Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti

Konu Mart 26, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti


Kurumlar vergisinde matrah, ilke olarak gerçek usule göre tesbit edildiği halde, yabancı ulaştırma kurumlarında, bunların özellikleri nedeniyle, matrahın götürü usule göre tesbit edilmesi kabul edilmiştir. Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı bunların Türkiye’de elde ettikleri hasılata uygulanacak emsal nisbetlerine göre hesaplanır. Tüzel kişiler belli amaçları gerçekleştirmek için kurulurlar. Bu amaca ulaşma imkânsız hale gelirse veya ortaklar mevcut şartlar altında bu amaca ulaşamayacaklarına karar verirlerse, infisah eder veya feshedilirse, kurum ortadan kalkar. Fakat bu şekilde sona erme ani olmaz. Çünkü mevcutların, alacakların paraya çevrilmesi, borçların ödenmesi ve kalanın ortaklara paylaştırılması gibi işlemlerin yapılması gerekir. İşte bu işlemlerin tümüne “tasfiye” denir. K.V.K.’nunda tasfiyeye girmiş kurumların vergilendirilmesi özel hükümlere tabi tutulmuştur. Bu kurumun diğer bir kuruma katılmasına veya birden fazla kurumun birleşerek yeni bir kurum meydana getirmelerine “birleşme” denir. Doğan kurum yeni bir tüzel kişilik kazanır. İnfisah eden kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanır. “Devir”, birleşmenin özel bir şeklidir. Kanunda belirtilen koşullar gerçekleşirse devir durumu meydana gelmiş demektir. K.V.K. bazı şartlar altında şirketlerin şekil değiştirmelerini “devir” hükmünde saymıştır. Tasfiye ve birleşme durumunda, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar namına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh edilen vergiler, tasfiye veya birleşme beyannamesi verme süresi içinde Vergi Dairesine yatırılır.

Emlak Vergisi Konu Özeti

Konu Mart 14, 2018 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Emlak Vergisi Konu Özeti


Emlâk Vergisi, Bina ve Arazi Vergisinden oluşmaktadır. Emlâk Vergisinin konusu Türkiye sınırları içinde bulunan binalar, araziler ve arsalardır. Verginin mükellefi bina, arazi ve arsaların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa emlâka malik gibi tasarruf edenlerdir. Gerek bina vergisinde gerekse arazi vergisinde ekonomik ve sosyal nedenlerle daimi ve geçici muafiyetlere yer verilmiştir. Her iki vergide de birer istisna yer almıştır. Bu istisnalar köylerdeki meskenlere ve arsalar hariç, arazilere tanınmıştır. Bina ve arazi vergisinde matrah, vergi değeridir. Vergi değeri emlâkın rayiç bedelidir. Rayiç bedel ise bina ve arazinin bildirim tarihindeki normal alım satım bedelidir. Vergi matrahı rayiç bedelden istisna ve muafiyetler düşüldükten sonra bulunan değerdir. Eğer istisna ve muafiyet yok ise matrah vergi değeridir. Bina vergisinde oran meskenlerde binde 1, işyerlerinde binde 2, arazilerde binde 1, araslarda binde 3’tür. Büyükşehir belediyelerinde oranlar %100 arttırımlı olarak uygulanır. Emlâk vergisi takdir olunan vergi değeri, esas alınarak tarh edilen bir vergidir. Emlâk Vergisi birincisi Mart, Nisan ve Mayıs aylarında, ikincisi de Kasım ayında olmak üzere iki taksit halinde ödenir.

Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi Konu Özeti

Konu Mart 6, 2014 tarihinde tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi Konu Özeti


Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi
Osmanlı imparatorluğu döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı malî sisteminde bugünkü anlamda bir bütçe uygulamasına rastlanmamaktadır. Mutlakiyetçi bir yönetimde, bütçe hakkına dayalı bir bütçeden bahsetmek söz konusu değildir. Bu dönemde bütçe ile ilgili olarak sadece merkezi devlet yönetimine ait gelir ve gider hesapları bulunmaktadır. Bunlar daha çok kesin hesap cetveli niteliğindedir.

• Tanzimat Fermanı’nda herkesten iktidarına göre vergi alınmasını, arpalık yöntemi yerine maaş sisteminin konulmasını, padişah hazinesi ile giderlerinin Maliye Hazinesi’ne mal edilmesi gibi bir çok mali hüküm bulunmasına rağmen bütçeden hiç bahsetmemiştir. Fermandan sonra 1876 Anayasasına kadar, bütçe ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan bazı bütçeler tam anlamıyla bütçe niteliği taşımamaktadır.

• 1876 Kanun-i Esasi’si, birçok maddesinde bütçe usullerini, gelirleri ve giderlerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Ülkemizde “bütçe hakkı”nın ilk kez kabul ve ifade edildiği belge 1876 Anayasası olmuştur. Bu Anayasa ile birlikte padişah, dönemin meclisinin bütçeyi onaylama hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu Anayasa’nın öngördüğü hükümler 2. Meşrutiyete kadar hayata geçirilememiştir. 2. Meşrutiyetten sonra çağdaş anlamda ilk bütçe hazırlanmış ve uygulanmıştır.

Cumhuriyet döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Ülkemizde bütçe hakkına uygun çağdaş bütçe kurumlarının, kurallarının ve yöntemlerinin gelişmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşebilmiştir. 1921 Anayasasında bütçeye ilişkin ayrıntılı hükümler yoktur. Sadece iki maddesi bütçe gelir ve giderlerine ilişkin genel hükümleri içerirmektedir. 1924 Anayasasında bütçe hakkına daha ayrıntılı yer verilmektedir. Bu Anayasa Büyük Millet Meclisi’nin, bütçenin incelenmesi ve onayı gibi görevlerini belirlemiştir. 1924 Anayasası’ndaki bu düzenlemeler bütçe hakkının tam ve açık ifadeleridir.

• 1961 Anayasası Osmanlı imparatorluğu, T.B.M.M. Hükümeti ve Cumhuriyet devri anayasalarının sahip olmadığı bir özellik sonucu ilk defa referandum (halkoyu) ile kabul edilmiş bir Anayasadır. Bu Anayasada TBMM’nin belirli bir dönem için bütçeleri onaylama
ve denetleme ile ilgili hükümleri bütçe hakkını vurgulamaktadır. 1982 Anayasası’da bütçe hakkı ile ilgili hükümleri düzenlerken, bütçe süreç ve uygulamasında farklı kuralları koymuştur. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre bütçeyle doğrudan ilişkili düzenlemeler daha ayrıntılı hale getirilmiştir.

İlgili aramalar:

  • akretim 3 snf kaytlar