Ticari Kazanç I Konu Özeti

Konu Haziran 14, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Ticari Kazanç I Konu Özeti


Ticari kazanç G.V.K.’nda her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazanç olarak tanımlanmıştır. Ticari kazancın öğesi olan ticari ve sınai faaliyetin sınırlarının tesbitinde genel olarak zirai ve serbest meslek kazancı türünden olmayan ve sermaye ile teşebbüs faktörlerinin karışımı bir organizasyonun sürekli olarak yapılması önem kazanmaktadır. Bunun yanında G.V.K.’nda özel olarak bazı kazanç türleri de ticari kazanç olarak kabul edilmiştir. Ticari kazancın gerçek usulde tesbiti bilanço veya işletme hesabı esasına göre yapılır. Bilanço esasına göre ticari kazanç işletmedeki öz sermayenin hesap dönemi sonu ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Vergileme döneminde işletme sahiplerince işletmeye eklenen değerler bu farktan indirilir. İşletmeden çekilen değerler ise bu farka eklenir. İşletme hesabı esasına göre ticari kazanç ise hasılat ile giderler arasındaki müspet fark olarak belirlenir. Birden fazla yıl süren inşaat ve onarma işlerinde ticari kazancın tesbitinde gelirin yıllık olması ilkesinden vazgeçilmiştir.

Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Emek Arzı

Konu Haziran 3, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Faydasını maksimize etmek isteyen bireyin boş zaman ile çalışma arasındaki tercihi nasıl belirlenir?

• Zaman kullanımı için çalışma ve boş zaman şeklinde iki alternatif olduğu varsayılırsa, burada cevabı aranılan soru şudur: Birey zamanını bu iki alternatif arasında ne şekilde paylaştırmalıdır ki faydasını maksimize edebilsin?

• Çalışmanın tercih edilmesinin temel sebebi bu sayede ücret geliri elde ederek harcamaları karşılayabilmektir. Ancak insanlar bütün zamanlarında çalışamazlar ve dinlenmek, gezmek, kültürel ve beşeri faaliyetlerde bulunmak için de zamana ihtiyaç duyarlar. Boş zaman talebi bu ihtiyacı karşılamaya yöneliktir.

• Bireyin bu iki alternatif arasındaki sübjektif değerlendirmelerini (tercihlerini) farksızlık eğrileri yansıtır. Farksızlık eğrilerinin orijinden uzaklaştıkça daha yüksek fayda düzeyini gösterdiği bilgisinden hareketle, faydasını maksimize etmek isteyen bireyin orijine göre en yukarıdaki bir farksızlık eğrisinin gösterdiği zaman kullanım tercihini seçmesi beklenebilir.

• Ancak, çalışma ve boş zaman’ı bireyin tüketeceği iki mal olarak kabul edersek, bunlardan ne kadar satın alınabileceği sadece bireysel tercihlere bağlı değildir. Bireyin geliri de bu konuda belirleyici bir unsurdur. Bunu yansıtan kavram ise bütçe kısıtlıdır.

• O halde zaman tercihini yaparken fayda en çoklamasını gerçekleştirmek için iki şartı vardır. (1) Bütçe kısıtı üzerinde bulunmak ve (2) Bütçe kısıtının izin verdiği ölçüde orijine göre en uzaktaki farksızlık eğrisi üzerinde bulunmak. Buna göre denge noktası bütçe kısıtı ile farksızlık eğrilerinin birbirine teğet olduğu noktada gerçekleşecektir.

Ücret değiştiğinde denge çalışma süresi bundan nasıl etkilenir?

• Ücretin değişmesi bireyin zaman kullanım dengesini değiştirecektir. Ücret değişimin net sonucunun ne olacağı zıt yönde işleyen iki etkiden hangisinin daha kuvvetli olacağına bağlıdır.

• Bunlardan gelir etkisi, örneğin ücret arttığında, bireyin gelirinin de yükseleceğini, bu nedenle daha fazla boş zaman satın alarak çalışma süresini azaltacağını öngörmektedir.

• Öte yandan, ikame etkisine göre ücret oranının yükselmesi boş zamanın fırsat maliyetini yükseltecek, bu durum bireyin boş zamandan vazgeçerek çalışma süresini arttırması sonucunu verecektir.

• Ücret oranının düşük, boş zamanın ise gereğinden fazla olduğu durumlarda ücretler yükseldiğinde ikame etkisinin daha baskın olacağı ve bireyin çalışma süresini arttıracağı beklenir.

• Öte yandan, ücretler belirli bir düzeye ulaşıp bireyin çalışma süresi yeterince arttığında şimdi eskisine nazaran daha kıt olan boş zaman daha değerli hale gelecektir. Ücretlerin daha da yükselmesi durumunda bir noktadan sonra artık gelir etkisi daha baskın hale

gelecek, birey çalışma süresini azaltacaktır.

• Çeşitli ücret düzeyinde bireyin çalışma süresinin ne olabileceğine yönelik bu tespitler bizi geriye kıvrımlı bireysel emek arz eğrisine götürecektir.

Piyasa emek arz eğrisi nasıl elde edilir ve bireysel emek arz eğrisinden farklılığı nedir?

• Piyasa bireylerin toplamından oluştuğuna göre piyasa emek arz eğrisini elde etmek için çeşitli ücret düzeylerinde piyasadaki bireylerin çalışma sürelerini toplamamız gerekmektedir.

• Bireysel emek arz eğrisinin geriye kıvrımlı olmasına karşılık ampirik gözlemler piyasa emek arz eğrisinin pozitif eğimli olduğunu göstermektedir.

• Bunun nedeni piyasanın genelinde ikame etkisinin daha baskın olmasıdır. Ücretler yükseldiğinde piyasada bazı kişilerin gelir etkisi nedeniyle çalışma sürelerini azalttıkları, ancak onlardan daha fazla kişinin ikame etkisi ile çalışma sürelerini arttırdıkları gözlenmiştir.

Emek arzını ücretler dışında hangi unsurlar ne yönde etkiler?

• Ücret oranlarındaki değişme emek arz eğrisi üzerinde yukarıya veya aşağıya hareketle gösterilir. Bu tür bir değişim emek arz miktarının artması veya azalması olarak isimlendirilir.

• Öte yandan, bireylerin herhangi bir işe/mesleğe yönelik çalışma kararları ücret oranına bağlı değildir, başka unsurlar da çalışma sürelerinin belirlenmesinde etkilidir.

• Ücret dışı unsurların emek arzı üzerindeki etkileri emek arz eğrisinin bütün olarak sağa(artma) veya sola (azalma) kayması ile gösterilir. Bu tür bir hareket emek arzının artması veya azalması olarak isimlendirilir.Burada miktar kelimesinin kullanılmadığına dikkat ediniz.

• Buna göre-diğer şeyler eşitken-herhangi bir mesleğin alternatifi konumundaki bir başka mesleğin ücret oranları, o mesleğe olan emek arzını etkileyecektir. Örneğin fazla nitelik gerektirmeyen iki işten temizlik işçilerinin ücreti artarken gazete dağıtım işinin ücreti değişmezse, daha çok kişi temizlik işçiliğini tercih edeceğinden gazete dağıtıcısı arzı azalacak, emek arz eğrisi bütün olarak sola doğru kayacaktır.

• Herhangi bir emek piyasasında işgücünün ücret dışı gelire sahipliğinin yaygın olup olmaması da emek arzı üzerinde etkilidir. Hem emek piyasalarında çalışan, hem de ücret dışı , örneğin gayrimenkul, geliride bulunan insanların herhangi bir nedenle (örn.doğal afetler) bu gelir kaynağını kaybetmeleri durumunda eskisine nazaran daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyacaklarından emek arzları artacak, emek arz eğrisi sağa doğru kayacaktır.

• Bunların yanısıra; işgücünün çeşitli nedenlerle boş zamanı tercih etmeleri, işlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi veya kötüleşmesi, nüfus artışı/azalışı veya göç alma/göç verme gibi nedenlerle işçi sayısının artması veya azalması da emek arzını arttırıp azaltabilecektir.Bütün bu değişikliklerin ortak noktası emek arz artışının eğrinin sağa doğru kaymasıyla, emek arz azalışınınise eğrinin sola doğru kaymasıyla gösterilmesidir.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti

Konu Mayıs 31, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti


Kurumlar vergisinde matrah, ilke olarak gerçek usule göre tesbit edildiği halde, yabancı ulaştırma kurumlarında, bunların özellikleri nedeniyle, matrahın götürü usule göre tesbit edilmesi kabul edilmiştir. Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı bunların Türkiye’de elde ettikleri hasılata uygulanacak emsal nisbetlerine göre hesaplanır. Tüzel kişiler belli amaçları gerçekleştirmek için kurulurlar. Bu amaca ulaşma imkânsız hale gelirse veya ortaklar mevcut şartlar altında bu amaca ulaşamayacaklarına karar verirlerse, infisah eder veya feshedilirse, kurum ortadan kalkar. Fakat bu şekilde sona erme ani olmaz. Çünkü mevcutların, alacakların paraya çevrilmesi, borçların ödenmesi ve kalanın ortaklara paylaştırılması gibi işlemlerin yapılması gerekir. İşte bu işlemlerin tümüne “tasfiye” denir. K.V.K.’nunda tasfiyeye girmiş kurumların vergilendirilmesi özel hükümlere tabi tutulmuştur. Bu kurumun diğer bir kuruma katılmasına veya birden fazla kurumun birleşerek yeni bir kurum meydana getirmelerine “birleşme” denir. Doğan kurum yeni bir tüzel kişilik kazanır. İnfisah eden kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanır. “Devir”, birleşmenin özel bir şeklidir. Kanunda belirtilen koşullar gerçekleşirse devir durumu meydana gelmiş demektir. K.V.K. bazı şartlar altında şirketlerin şekil değiştirmelerini “devir” hükmünde saymıştır. Tasfiye ve birleşme durumunda, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar namına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh edilen vergiler, tasfiye veya birleşme beyannamesi verme süresi içinde Vergi Dairesine yatırılır.

Gelir Vergisinde Mükellefiyet Konu Özeti

Konu Mayıs 29, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Gelir Vergisinde Mükellefiyet Konu Özeti


Gelirin Beyanı I
(Yıllık Beyanname)

Gelir Vergisi mükellefleri bir takvim yılında G.V.K.’nun 2. maddesinde sayılan kaynaklardan elde ettikleri kazanç ve iratları yıllık beyannamede toplamak zorundadırlar. Tacirler, çiftçiler ve serbest meslek erbabı, faaliyetlerinden kazanç elde etmeseler de yıllık beyanname vermekle yükümlüdürler. Ancak, ticari, zirai ve mesleki faaliyetler dışındaki kaynaklardan elde edilen kazanç ve iratlar için kanunda belirtilen belirli şartlarla

gelirin toplanması ve yıllık beyanname verilmesi zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Bir kısım kaynaklardan elde edilen zararlar diğer kaynaklardan elde edilen kazanç ve iratlardan mahsup edilebilir. Bir yıla ait zarar ancak takibenden beş yıl içerisinde kârlardan mahsup edilebilir. Mükellefler yıllık beyanname ile bildirecekleri gelirlerinden şahsi sigorta primlerini, Gelir Vergisi Kanununun 31. maddesindeki indirimleri ve belirli oranda G.V.K.’nda belirtilen kurumlara yapılan bağış ve yardımları düşebilirler. Gelir vergisi ve şahsi vergiler ile vergi ve para cezaları gelirden düşülmez. Mükellefin ödeyeceği verginin hesaplanması ile ilgili açıklamalar Ünite 14’te yapılacaktır. Basit usulde vergilendirilen mükellefler takvim yılına ait gelir vergisi beyannamesini takibeden yılın Şubat ayı içerisinde yetkili vergi dairesine verirler. Gelirleri gerçek usulde tespit edilen ticaret, serbest meslek erbabı ve çiftçiler gelirlerini takibeden yılın Mart ayı içinde yetkili vergi dairesine verirler.

Ticari Kazanç II Konu Özeti

Konu Mayıs 7, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Ticari Kazanç II Konu Özeti


Ticari kazançlar gerçek usulde vergilendirildiğinde ve gerçek vergilendirmelerde safi tutarlar üzerinden yapıldığı için, yapılan giderlerin hasılattan indirilmesi gerekmektedir. Ancak yapılan tüm giderler hasılattan indirilemez. Bu nedenle G.V.K. nunda indirilebilecek ve indirilemeyecek giderler sıralanmıştır. İndirilebilecek giderler ticari kazancın devamı için yapılan giderler, işçilerin yiyecek, barınma giderleri, sigorta veya emeklilik primleri gibi giderlerdir. G.V.K.’nun 41’inci maddesinde ise indirilemeyecek giderler sıralanmıştır. Vergiden muaf kişilerle gerçek usulde vergilendirilen kişiler arasında ticari kazanç elde edenler basit usulde vergilendirilir.Basit usulde vergilendirilebilmek için mükelleflerin kanunda belirtilen hem genel hem de özel şartları birlikte yerine getirmeleri zorunludur. Aksi halde basit usulden yararlanamazlar. Basit usulde mükelleflerin kazançları hasılat ile giderleri arasındaki farktan oluşur.Bu mükellefler defter tutmak zorunda değildir. Ticari kazancın yarı götürü usulde tespiti dar mükellefiyete tabi ulaştırma ve ihracat işlerine münhasırdır.

Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi Konu Özeti

Konu Mart 6, 2014 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi Konu Özeti


Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi
Osmanlı imparatorluğu döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı malî sisteminde bugünkü anlamda bir bütçe uygulamasına rastlanmamaktadır. Mutlakiyetçi bir yönetimde, bütçe hakkına dayalı bir bütçeden bahsetmek söz konusu değildir. Bu dönemde bütçe ile ilgili olarak sadece merkezi devlet yönetimine ait gelir ve gider hesapları bulunmaktadır. Bunlar daha çok kesin hesap cetveli niteliğindedir.

• Tanzimat Fermanı’nda herkesten iktidarına göre vergi alınmasını, arpalık yöntemi yerine maaş sisteminin konulmasını, padişah hazinesi ile giderlerinin Maliye Hazinesi’ne mal edilmesi gibi bir çok mali hüküm bulunmasına rağmen bütçeden hiç bahsetmemiştir. Fermandan sonra 1876 Anayasasına kadar, bütçe ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan bazı bütçeler tam anlamıyla bütçe niteliği taşımamaktadır.

• 1876 Kanun-i Esasi’si, birçok maddesinde bütçe usullerini, gelirleri ve giderlerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Ülkemizde “bütçe hakkı”nın ilk kez kabul ve ifade edildiği belge 1876 Anayasası olmuştur. Bu Anayasa ile birlikte padişah, dönemin meclisinin bütçeyi onaylama hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu Anayasa’nın öngördüğü hükümler 2. Meşrutiyete kadar hayata geçirilememiştir. 2. Meşrutiyetten sonra çağdaş anlamda ilk bütçe hazırlanmış ve uygulanmıştır.

Cumhuriyet döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Ülkemizde bütçe hakkına uygun çağdaş bütçe kurumlarının, kurallarının ve yöntemlerinin gelişmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşebilmiştir. 1921 Anayasasında bütçeye ilişkin ayrıntılı hükümler yoktur. Sadece iki maddesi bütçe gelir ve giderlerine ilişkin genel hükümleri içerirmektedir. 1924 Anayasasında bütçe hakkına daha ayrıntılı yer verilmektedir. Bu Anayasa Büyük Millet Meclisi’nin, bütçenin incelenmesi ve onayı gibi görevlerini belirlemiştir. 1924 Anayasası’ndaki bu düzenlemeler bütçe hakkının tam ve açık ifadeleridir.

• 1961 Anayasası Osmanlı imparatorluğu, T.B.M.M. Hükümeti ve Cumhuriyet devri anayasalarının sahip olmadığı bir özellik sonucu ilk defa referandum (halkoyu) ile kabul edilmiş bir Anayasadır. Bu Anayasada TBMM’nin belirli bir dönem için bütçeleri onaylama
ve denetleme ile ilgili hükümleri bütçe hakkını vurgulamaktadır. 1982 Anayasası’da bütçe hakkı ile ilgili hükümleri düzenlerken, bütçe süreç ve uygulamasında farklı kuralları koymuştur. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre bütçeyle doğrudan ilişkili düzenlemeler daha ayrıntılı hale getirilmiştir.

Devlet Bütçesi Ders Özetleri

Konu Kasım 20, 2009 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Devlet Bütçesi: Giriş

Devlet bütçesi nedir? Temel ilkeleri nelerdir?

• Devlet bütçesinin birçok tanımından ortaya çıkan ortak tanımın şöyle olduğu söylenebilir: Bütçe, kamu kurum kuruluşlarının belirli bir dönem için gelir ve giderlerini tahmin eden bunların yürütülüp uygulanmasına önceden izin veren hukuki bir belgedir. Devlet bütçelerinin temel özelliklerinin ise anayasalarda yer alması, gelir gider tahminlerini yansıtması, belirli bir dönem, genelde bir yıl, için tekrarlanması, bir kanun olarak nitelenmesi, giderlerin yapılması ve gelirlerin toplanması için yasama organının yürütme organına verdiği bir ön izin olması, yürütme organının bir tür icra programı niteliğinde olması ve uygulama sırasında ve sonrasında yürütme, yargı ve yasama organı tarafından denetlenmesi olduğu söylenebilir.

Klasik anlamda devlet bütçesinden başarmasını istediğimiz görevler nelerdir?

• Klasik anlamda devlet bütçelerin işlevleri, siyasi, hukuki, mali, iktisadi ve denetim yönündendir. Siyasi işlev, yasama organında parlamenterler ve siyasi partiler halkın isteklerini açıklamalarıyla ortaya çıkmaktadır. Hükümetler, vatandaşların isteklerini hükümet programları haline getirip bütçe aracılığıyla bürokrasiye uygulatmayı amaçlamış ve üstlenmiş bir siyasal girişimcidir. Hukuki işlev ise ilk olarak her ülkede bütçeye ilişkin temel yetkilerin, ilkelerin ve hukuksal sınırların ilgili ülkelerin anayasasında belirlenmesinde belirginleşir. Çünkü, yürütme ve yasama organlarının konuyla ilişkin karşılıklı yetki sınırlarını çizen kuralların anayasal çerçevede uygulamaya konulması istenir. Ayrıca; bütçe uygulamasında, kamu yönetimi birimleri ve vatandaşlar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar da yargı organları tarafından çözümlenmektedir. Bütçelemenin mali iktisadi işlevi kıt kaynakların en etkin bir biçimde kullanılması ve devletin giderleri için alternatif gelir kaynaklarının bulunmasını ifade etmektedir. Bütçenin denetim işlevi ise, kamu hizmetlerinin amaçları en iyi gerçeleştirecek biçimde kullanılıp kullanılmadığının ve amaçlara yönelik harcama ve gelirlerin yasalara uygun bir biçimde olup olmadığının araştırılması ve sonuçlarının ortaya konmasını içermektedir.

Modern anlamda devlet bütçesinden başarmasını istediğimiz görevler nelerdir?

• Modern bütçe işlevleri ise kaynak tahsisinde etkinliği, gelir dağılımında adaleti, iktisadi istikrarı ve kalkınmayı sağlamada bir araç olarak kullanılabileceği ile ilgilidir. Kaynak tahsisinde etkinliği sağlama, kamu ve özel sektörün üretimi ile sosyal faydanın en çok olması için çalışılmasını gerektirir. Sosyal faydayı en çoklaştırmak için kamu kesiminin hangi ihtiyaçları karşılaması gerektiği, hangilerini özel sektöre bırakmasının doğru olacağını araştırıp, bütçelerin buna göre düzenlemesi gerekmektedir. Gelir dağılımında adaleti sağlama işlevi de piyasa ekonomisine herhangi bir müdahale olmadığında gelir dağılımını bozucu etkiler yarattığı, dolayısıyla gelir dağılımını düzeltmede devlete bir iş düştüğü ile ilgilidir. Elbette bu adaletsizliği giderilmesinde devlet bütçeleri kullanılacaktır. iktisadi istikrarı sağlama işlevi, ekonomik konjonktürün yaratacağı olumsuz etkileri gidermeye yönelik olarak bütçelerin hazırlanmasını gerektirmektedir. iktisadi kalkınmayı sağlama işlevi, devlete ekonomik büyümeyi istenen düzeyde ve istikrarlı bir biçimde tutma görevi yüklemektedir. Bu görev, devlet bütçelerinin kaynakları ve harcamalarının büyüme ve kalkınmanın gerektirdiği biçimde kullanılmasıyla başarılabilir

Devlet Bütçesinin Tarihi Gelişimi

Demokratik parlamenter sistemle birlikte gelişen bütçe hakkı parlamentonun sahip olması gereken hangi ilkenin bir ifadesidir?

Gelişmiş batı ülkelerinde bütçe hakkının ulus temsilcilerine tanınması, demokratik parlamenter rejimin kurulması ya da bağımsızlığın kazanılması ile gerçekleşmiştir. Örnek alınan tüm ülkelerde bütçe hakkının tarihi gelişiminin temelinde vergi hakkı ile kamu harcamalarının yasama organınca onaylanması ve denetimi bulunmaktadır.

İngiltere’de bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?

ingiltere’de Magna Carta ile temelleri atılan vergileme hakkı, 1688 Haklar Bildirgesi ile kesinleşmiş, o tarihten sonra ingiltere’de vergileme yetkisine dayanan bütçe hakkı parlamentoca kullanılmaya başlanmıştır.

Fransa’da bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?

Fransa’da Genel Meclislere danışılarak alınan vergileme kararlarına 1614 sonrası yapılan aykırı uygulamalar 1789 Büyük Devrimle sonuçlanmış ve kabul edilen Anayasa ile bütçe hakkı meclise ait bir egemenlik hakkı halini almıştır.

Amerika Birleşik Devletlerinde bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?

ABD’de bütçe hakkı İngiltere’ye karşı verilen bağımsızlık mücadelesi sonunda elde edilmiştir. 1776’da ilân edilen Bağımsızlık sonrası 1791 Anayasası ile ABD’de bütçe hakkı yalnızca Kongreye ait bir yasama yetkisine dönüşmüştür.

Devlet Bütçesinin Dayandığı Temel İlkeler

Genellik ilkesi nedir?

• Genellik ilkesinde tüm gelirlerin bir ortak havuzda toplanması ve tüm harcamaların bu havuzdan yapılması esastır. Gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılmasında gayrisafi usul uygulanmalıdır. Gelir ve giderlerin eksiksiz olarak, birbirinden mahsup etmeden veya gelir arkasında gider ve gider arkasında gelir gizlemeksizin bütçeye yazılması bu ilkeye dayalı olarak yapılır. Genellik ilkesi ayrıca belirli gelir kaynaklarının belirli giderlere tahsis edilmemesini de gerektirmektedir. Bir başka deyişle, genellik ilkesinde ademi tahsis uygulamasına ihtiyaç vardır.

Birlik ilkesi nedir?

• Devletin bütün gelir ve giderlerinin görülmesine imkan verecek şekilde tek bir bütçenin olmasını sağlamaya çalışan bir ilkedir. Bu ilke ile devletin tüm gelir kaynakları ve tüm giderleri tek bir bütçede toplanmasını gerektirir. Ayrıca bu ilke kamu kuruluşlarının yürütmek istediği hizmet programları ve bunlara verilen ödenek miktarları hakkında kesin

bilgi edinilebilmesini ve denetimi kolaylaştıran bütçe ilkesidir.

Genellik ve birlik ilkeleri haricinde devlet bütçesinin dayandığı temel ilkeler nelerdir?

• Samimiyet ilkesi bütçe tahminlerinin gerçeğe en yakın tahmin edilmesidir. Doğruluk ilkesi gelir ve gider tahminlerinin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullara mümkün olduğunca uygun olmasını gerektirir. Anlaşılır olma ilkesi bütçeleri incelemek isteyen herkes tarafından kolaylıkla anlaşılacağı şekilde düzenlenmesi anlamına gelmektedir. Bölüm (program) bazında onaylama ilkesi, bir kuruluşun bütçe ödenekleri, yasama organında görüşülürken bölümler (programlar) itibariyle onaylanması ve yasalaşmasıdır. Yıllık olma ilkesi ise, ülkenin hasat dönemi, iklimler gibi doğal olayların akışı ile ekonomik faaliyetlerin planlanmasında ve hesaplanmasında uygun bir zaman ölçüsü olarak bir yıl görülmesi nedeniyle, gelir ve gider tahminlerinin yıllık yapılmasını gerektirir. Alenilik, açıklık ilkesi, bütçe ile ilgili tüm bilgilerin kamuoyunun kullanımına ve bilgisine hiçbir kısıtlama olmaksızın sunulmasını gerektirir. Denklik ilkesi bütçenin (gelir ve giderlerin birbirine eşit) denk bağlanmasını ve denk sonuçlanmasını gerektirir. Önceden izin ilkesi, harcama yapma ve gelir toplama yetkisinin, yasama organınca o mali yıl başlamadan önce yürütme organına verilmesidir. Tasarruf ilkesi ise, belirli bir parayla en çok işin yapılması veya bir işin en az maliyetle yapılmasını gerektirir.

Bütçe Sistemleri

Torba Bütçeleme sistemi nedir?

• Torba bütçelerde ödenekler oldukça geniş kapsamlı kategorilere göre tahsis edilir. Kategoriler biraz daha ayrıntıda her bir bakanlık veya daireye göre belirlenebilir. Bu bütçe sisteminde bakanlık veya dairenin ödeneği harcayacağı yerler konusunda bir kısıtlama yoktur. Bakanlık ve daire yöneticisine harcamaları yapama konusunda oldukça fazla takdir yetkisi tanımaktadır. Harcamaların nerelere yapıldığı ile ilgili bir kısıtlama olmadığında, bütçe uygulaması sonunda da harcamanın nerelere yapıldığı konusunda bilginin edinilebilmesi için ciddi denetim yapılması gerekir.

Klasik bütçe sistemi nedir?

• Klasik bütçe sistemi, kamu harcamalarının denetlemesini, israfların ve suiistimallerin önlenmesini amaçlamaktadır. Sistem tamamen kamu kesiminin satın alacağı girdilere yönelmekte ve bunları tahmin etmeye çalışmaktadır. Bir başka deyişle, devletin bir yıl sonra satın alacaklarının bir listesi yapılmaktadır. Klasik bütçeleme sistemi devletin örgüt yapısına göre ödenek tahsis etmektedir. Kuruluşun yaptığı iş ve hangi toplumsal ihtiyacı karşıladığı önemli değildir. Bir daire kurulmuş ve faal ise, o daireye belirli bir ödenek ayrılması kesindir.

Performans bütçe sistemi nedir?

• Performans bütçe sistemi, klasik bütçede olduğu gibi kullanılan kaynaklara değil, kamu kurumlarının faaliyetleri ile bunları başarmalarına göre ödenek tahsis etmektedir. Performans bütçeleme, faaliyetlerin maliyetlerini tahmin etmeye çalışır. Performans faaliyetlerin birim maliyetlerini çıkarmaya çalıştığı için, daha düşük maliyetle daha iyi hizmet üretimine olanak sağlar. Bütçe sisteminin yoğunlaştığı nokta girdilerden, kaynakların faaliyetlere nasıl kullanıldığına kaymaktadır. Bunun doğal sonucu ise yöneticilerin faaliyet sonuçlarını değerlendirilebilmesi ve hesap vermelerine olanak sağlanmasıdır.

Program ve Planlama Programlama Bütçeleme Sistemleri nedir?

• Program bütçeleme sistemi devletin öncelikle amaçlarını belirleyerek bu amaçlara yönelik tüm faaliyetlerini ve programlarını koordine etmeye çalışır. Kamusal amaca yönelik bu faaliyetleri, programları hangi kamu kurumunun yerine getirmekte olduğuna

önem vermez. Böylece farklı kamu kuruluşlarının programlarının koordine edilmesi ile kamusal hizmetler çok daha etkin bir biçimde görülecektir. Program bütçe kamu kurumlarının sosyal amaçlara olan etkilerini analiz etmeyi gerektirmektedir. Program bütçe sistemi toplum refahını arttırmanın nasıl mümkün olabileceğini ve amaca ulaşmak için hangi programlara ihtiyaç olduğunu belirlemeye, böylece bu programlar arasında koordinasyonu sağlamaya çalışır. Program bütçe, aynı amaca yönelik çalışan programları birleştirir. Böylece aynı işin yapılmasında kullanılacak fonlar arasında bir rekabet başlar.

• Birçok yazar program bütçe ile PPBS (Planlama Programlama ve Bütçeleme Sistemini)’yi eş anlamlı kullanmaktadır. Ancak PPBS, program bütçeden daha sonra gelişmiş ve program bütçeden daha kapsamlıdır. Daha sonra gelişmesi dolayısıyla program bütçe sistemini daha sistematik hale getirmiştir. Bütçeleme aşaması her iki bütçe sisteminde de aynıdır. PPBS toplumsal hizmetlerin ve ekonomik kaynakların tümü üzerinde çalışırken, program bütçe ise kamusal amaçların programlar olarak nasıl uygulamaya konulacağını araştırır.

Yeni Performans Bütçe sistemi nedir?

• Geleneksel performans bütçeleme sisteminde, çıktılar ve faaliyetler ön plandadır. Ancak bu çıktılar ve faaliyetler kamusal amaçlarla her zaman aynı olmayabilmektedir. Yeni performans bütçe kamu kurumlarının faaliyetlerinin ve çıktılarının sonuçlarını değerlendirir. Bu bütçeleme sistemi geleneksel performans bütçenin ve program bütçenin özelliklerini birlikte taşımaktadır. Sonuçlara odaklanma program bütçenin bir özelliği iken, performans ölçüleri ve değerlendirmeleri geleneksel performans bütçenin özellikleridir. Program bütçe ve PPBS’den ayrılan yanı, kamu örgüt yapısında değişiklik yapmayı gerektirmemesidir.

Bütçelerde Harcama-Gelir Tahminleri, Politika ve Program Analizleri

Bütçelerde gelir ve harcama tahminleri nasıl yapılmaktadır?

Ünitede harcama ve gelir tahminleri iki ana kategoriye ayrılarak açıklanmıştır: kantitatif (sayısal veya nicel) yöntemler, kalitatif (sayısal olmayan veya nitel) yöntemler. Nitel yöntemler subjektif esaslıdır ve tahmini yapan kişilerin değer yargılarına ve deneyimlerine dayanır. Nicel yöntemler ise subjektişikten uzak ve mümkün olduğunca objektif yöntemlerdir. Tahmin edilecek gelir veya harcama ile ilgili yeterli bilgiye sahip olunduğunda kullanılmaktadır. Geçmişe ait bilgilerin gelecekte de devam edeceği düşünülerek bilimsel yöntemlerle geçmiş verilere dayalı tahminler yapılmaktadır. Nitel yöntemlerden ilki yargıya dayalı tahmindir, kamu programları veya bazı yeni gelir kaynaklarıyla ilgili geçmiş bilgiler ve deneyim olmadığında kullanılır. Bir başka kullanım gerekçesi hizmetlerde ölçümlenmeyen faktörler bulunmasıdır. Matematiksel yöntemlerin ölçemediği durumlarda yargıya dayalı yöntem kullanılmaktadır. Yargıya dayalı yöntemin kullanımı kolay olduğu için ilk denenen ve diğer teknikler kullanmak olanaksız olduğunda ise son başvurulan bir tekniktir. ikinci nitel yöntem birim maliyet dayalı yöntemdir. Yöntem öncelikle tahminlere esas olacak birim maliyeti hesaplamaya çalışmakta daha sonra ise talep edilen miktar belirlenip toplam harcama miktarı belirlenmektedir. Nicel yöntemler ise yeterli düzeyde sayısal bilgiye sahip olunduğunda kullanılmaktadır. Bu sayısal verilerin gelecekte de aynı biçimde devam edeceği varsayımına dayalı olarak tahminler yapılmaktadır. Aksi takdirde daha çok nitel yöntemler kullanılmaktadır. Nitel yöntemler, zaman serileri ve nedensel tekniklerdir. Bu yöntemde, tahmin edilecek değişkendeki geçmiş yıl verilerini ele alınıp, bu verilere dayalı olarak belirlenen trendin aynen devam edeceği varsayılır ve buna göre tahmin yapılır. Yöntemde tahmin yapmak için sadece ilgili değişkenin verileri kullanılır. Zaman serisi tekniğinin kullanım maliyeti oldukça yüksek olabilmektedir. Zaman serisiyle yapılan tahminlerde geçmiş yıllar, içinde bulunan yıl ve geleceğe ilişkin verileri görüldüğü için anlaşılması oldukça kolaydır. Nedensel tahmin teknikleri ise nicel yöntemlerin bir diğeridir. Bu teknik, tahmin edilecekdeğişkeni etkilediği düşünülen başka değişkenler ile istatiksel ilişkilerini kullanarak tahmin yapmaya çalışır. iki örneği regresyon analizi ve ekonometrik modellerdir.

Devlet politikalarının ve programlarının belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde hangi ölçütler kullanılmaktadır?

Kamu politikalarında yapılacak değişiklikler veya yeni bir programa başlama gibi kararlar belirli ölçülere dayalı olarak alınabilir. Bunlar etkinlik, etkenlik, verimlilik ve eşitlik ölçüleridir. Etkenlik kamu programlarının amaçlarına ulaşma derecelerini vermektedir. Bu ölçü bir programın devam edip etmeyeceği, programda değişiklik yapılıp yapılmayacağı ile ilgili kararlarda kullanılır. Etkinlik ölçüsü alternatişer arasında karşılaştırma yapmayı veya kamu hizmetleri için gerekli fonların özel kesimde bırakılması halinde ortaya çıkacak fayda ile kamu kesiminin kullanılması halinde ortaya çıkacak faydanın karşılaştırılmasını gerektirmektedir. En az kaynakla, en fazla sosyal yararı sağlayan alternatifi araştırır. Verimlilik, kamu hizmetinde kullanılan girdi çıktı ilişkisidir. Verimlikte programın sonuçları ve etkileri dikkate alınmaz. Eşitlik ölçüsü, kamu hizmetinde elde edilen net faydaların bireyler arasındaki dağılımı ile ilgilidir. Bir başka deyişle çeşitli açılardan kamu programlarının gelir dağılımını nasıl etkilediği bu ölçü yardımıyla tahmin edilebilir.

Devlet politikalarının ve programlarının belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde hangi teknikler kullanılmaktadır?

Program analiz teknikleri çok çeşitlidir. Bu ünitede kamu kesiminde yaygın bir biçimde kullanılan teknikler açıklanmıştır. Bunlardan ilki fayda maliyet analizidir. Bir kamu hizmetinin, yatırım projesinin tüm sosyal faydaları ile tüm sosyal maliyetlerinin hesaplanıp karşılaştırılmasını gerektirir. Bu karşılaştırmaya dayalı olarak kararlar alınır. Bu teknikte maliyetler ve faydalar para birimi cinsinden ifade edilir. ikinci teknik maliyet etkenlik analizidir. Bu teknik kamu projesinin maliyetini parasal olarak ifade eder ancak sonuçları veya projenin çıktılarını parasal olarak ölçmez. Kamu projelerinin maliyetlerini hesaplamak kolayken, faydaları ölçümlemek oldukça zordur. Maliyet etkenlik analizi bu tür durumlarda kullanılır. Bu teknik alternatif projeler arasında karşılaştırma yapamaz. Bir başka teknik, yön eylem araştırmasıdır. Yön eylem araştırması, tekrarlanan işlerle ilişkili olarak bilimsel yöntemlerle karar alma tekniği olarak tanımlanabilir. Stratejik Analiz bir diğer program analiz tekniğidir. Stratejik analiz niteliksel bir tekniktir. Belirli stratejilere dayalı karar almayı gerektirir. Stratejik analiz kamu kurumlarının değişen ekonomik, sosyal, politik koşullara uyumlarının araştırılması ve geliştirilmesinde de kullanılabilmektedir

Bütçe Uygulaması, Devlet Muhasebesi

Mali yıl içersinde bütçe ödeneklerinde ne tür değişiklikler yapılmaktadır?

• Ödenekler bir tahmin oldukları için mali yıl içinde bazı ödeneklerin yetersiz kalması, bazılarında da ödenek fazlalarının oluşması halinde ödenek aktarmalarına başvurulur. Aktarma işlemi, bir hizmetin mevcut ödeneğinin eksiğinin, gereksinim duyulandan fazla ödeneğe sahip başka ödenekte karşılanmasıdır. Aktarmalar bütçe dengesini bozmazlar. Bazı ödenek değişiklikleri ödeneklerin artmasına neden olmaktadır. Ödenek artışlarına ödeneğin yetmemesi ve aktarma olanağının olmaması halinde yapılır. Ödenek artışları, bütçe dengesini bozan ekonomik ve mali sorunlar çıkarabilmektedir.

Hazinenin nakit işlemleri nelerdir?

• Mali yıl içersinde toplanan gelirlerle giderlerin yer ve zaman bakımından ahenkleştirilmesi ve bunun için yapılan işlemlere hazine işlemleri denir. Gelir ve giderlerin yer bakımından ahenkleştirilmesi, toplanan gelirlerin gereken miktarlarını ödemelerin yapılacağı yerlere dağıtmayı gerektirmektedir. Gelirler ve giderler mekan açısından uyumlu değildir. Bazı bölgelerde gelirler fazla, bazılarında daha az tahsil edilir. Giderler ise ülkenin her yerinde düzenli olarak yapılmaktadır. Hazine toplanan gelirlerin ihtiyaç duyulan yerlere yollanmasını sağlar. Gelir ve giderlerin zaman bakımından denkleştirmesi

de bir diğer nakit hareketidir. Gelirlerin toplanma zamanına göre bazı dönemlerde, yeterli nakit bulunmayabilir. Nakit ihtiyacını belirlemek ve bunları karşılayacak nakdi zamanında hazır bulundurmak hazinenin görevidir. Devlet gelirlerinin belirli dönemlerde tahsil edilmesi, giderlerin ise sürekli olması, gelir giderlerin zaman dengesinin bozulması na neden olur. Hazine bu uyumsuzlukları kısa vadeli borçlanma ile giderir.

Mali yıl içersinde kamu kurumlarının nasıl denetlenmektedir?

• Modern denetim, kamu kurumlarının hizmet götürdüğü insanların ihtiyaçlarının en verimli, etken ve ekonomik biçimde giderilmesi için önemlidir. Denetim kavramı, mali işlemlerin mali mevzuata uygunluğunu, bu işlemlerin doğru ve gerçek biçimde yapılıp yapılmadığını içermektedir. Kamu denetimi ayrıca, ekonomik ve etkenlik denetimiyle kaynak kullanımının etken olup olmadığını da araştırır. Günümüz modern denetim anlayışı program sonuçlarının değerlendirilmesini, bir başka deyişle, denetimini de kapsamaktadır. Kamu hizmetlerinin belirlenen amaçlara ulaşıp ulaşmadığını denetler.

Devlet muhasebesi nedir? Kayıt sistemleri nelerdir?

• Devlet muhasebe sistemleri şunlardır: Kameral muhasebe sistemi, bütçe ile ilgili rakamlar, gelir ve giderlerin tahakkukunu, tahsilatını bütçe tertibine göre veren bir sistemdir. Schneider muhasebe sistemi, kameral muhasebe sisteminde mahsup işlemleri ile bütçe dışında devletin borç ve alacak durumları gösterilmemektedir. Bu sistemde ise mahsup işlemleri ile bütçe dışı alacak ve borç hesaplarına da yer verilir. Constante muhasebe sistemi, bütçe hesaplarıyla birlikte malvarlığı hesaplarını ve gelir ve gider tahakkuklarını gösterir. Bu sistem, gelir ve gider tahakkuk aşamasında kayıt etme ilkesine göre kurulmuştur. Logismografi muhasebe sistemi, malvarlığı ile işletme hesaplarını birlikte göstermektedir. işlemleri hem tarih hem de konu itibariyle aynı anda kaydetmektedir.

Devlet muhasebesinde nakit ve tahakkuk esasları nelerdir?

• Devlet muhasebesinde nakit esasında kayıtlar, kasaya parasal bir giriş veya kasadan parasal bir çıkış fiilen gerçekleştiği zaman yapılmaktadır. Benzer biçimde gelir yükümlüden tahsil edildiği zaman gelir kaydı yapılır. Gelir tahakkuk etmesine rağmen, tahsil edilmemişse kayıt yapılmaz. Tahakkuk esasında ise muhasebe kayıtlarının tutulmasında işlemin tahakkuk ederek kesinleşmesi esastır. Harcama yapılırken, gider tahakkuk ettiğinde hesaplara kayıt düşülür. Gelir kaydında ise gelir tahakkuk ettiği anda kayıt yapılmaktadır

Türkiye’de Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi

Osmanlı imparatorluğu döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı malî sisteminde bugünkü anlamda bir bütçe uygulamasına rastlanmamaktadır. Mutlakiyetçi bir yönetimde, bütçe hakkına dayalı bir bütçeden bahsetmek söz konusu değildir. Bu dönemde bütçe ile ilgili olarak sadece merkezi devlet yönetimine ait gelir ve gider hesapları bulunmaktadır. Bunlar daha çok kesin hesap cetveli niteliğindedir.

• Tanzimat Fermanı’nda herkesten iktidarına göre vergi alınmasını, arpalık yöntemi yerine maaş sisteminin konulmasını, padişah hazinesi ile giderlerinin Maliye Hazinesi’ne mal edilmesi gibi bir çok mali hüküm bulunmasına rağmen bütçeden hiç bahsetmemiştir. Fermandan sonra 1876 Anayasasına kadar, bütçe ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan bazı bütçeler tam anlamıyla bütçe niteliği taşımamaktadır.

• 1876 Kanun-i Esasi’si, birçok maddesinde bütçe usullerini, gelirleri ve giderlerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Ülkemizde “bütçe hakkı”nın ilk kez kabul ve ifade edildiği belge 1876 Anayasası olmuştur. Bu Anayasa ile birlikte padişah, dönemin meclisinin bütçeyi onaylama hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu Anayasa’nın öngördüğü hükümler 2. Meşrutiyete kadar hayata geçirilememiştir. 2. Meşrutiyetten sonra çağdaş anlamda ilk bütçe hazırlanmış ve uygulanmıştır.

Cumhuriyet döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Ülkemizde bütçe hakkına uygun çağdaş bütçe kurumlarının, kurallarının ve yöntemlerinin gelişmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşebilmiştir. 1921 Anayasasında bütçeye ilişkin ayrıntılı hükümler yoktur. Sadece iki maddesi bütçe gelir ve giderlerine ilişkin genel hükümleri içerirmektedir. 1924 Anayasasında bütçe hakkına daha ayrıntılı yer verilmektedir. Bu Anayasa Büyük Millet Meclisi’nin, bütçenin incelenmesi ve onayı gibi görevlerini belirlemiştir. 1924 Anayasası’ndaki bu düzenlemeler bütçe hakkının tam ve açık ifadeleridir.

• 1961 Anayasası Osmanlı imparatorluğu, T.B.M.M. Hükümeti ve Cumhuriyet devri anayasalarının sahip olmadığı bir özellik sonucu ilk defa referandum (halkoyu) ile kabul edilmiş bir Anayasadır. Bu Anayasada TBMM’nin belirli bir dönem için bütçeleri onaylama

ve denetleme ile ilgili hükümleri bütçe hakkını vurgulamaktadır. 1982 Anayasası’da bütçe hakkı ile ilgili hükümleri düzenlerken, bütçe süreç ve uygulamasında farklı kuralları koymuştur. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre bütçeyle doğrudan ilişkili düzenlemeler daha ayrıntılı hale getirilmiştir.

Finansal Yönetim Tüm Üniteler

Konu Kasım 16, 2009 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

FİNANSAL YÖNETİM

>>> TÜM İÇERİĞİ TEK LİNK OLARAK İNDİR <<< Boyut: 21.9MB

Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Emek Talebi

Konu Kasım 16, 2009 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Kısa dönemde bir işveren kaç işçi çalıştıracağına nasıl karar verir?

• Firmalar kısa dönemde kaç işçi çalıştıracaklarına marjinal karar alma kuralı ile karar verirler. Bu kararı verirken işe alacakları son işçinin firmaya sağladığı getiri ile maliyetini karşılaştırırlar.

• Marjinal işçinin maliyeti ile getirisi arasında getirisi lehine ihmal edilebilecek kadar küçük bir fark dahi olsa kârını azamileştirmek isteyen işveren o işçiyi işe alacaktır.

• Bu nedenle denge istihdam kuralı istihdamın işçinin maliyeti (W) ile getirisinin (marjinal ürün geliri) birbirine eşit olduğu düzeyde yapılması olarak kabul edilir. Piyasa emek talep eğrisi nasıl elde edilir ve şekli nasıldır?

• Piyasa işverenlerden oluştuğuna göre piyasa emek talep eğrisi firmaların bireysel talep eğrilerinin toplanması ile elde edilir ve negatif eğimlidir.

• Piyasa emek talep eğrisi elde edilirken emek talebini etkileyen ücret dışındaki unsurlar sabit kabul edilir.

• Buna göre ücret oranında meydana gelen değişmeler talep eğrisi üzerinde sola veya sağa hareketle gösterilir ve emek talep miktarının azalması veya artması olarak isimlendirilir.

Uzun dönemde emek talep eğrisi nasıl elde edilir?

• Kısa dönemde sermaye faktörünün sabit, sadece emek faktörünün değişken olmasına karşılık, uzun dönemde firmalar sermaye faktörünü de arttırabilme imkanına sahiptirler.

• Firmaların uzun dönemde emek ve sermaye faktörlerinden ne kadar kullanacağı, (a) üretimde bu iki faktörün birbiri yerine kullanılıp kullanılmayacağına (b) faktörlerin nispi fiyatlarına bağlıdır.

• Uzun dönemde firmanın denge faktör kullanım miktarları eş-ürün eğrisinin eş maliyet doğrusuna teğet olduğu noktada belirlenir. Denge bir kez tespit edildiğinde, ücret oranını yükselterek bunun nasıl değişeceği analiz edilebilir. Bu analiz sonuçta uzun dönem emek talep eğrisinin elde edilmesini sağlayacaktır.

Kısa ve uzun dönem emek talep eğrileri arasındaki fark nedir?

• Kısa ve uzun dönem emek talep eğrileri arasında esneklik farkı vardır.

• Kısa dönemde emek talep eğrisi daha az esnek (inelastik), uzun dönemde ise daha az esnektir (elastik).

• Bunun nedeni ücret yükseldiğinde kısa dönemde emek talebi sadece ölçek etkisi sebebiyle azalırken, uzun dönemde ikâme etkisinin de devreye girerek emek talebinin daha fazla azalmasına neden olmasıdır.

Emek talebini etkileyen ücret dışı unsurlar nelerdir?

• Emek talep eğrisi, ücret oranı ile talep edilen emek miktarı arasındaki ilişkiyi gösterir. Oysa emek talebinin tek belirleyicisi ücret oranı değildir, başka unsurlar da bu konuda etkilidir.

• Ürün talebindeki, verimlilikteki, işveren sayısındaki değişmeler ile diğer üretim faktörlerinin fiyatları emek talebini etkileyen ücret dışı unsurlar arasında sayılabilir.

• Bu unsurlardaki değişmeler emek talebini arttırıyorsa eğrinin bir bütün olarak sağa, azaltıyorsa sola kayması ile gösterilir.

Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Çalışma Ekonomisine Giriş ve Temel Kavramlar

Konu Kasım 16, 2009 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Çalışma Ekonomisine Giriş ve Temel Kavramlar

Emek piyasalarını diğer piyasalardan ayıran özellikler nelerdir?

• Emek piyasasını mal ve diğer piyasalardan ayıran belki de en önemli özellik, emeğin istihdamının çalışan ve çalıştıran arasında kişisel bir ilişkiyi ifade etmesidir. Emek piyasası hakkında genellikle hem işveren hem de işçi bakımından bir bilgi eksikliği söz konusudur. Emek piyasasına arz edilen emek büyük ölçüde heterojenlik gösterir. Tek bir emek piyasası yoktur, farklı birçok iş için binlerce piyasa vardır. Emek piyasalarında grup ilişkilerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu piyasalardaki karar alıcı birimlerin başında gelen sendikaların davranışlarını belirleyen sosyal, siyasal ve ideolojik bazı etkenler mal piyasalarında yer alan firmaların davranışlarını etkileyen faktörlerden farklıdır. Emek piyasasında işçinin pazarlık gücü nispi olarak azdır. Genellikle bu piyasalarda güç alıcılar lehinedir.

Çalışma çağındaki nüfus ve aktif nüfus nedir?

• Çalışma çağındaki nüfus tanımlanırken, bir yaş sınırlamasından hareket edilir. Genellikle, bu çağın alt sınırı, zorunlu temel eğitimin bitişini ifade ederken; üst sınırı da emeklilik yaşına karşılık gelmektedir. Ülkeler arasında gerek zorunlu temel eğitimin süreleri ve gerekse emeklilik yaşları konusundaki farklılıklar çalışma çağındaki nüfusun uygulamada farklılaşmasına yol açmaktadır. Ancak, ülkeler arasında yaygın olan yaş sınırları 15-64 yaşları arasıdır. Yani, 15-64 yaşları arasındaki kişiler çalışma çağındaki nüfusu oluşturmaktadır.

• Aktif nüfus, çalışma çağında yani 15-64 yaş grubunda olup kurumsallaşmamış nüfustan oluşmaktadır. Kurumsallaşmamış nüfus, Devlet istatistik Enstitüsü’ne göre; “Okul, yurt, otel, çocuk yuvası,huzurevi, özel nitelikli hastane, hapishane, kışla ve orduevi gibi yerlerde ikamet edenlerle yabancı uyruklular dışındaki nüfustur”.

işgücü nedir?

• işgücü, bir ülkedeki emek arzını insan sayıyı yönünden ifade eden bir kavramdır. Başka bir tanımlama ile, bir ülkedeki nüfusun üretici durumda bulunan yani ekonomik faaliyete katılan kısmı dır. Çalışma çağındaki nüfustan, çalışmak istemeyenleri, çalışmasını engelleyen bir sakatlığı olanları, askerlik hizmetini yapanları, ev kadınlarını, öğrencileri ve mahkumlar gibi gözetim altında tutulanları çıkarıp; çalışma çağı dışında olduğu halde çalışmak zorunda olan çocuklarla yaşlıları eklersek sivil işgücüne ulaşılır. Kısaca, işgücü =

istihdam edilenler + işsizler.

Eksik istihdam nedir?

• Eksik istihdam, istihdamın sektörel dağılımı içinde tarımın ağırlıkta olduğu, ücretsiz aile işçilerinin yoğun olarak bulunduğu ve işsizlik sigortası uygulamasının bulunmadığı ülkelerde, işgücünün gereği gibi değerlendirilememesinden kaynaklanan önemli bir sorundur. işsizlik sigortasının bulunmadığı ya da sınırlı olduğu ülkelerde, kişiye işsiz kaldığında, geçimini temin edebilecek bir gelir düzeyi sağlanamamaktadır. Bundan dolayı da kişi, sahip olduğu eğitim ve niteliğe uygun olsun ya da olmasın veya elde edeceği ücret düzeyi ne olursa olsun çalışmak zorunda kalmaktadır. Böylece, kişi işsiz olmaktan

kurtulmakta, ancak bu kez de sorun eksik istihdam olarak ortaya çıkmaktadır.

işgücüne katılma oranı nedir?

• işgücüne katılma oranı, istihdam edilenlerle işsizlerin toplamının oluşturduğu işgücünün aktif nüfusa oranıdır. Bu oran, aktif nüfus içersinde işgücünün nispi ağırlığını gösterir.

Bağımlılık oranı nedir?

• Bir ülke nüfusunun tamamı tüketicidir, ancak çalışma çağındakiler hem tüketici hem de üreticidirler.Üretim-tüketim dengesini sağlamak için üretime katılanların kendileriyle birlikte katılmayanlara da yetecek kadar üretimde bulunmaları gerekir. Bunun ölçüsü bağımlılık oranıdır. Bağımlılık oranı, çalışma çağındaki kişilere bağımlı olan nüfusun kaba

bir ölçüsüdür.

Emek verimliliği nedir?

• Bir ülke nüfusunun tamamı tüketicidir, ancak çalışma çağındakiler hem tüketici hem de üreticidirler. Üretim-tüketim dengesini sağlamak için üretime katılanların kendileriyle birlikte katılmayanlara da yetecek kadar üretimde bulunmaları gerekir. Bunun ölçüsü bağımlılık oranıdır. Bağımlılık oranı, çalışma çağındaki kişilere bağımlı olan nüfusun kaba

bir ölçüsüdür.

Sonraki Sayfa »