketlerin şekil değiştirmelerini “devir” hükmünde saymıştır. Tasfiye ve birleşme durumunda, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar namına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh edilen vergiler, tasfiye veya birleşme beyannamesi verme süresi içinde Vergi Dairesine yatırılır.

Diğer Kazanç ve İratlar Konu Özeti

Konu Mart 12, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Diğer Kazanç ve İratlar Konu Özeti


Diğer Kazanç ve İratlar Değer artış Kazancı ve Arazı kazançlar başlığı altında vergilendirilir. Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü sonucu faaliyetin kanuni mirasçılar tarafından sürdürülmesi, Kazancı bilanço esasına göre tesbit edilen ferdi bir işletmenin sermaye şirketine devri, kolektif veya xxxxx komandit şirketin nevi değiştirmeleri her iki sistemde de vergi dışı kalacak, veraset yoluyla veya ivazsız olarak meydana gelen intikaller ve kanundaki şartlara uymak koşuluyla menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerinin elden çıkarılması diğer vergilendirilmeyecek kazançlarla birlikte vergilendirilmeyecek diğer kazanç ve iratlar arasında yer alacaktır. Genelde diğer kazanç ve iratlarda safi kazanç elden çıkarma karşılığında alınan değerlerle maliyet bedeli arasındaki farktır. Elden çıkarma mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketine sermaye olarak konulması, mal ve haklar üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesi anlamına gelmektedir.

Ticari Kazanç II Konu Özeti

Konu Mart 3, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Ticari Kazanç II Konu Özeti


Ticari kazançlar gerçek usulde vergilendirildiğinde ve gerçek vergilendirmelerde safi tutarlar üzerinden yapıldığı için, yapılan giderlerin hasılattan indirilmesi gerekmektedir. Ancak yapılan tüm giderler hasılattan indirilemez. Bu nedenle G.V.K. nunda indirilebilecek ve indirilemeyecek giderler sıralanmıştır. İndirilebilecek giderler ticari kazancın devamı için yapılan giderler, işçilerin yiyecek, barınma giderleri, sigorta veya emeklilik primleri gibi giderlerdir. G.V.K.’nun 41’inci maddesinde ise indirilemeyecek giderler sıralanmıştır. Vergiden muaf kişilerle gerçek usulde vergilendirilen kişiler arasında ticari kazanç elde edenler basit usulde vergilendirilir.Basit usulde vergilendirilebilmek için mükelleflerin kanunda belirtilen hem genel hem de özel şartları birlikte yerine getirmeleri zorunludur. Aksi halde basit usulden yararlanamazlar. Basit usulde mükelleflerin kazançları hasılat ile giderleri arasındaki farktan oluşur.Bu mükellefler defter tutmak zorunda değildir. Ticari kazancın yarı götürü usulde tespiti dar mükellefiyete tabi ulaştırma ve ihracat işlerine münhasırdır.

Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi Konu Özeti

Konu Mart 6, 2014 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi Konu Özeti


Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi
Osmanlı imparatorluğu döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı malî sisteminde bugünkü anlamda bir bütçe uygulamasına rastlanmamaktadır. Mutlakiyetçi bir yönetimde, bütçe hakkına dayalı bir bütçeden bahsetmek söz konusu değildir. Bu dönemde bütçe ile ilgili olarak sadece merkezi devlet yönetimine ait gelir ve gider hesapları bulunmaktadır. Bunlar daha çok kesin hesap cetveli niteliğindedir.

• Tanzimat Fermanı’nda herkesten iktidarına göre vergi alınmasını, arpalık yöntemi yerine maaş sisteminin konulmasını, padişah hazinesi ile giderlerinin Maliye Hazinesi’ne mal edilmesi gibi bir çok mali hüküm bulunmasına rağmen bütçeden hiç bahsetmemiştir. Fermandan sonra 1876 Anayasasına kadar, bütçe ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan bazı bütçeler tam anlamıyla bütçe niteliği taşımamaktadır.

• 1876 Kanun-i Esasi’si, birçok maddesinde bütçe usullerini, gelirleri ve giderlerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Ülkemizde “bütçe hakkı”nın ilk kez kabul ve ifade edildiği belge 1876 Anayasası olmuştur. Bu Anayasa ile birlikte padişah, dönemin meclisinin bütçeyi onaylama hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu Anayasa’nın öngördüğü hükümler 2. Meşrutiyete kadar hayata geçirilememiştir. 2. Meşrutiyetten sonra çağdaş anlamda ilk bütçe hazırlanmış ve uygulanmıştır.

Cumhuriyet döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Ülkemizde bütçe hakkına uygun çağdaş bütçe kurumlarının, kurallarının ve yöntemlerinin gelişmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşebilmiştir. 1921 Anayasasında bütçeye ilişkin ayrıntılı hükümler yoktur. Sadece iki maddesi bütçe gelir ve giderlerine ilişkin genel hükümleri içerirmektedir. 1924 Anayasasında bütçe hakkına daha ayrıntılı yer verilmektedir. Bu Anayasa Büyük Millet Meclisi’nin, bütçenin incelenmesi ve onayı gibi görevlerini belirlemiştir. 1924 Anayasası’ndaki bu düzenlemeler bütçe hakkının tam ve açık ifadeleridir.

• 1961 Anayasası Osmanlı imparatorluğu, T.B.M.M. Hükümeti ve Cumhuriyet devri anayasalarının sahip olmadığı bir özellik sonucu ilk defa referandum (halkoyu) ile kabul edilmiş bir Anayasadır. Bu Anayasada TBMM’nin belirli bir dönem için bütçeleri onaylama
ve denetleme ile ilgili hükümleri bütçe hakkını vurgulamaktadır. 1982 Anayasası’da bütçe hakkı ile ilgili hükümleri düzenlerken, bütçe süreç ve uygulamasında farklı kuralları koymuştur. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre bütçeyle doğrudan ilişkili düzenlemeler daha ayrıntılı hale getirilmiştir.

İlgili aramalar:

  • akretim 3 snf kaytlar