Finansal Ekonomi – Finansal Sistem
Konu Ocak 2, 2010 tarafından Burak Zihni
4.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Bir ekonomide fon arz edenler ve talep edenler , yardımcı kuruluşlar , yatırım ve finansman araçları hukuki ve idari düzenin oluşturduğu yapıya FİNANSAL SİSTEM denir. Fon açığı olan ekonomik birimlerle fon fazlası olan ekonomik birimlerin arz/talep için karşılaştıkları ayrıca finansal varlıların alınıp satıldığı yerlerdir. Para Piyasaları(Mali piyasa) : Kısa vadeli (1 yıla kadar)fon arz ve talebin karşılaştığı piyasadır. Sermaye Piyasaları : Orta ve Uzun vadeli fon arz ve talebin karşılaştığı piyasadır. Paraya Çevrilebilirlik : Finansal varlığın para gibi kullanılabilmesi ve hazır satın alma gücübü ifade etmesidir. Likitide : Finansal varlığın kısa sürede ve düşük maliyetle paraya dönüştürülme özelliğidir. Bölüne bilirlik : Finansal varlığın en az hangi miktarda paraya çevrilebilineceğini gösterir. Faiz : Nakti sermayenin belili bir süre kullanımı karşılığında sermaye sahibine ödene bedele faiz denir(maliyet unsurdur , sermayenin bedelidir , makro den.sağ.önemli fak.,likitideyi etkiler) Nominal Faiz Oranı : Reel faiz oranı ile bu orana ilave edilen enflasyon ve risk primlerinden oluşur buna cari veya piyasa faiz oranıda denir. Reel Faiz Oranı : Enflasyon ve riskin olmaması durumunda oluşan faiz oranıdır(hazine bonosu) SPK : 1981 yılında 2499 sayılı kanunla yürürlüğe girdi. İMKB : 1985 yılında yeniden organize olarak faaliyete başlamıştır.
Devlet Bütçesi Ders Özetleri
Konu Kasım 20, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Devlet Bütçesi: Giriş
Devlet bütçesi nedir? Temel ilkeleri nelerdir?
• Devlet bütçesinin birçok tanımından ortaya çıkan ortak tanımın şöyle olduğu söylenebilir: Bütçe, kamu kurum kuruluşlarının belirli bir dönem için gelir ve giderlerini tahmin eden bunların yürütülüp uygulanmasına önceden izin veren hukuki bir belgedir. Devlet bütçelerinin temel özelliklerinin ise anayasalarda yer alması, gelir gider tahminlerini yansıtması, belirli bir dönem, genelde bir yıl, için tekrarlanması, bir kanun olarak nitelenmesi, giderlerin yapılması ve gelirlerin toplanması için yasama organının yürütme organına verdiği bir ön izin olması, yürütme organının bir tür icra programı niteliğinde olması ve uygulama sırasında ve sonrasında yürütme, yargı ve yasama organı tarafından denetlenmesi olduğu söylenebilir.
Klasik anlamda devlet bütçesinden başarmasını istediğimiz görevler nelerdir?
• Klasik anlamda devlet bütçelerin işlevleri, siyasi, hukuki, mali, iktisadi ve denetim yönündendir. Siyasi işlev, yasama organında parlamenterler ve siyasi partiler halkın isteklerini açıklamalarıyla ortaya çıkmaktadır. Hükümetler, vatandaşların isteklerini hükümet programları haline getirip bütçe aracılığıyla bürokrasiye uygulatmayı amaçlamış ve üstlenmiş bir siyasal girişimcidir. Hukuki işlev ise ilk olarak her ülkede bütçeye ilişkin temel yetkilerin, ilkelerin ve hukuksal sınırların ilgili ülkelerin anayasasında belirlenmesinde belirginleşir. Çünkü, yürütme ve yasama organlarının konuyla ilişkin karşılıklı yetki sınırlarını çizen kuralların anayasal çerçevede uygulamaya konulması istenir. Ayrıca; bütçe uygulamasında, kamu yönetimi birimleri ve vatandaşlar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar da yargı organları tarafından çözümlenmektedir. Bütçelemenin mali iktisadi işlevi kıt kaynakların en etkin bir biçimde kullanılması ve devletin giderleri için alternatif gelir kaynaklarının bulunmasını ifade etmektedir. Bütçenin denetim işlevi ise, kamu hizmetlerinin amaçları en iyi gerçeleştirecek biçimde kullanılıp kullanılmadığının ve amaçlara yönelik harcama ve gelirlerin yasalara uygun bir biçimde olup olmadığının araştırılması ve sonuçlarının ortaya konmasını içermektedir.
Modern anlamda devlet bütçesinden başarmasını istediğimiz görevler nelerdir?
• Modern bütçe işlevleri ise kaynak tahsisinde etkinliği, gelir dağılımında adaleti, iktisadi istikrarı ve kalkınmayı sağlamada bir araç olarak kullanılabileceği ile ilgilidir. Kaynak tahsisinde etkinliği sağlama, kamu ve özel sektörün üretimi ile sosyal faydanın en çok olması için çalışılmasını gerektirir. Sosyal faydayı en çoklaştırmak için kamu kesiminin hangi ihtiyaçları karşılaması gerektiği, hangilerini özel sektöre bırakmasının doğru olacağını araştırıp, bütçelerin buna göre düzenlemesi gerekmektedir. Gelir dağılımında adaleti sağlama işlevi de piyasa ekonomisine herhangi bir müdahale olmadığında gelir dağılımını bozucu etkiler yarattığı, dolayısıyla gelir dağılımını düzeltmede devlete bir iş düştüğü ile ilgilidir. Elbette bu adaletsizliği giderilmesinde devlet bütçeleri kullanılacaktır. iktisadi istikrarı sağlama işlevi, ekonomik konjonktürün yaratacağı olumsuz etkileri gidermeye yönelik olarak bütçelerin hazırlanmasını gerektirmektedir. iktisadi kalkınmayı sağlama işlevi, devlete ekonomik büyümeyi istenen düzeyde ve istikrarlı bir biçimde tutma görevi yüklemektedir. Bu görev, devlet bütçelerinin kaynakları ve harcamalarının büyüme ve kalkınmanın gerektirdiği biçimde kullanılmasıyla başarılabilir
Devlet Bütçesinin Tarihi Gelişimi
Demokratik parlamenter sistemle birlikte gelişen bütçe hakkı parlamentonun sahip olması gereken hangi ilkenin bir ifadesidir?
Gelişmiş batı ülkelerinde bütçe hakkının ulus temsilcilerine tanınması, demokratik parlamenter rejimin kurulması ya da bağımsızlığın kazanılması ile gerçekleşmiştir. Örnek alınan tüm ülkelerde bütçe hakkının tarihi gelişiminin temelinde vergi hakkı ile kamu harcamalarının yasama organınca onaylanması ve denetimi bulunmaktadır.
İngiltere’de bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?
ingiltere’de Magna Carta ile temelleri atılan vergileme hakkı, 1688 Haklar Bildirgesi ile kesinleşmiş, o tarihten sonra ingiltere’de vergileme yetkisine dayanan bütçe hakkı parlamentoca kullanılmaya başlanmıştır.
Fransa’da bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?
Fransa’da Genel Meclislere danışılarak alınan vergileme kararlarına 1614 sonrası yapılan aykırı uygulamalar 1789 Büyük Devrimle sonuçlanmış ve kabul edilen Anayasa ile bütçe hakkı meclise ait bir egemenlik hakkı halini almıştır.
Amerika Birleşik Devletlerinde bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?
ABD’de bütçe hakkı İngiltere’ye karşı verilen bağımsızlık mücadelesi sonunda elde edilmiştir. 1776’da ilân edilen Bağımsızlık sonrası 1791 Anayasası ile ABD’de bütçe hakkı yalnızca Kongreye ait bir yasama yetkisine dönüşmüştür.
Devlet Bütçesinin Dayandığı Temel İlkeler
Genellik ilkesi nedir?
• Genellik ilkesinde tüm gelirlerin bir ortak havuzda toplanması ve tüm harcamaların bu havuzdan yapılması esastır. Gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılmasında gayrisafi usul uygulanmalıdır. Gelir ve giderlerin eksiksiz olarak, birbirinden mahsup etmeden veya gelir arkasında gider ve gider arkasında gelir gizlemeksizin bütçeye yazılması bu ilkeye dayalı olarak yapılır. Genellik ilkesi ayrıca belirli gelir kaynaklarının belirli giderlere tahsis edilmemesini de gerektirmektedir. Bir başka deyişle, genellik ilkesinde ademi tahsis uygulamasına ihtiyaç vardır.
Birlik ilkesi nedir?
• Devletin bütün gelir ve giderlerinin görülmesine imkan verecek şekilde tek bir bütçenin olmasını sağlamaya çalışan bir ilkedir. Bu ilke ile devletin tüm gelir kaynakları ve tüm giderleri tek bir bütçede toplanmasını gerektirir. Ayrıca bu ilke kamu kuruluşlarının yürütmek istediği hizmet programları ve bunlara verilen ödenek miktarları hakkında kesin
bilgi edinilebilmesini ve denetimi kolaylaştıran bütçe ilkesidir.
Genellik ve birlik ilkeleri haricinde devlet bütçesinin dayandığı temel ilkeler nelerdir?
• Samimiyet ilkesi bütçe tahminlerinin gerçeğe en yakın tahmin edilmesidir. Doğruluk ilkesi gelir ve gider tahminlerinin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullara mümkün olduğunca uygun olmasını gerektirir. Anlaşılır olma ilkesi bütçeleri incelemek isteyen herkes tarafından kolaylıkla anlaşılacağı şekilde düzenlenmesi anlamına gelmektedir. Bölüm (program) bazında onaylama ilkesi, bir kuruluşun bütçe ödenekleri, yasama organında görüşülürken bölümler (programlar) itibariyle onaylanması ve yasalaşmasıdır. Yıllık olma ilkesi ise, ülkenin hasat dönemi, iklimler gibi doğal olayların akışı ile ekonomik faaliyetlerin planlanmasında ve hesaplanmasında uygun bir zaman ölçüsü olarak bir yıl görülmesi nedeniyle, gelir ve gider tahminlerinin yıllık yapılmasını gerektirir. Alenilik, açıklık ilkesi, bütçe ile ilgili tüm bilgilerin kamuoyunun kullanımına ve bilgisine hiçbir kısıtlama olmaksızın sunulmasını gerektirir. Denklik ilkesi bütçenin (gelir ve giderlerin birbirine eşit) denk bağlanmasını ve denk sonuçlanmasını gerektirir. Önceden izin ilkesi, harcama yapma ve gelir toplama yetkisinin, yasama organınca o mali yıl başlamadan önce yürütme organına verilmesidir. Tasarruf ilkesi ise, belirli bir parayla en çok işin yapılması veya bir işin en az maliyetle yapılmasını gerektirir.
Bütçe Sistemleri
Torba Bütçeleme sistemi nedir?
• Torba bütçelerde ödenekler oldukça geniş kapsamlı kategorilere göre tahsis edilir. Kategoriler biraz daha ayrıntıda her bir bakanlık veya daireye göre belirlenebilir. Bu bütçe sisteminde bakanlık veya dairenin ödeneği harcayacağı yerler konusunda bir kısıtlama yoktur. Bakanlık ve daire yöneticisine harcamaları yapama konusunda oldukça fazla takdir yetkisi tanımaktadır. Harcamaların nerelere yapıldığı ile ilgili bir kısıtlama olmadığında, bütçe uygulaması sonunda da harcamanın nerelere yapıldığı konusunda bilginin edinilebilmesi için ciddi denetim yapılması gerekir.
Klasik bütçe sistemi nedir?
• Klasik bütçe sistemi, kamu harcamalarının denetlemesini, israfların ve suiistimallerin önlenmesini amaçlamaktadır. Sistem tamamen kamu kesiminin satın alacağı girdilere yönelmekte ve bunları tahmin etmeye çalışmaktadır. Bir başka deyişle, devletin bir yıl sonra satın alacaklarının bir listesi yapılmaktadır. Klasik bütçeleme sistemi devletin örgüt yapısına göre ödenek tahsis etmektedir. Kuruluşun yaptığı iş ve hangi toplumsal ihtiyacı karşıladığı önemli değildir. Bir daire kurulmuş ve faal ise, o daireye belirli bir ödenek ayrılması kesindir.
Performans bütçe sistemi nedir?
• Performans bütçe sistemi, klasik bütçede olduğu gibi kullanılan kaynaklara değil, kamu kurumlarının faaliyetleri ile bunları başarmalarına göre ödenek tahsis etmektedir. Performans bütçeleme, faaliyetlerin maliyetlerini tahmin etmeye çalışır. Performans faaliyetlerin birim maliyetlerini çıkarmaya çalıştığı için, daha düşük maliyetle daha iyi hizmet üretimine olanak sağlar. Bütçe sisteminin yoğunlaştığı nokta girdilerden, kaynakların faaliyetlere nasıl kullanıldığına kaymaktadır. Bunun doğal sonucu ise yöneticilerin faaliyet sonuçlarını değerlendirilebilmesi ve hesap vermelerine olanak sağlanmasıdır.
Program ve Planlama Programlama Bütçeleme Sistemleri nedir?
• Program bütçeleme sistemi devletin öncelikle amaçlarını belirleyerek bu amaçlara yönelik tüm faaliyetlerini ve programlarını koordine etmeye çalışır. Kamusal amaca yönelik bu faaliyetleri, programları hangi kamu kurumunun yerine getirmekte olduğuna
önem vermez. Böylece farklı kamu kuruluşlarının programlarının koordine edilmesi ile kamusal hizmetler çok daha etkin bir biçimde görülecektir. Program bütçe kamu kurumlarının sosyal amaçlara olan etkilerini analiz etmeyi gerektirmektedir. Program bütçe sistemi toplum refahını arttırmanın nasıl mümkün olabileceğini ve amaca ulaşmak için hangi programlara ihtiyaç olduğunu belirlemeye, böylece bu programlar arasında koordinasyonu sağlamaya çalışır. Program bütçe, aynı amaca yönelik çalışan programları birleştirir. Böylece aynı işin yapılmasında kullanılacak fonlar arasında bir rekabet başlar.
• Birçok yazar program bütçe ile PPBS (Planlama Programlama ve Bütçeleme Sistemini)’yi eş anlamlı kullanmaktadır. Ancak PPBS, program bütçeden daha sonra gelişmiş ve program bütçeden daha kapsamlıdır. Daha sonra gelişmesi dolayısıyla program bütçe sistemini daha sistematik hale getirmiştir. Bütçeleme aşaması her iki bütçe sisteminde de aynıdır. PPBS toplumsal hizmetlerin ve ekonomik kaynakların tümü üzerinde çalışırken, program bütçe ise kamusal amaçların programlar olarak nasıl uygulamaya konulacağını araştırır.
Yeni Performans Bütçe sistemi nedir?
• Geleneksel performans bütçeleme sisteminde, çıktılar ve faaliyetler ön plandadır. Ancak bu çıktılar ve faaliyetler kamusal amaçlarla her zaman aynı olmayabilmektedir. Yeni performans bütçe kamu kurumlarının faaliyetlerinin ve çıktılarının sonuçlarını değerlendirir. Bu bütçeleme sistemi geleneksel performans bütçenin ve program bütçenin özelliklerini birlikte taşımaktadır. Sonuçlara odaklanma program bütçenin bir özelliği iken, performans ölçüleri ve değerlendirmeleri geleneksel performans bütçenin özellikleridir. Program bütçe ve PPBS’den ayrılan yanı, kamu örgüt yapısında değişiklik yapmayı gerektirmemesidir.
Bütçelerde Harcama-Gelir Tahminleri, Politika ve Program Analizleri
Bütçelerde gelir ve harcama tahminleri nasıl yapılmaktadır?
Ünitede harcama ve gelir tahminleri iki ana kategoriye ayrılarak açıklanmıştır: kantitatif (sayısal veya nicel) yöntemler, kalitatif (sayısal olmayan veya nitel) yöntemler. Nitel yöntemler subjektif esaslıdır ve tahmini yapan kişilerin değer yargılarına ve deneyimlerine dayanır. Nicel yöntemler ise subjektişikten uzak ve mümkün olduğunca objektif yöntemlerdir. Tahmin edilecek gelir veya harcama ile ilgili yeterli bilgiye sahip olunduğunda kullanılmaktadır. Geçmişe ait bilgilerin gelecekte de devam edeceği düşünülerek bilimsel yöntemlerle geçmiş verilere dayalı tahminler yapılmaktadır. Nitel yöntemlerden ilki yargıya dayalı tahmindir, kamu programları veya bazı yeni gelir kaynaklarıyla ilgili geçmiş bilgiler ve deneyim olmadığında kullanılır. Bir başka kullanım gerekçesi hizmetlerde ölçümlenmeyen faktörler bulunmasıdır. Matematiksel yöntemlerin ölçemediği durumlarda yargıya dayalı yöntem kullanılmaktadır. Yargıya dayalı yöntemin kullanımı kolay olduğu için ilk denenen ve diğer teknikler kullanmak olanaksız olduğunda ise son başvurulan bir tekniktir. ikinci nitel yöntem birim maliyet dayalı yöntemdir. Yöntem öncelikle tahminlere esas olacak birim maliyeti hesaplamaya çalışmakta daha sonra ise talep edilen miktar belirlenip toplam harcama miktarı belirlenmektedir. Nicel yöntemler ise yeterli düzeyde sayısal bilgiye sahip olunduğunda kullanılmaktadır. Bu sayısal verilerin gelecekte de aynı biçimde devam edeceği varsayımına dayalı olarak tahminler yapılmaktadır. Aksi takdirde daha çok nitel yöntemler kullanılmaktadır. Nitel yöntemler, zaman serileri ve nedensel tekniklerdir. Bu yöntemde, tahmin edilecek değişkendeki geçmiş yıl verilerini ele alınıp, bu verilere dayalı olarak belirlenen trendin aynen devam edeceği varsayılır ve buna göre tahmin yapılır. Yöntemde tahmin yapmak için sadece ilgili değişkenin verileri kullanılır. Zaman serisi tekniğinin kullanım maliyeti oldukça yüksek olabilmektedir. Zaman serisiyle yapılan tahminlerde geçmiş yıllar, içinde bulunan yıl ve geleceğe ilişkin verileri görüldüğü için anlaşılması oldukça kolaydır. Nedensel tahmin teknikleri ise nicel yöntemlerin bir diğeridir. Bu teknik, tahmin edilecekdeğişkeni etkilediği düşünülen başka değişkenler ile istatiksel ilişkilerini kullanarak tahmin yapmaya çalışır. iki örneği regresyon analizi ve ekonometrik modellerdir.
Devlet politikalarının ve programlarının belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde hangi ölçütler kullanılmaktadır?
Kamu politikalarında yapılacak değişiklikler veya yeni bir programa başlama gibi kararlar belirli ölçülere dayalı olarak alınabilir. Bunlar etkinlik, etkenlik, verimlilik ve eşitlik ölçüleridir. Etkenlik kamu programlarının amaçlarına ulaşma derecelerini vermektedir. Bu ölçü bir programın devam edip etmeyeceği, programda değişiklik yapılıp yapılmayacağı ile ilgili kararlarda kullanılır. Etkinlik ölçüsü alternatişer arasında karşılaştırma yapmayı veya kamu hizmetleri için gerekli fonların özel kesimde bırakılması halinde ortaya çıkacak fayda ile kamu kesiminin kullanılması halinde ortaya çıkacak faydanın karşılaştırılmasını gerektirmektedir. En az kaynakla, en fazla sosyal yararı sağlayan alternatifi araştırır. Verimlilik, kamu hizmetinde kullanılan girdi çıktı ilişkisidir. Verimlikte programın sonuçları ve etkileri dikkate alınmaz. Eşitlik ölçüsü, kamu hizmetinde elde edilen net faydaların bireyler arasındaki dağılımı ile ilgilidir. Bir başka deyişle çeşitli açılardan kamu programlarının gelir dağılımını nasıl etkilediği bu ölçü yardımıyla tahmin edilebilir.
Devlet politikalarının ve programlarının belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde hangi teknikler kullanılmaktadır?
Program analiz teknikleri çok çeşitlidir. Bu ünitede kamu kesiminde yaygın bir biçimde kullanılan teknikler açıklanmıştır. Bunlardan ilki fayda maliyet analizidir. Bir kamu hizmetinin, yatırım projesinin tüm sosyal faydaları ile tüm sosyal maliyetlerinin hesaplanıp karşılaştırılmasını gerektirir. Bu karşılaştırmaya dayalı olarak kararlar alınır. Bu teknikte maliyetler ve faydalar para birimi cinsinden ifade edilir. ikinci teknik maliyet etkenlik analizidir. Bu teknik kamu projesinin maliyetini parasal olarak ifade eder ancak sonuçları veya projenin çıktılarını parasal olarak ölçmez. Kamu projelerinin maliyetlerini hesaplamak kolayken, faydaları ölçümlemek oldukça zordur. Maliyet etkenlik analizi bu tür durumlarda kullanılır. Bu teknik alternatif projeler arasında karşılaştırma yapamaz. Bir başka teknik, yön eylem araştırmasıdır. Yön eylem araştırması, tekrarlanan işlerle ilişkili olarak bilimsel yöntemlerle karar alma tekniği olarak tanımlanabilir. Stratejik Analiz bir diğer program analiz tekniğidir. Stratejik analiz niteliksel bir tekniktir. Belirli stratejilere dayalı karar almayı gerektirir. Stratejik analiz kamu kurumlarının değişen ekonomik, sosyal, politik koşullara uyumlarının araştırılması ve geliştirilmesinde de kullanılabilmektedir
Bütçe Uygulaması, Devlet Muhasebesi
Mali yıl içersinde bütçe ödeneklerinde ne tür değişiklikler yapılmaktadır?
• Ödenekler bir tahmin oldukları için mali yıl içinde bazı ödeneklerin yetersiz kalması, bazılarında da ödenek fazlalarının oluşması halinde ödenek aktarmalarına başvurulur. Aktarma işlemi, bir hizmetin mevcut ödeneğinin eksiğinin, gereksinim duyulandan fazla ödeneğe sahip başka ödenekte karşılanmasıdır. Aktarmalar bütçe dengesini bozmazlar. Bazı ödenek değişiklikleri ödeneklerin artmasına neden olmaktadır. Ödenek artışlarına ödeneğin yetmemesi ve aktarma olanağının olmaması halinde yapılır. Ödenek artışları, bütçe dengesini bozan ekonomik ve mali sorunlar çıkarabilmektedir.
Hazinenin nakit işlemleri nelerdir?
• Mali yıl içersinde toplanan gelirlerle giderlerin yer ve zaman bakımından ahenkleştirilmesi ve bunun için yapılan işlemlere hazine işlemleri denir. Gelir ve giderlerin yer bakımından ahenkleştirilmesi, toplanan gelirlerin gereken miktarlarını ödemelerin yapılacağı yerlere dağıtmayı gerektirmektedir. Gelirler ve giderler mekan açısından uyumlu değildir. Bazı bölgelerde gelirler fazla, bazılarında daha az tahsil edilir. Giderler ise ülkenin her yerinde düzenli olarak yapılmaktadır. Hazine toplanan gelirlerin ihtiyaç duyulan yerlere yollanmasını sağlar. Gelir ve giderlerin zaman bakımından denkleştirmesi
de bir diğer nakit hareketidir. Gelirlerin toplanma zamanına göre bazı dönemlerde, yeterli nakit bulunmayabilir. Nakit ihtiyacını belirlemek ve bunları karşılayacak nakdi zamanında hazır bulundurmak hazinenin görevidir. Devlet gelirlerinin belirli dönemlerde tahsil edilmesi, giderlerin ise sürekli olması, gelir giderlerin zaman dengesinin bozulması na neden olur. Hazine bu uyumsuzlukları kısa vadeli borçlanma ile giderir.
Mali yıl içersinde kamu kurumlarının nasıl denetlenmektedir?
• Modern denetim, kamu kurumlarının hizmet götürdüğü insanların ihtiyaçlarının en verimli, etken ve ekonomik biçimde giderilmesi için önemlidir. Denetim kavramı, mali işlemlerin mali mevzuata uygunluğunu, bu işlemlerin doğru ve gerçek biçimde yapılıp yapılmadığını içermektedir. Kamu denetimi ayrıca, ekonomik ve etkenlik denetimiyle kaynak kullanımının etken olup olmadığını da araştırır. Günümüz modern denetim anlayışı program sonuçlarının değerlendirilmesini, bir başka deyişle, denetimini de kapsamaktadır. Kamu hizmetlerinin belirlenen amaçlara ulaşıp ulaşmadığını denetler.
Devlet muhasebesi nedir? Kayıt sistemleri nelerdir?
• Devlet muhasebe sistemleri şunlardır: Kameral muhasebe sistemi, bütçe ile ilgili rakamlar, gelir ve giderlerin tahakkukunu, tahsilatını bütçe tertibine göre veren bir sistemdir. Schneider muhasebe sistemi, kameral muhasebe sisteminde mahsup işlemleri ile bütçe dışında devletin borç ve alacak durumları gösterilmemektedir. Bu sistemde ise mahsup işlemleri ile bütçe dışı alacak ve borç hesaplarına da yer verilir. Constante muhasebe sistemi, bütçe hesaplarıyla birlikte malvarlığı hesaplarını ve gelir ve gider tahakkuklarını gösterir. Bu sistem, gelir ve gider tahakkuk aşamasında kayıt etme ilkesine göre kurulmuştur. Logismografi muhasebe sistemi, malvarlığı ile işletme hesaplarını birlikte göstermektedir. işlemleri hem tarih hem de konu itibariyle aynı anda kaydetmektedir.
Devlet muhasebesinde nakit ve tahakkuk esasları nelerdir?
• Devlet muhasebesinde nakit esasında kayıtlar, kasaya parasal bir giriş veya kasadan parasal bir çıkış fiilen gerçekleştiği zaman yapılmaktadır. Benzer biçimde gelir yükümlüden tahsil edildiği zaman gelir kaydı yapılır. Gelir tahakkuk etmesine rağmen, tahsil edilmemişse kayıt yapılmaz. Tahakkuk esasında ise muhasebe kayıtlarının tutulmasında işlemin tahakkuk ederek kesinleşmesi esastır. Harcama yapılırken, gider tahakkuk ettiğinde hesaplara kayıt düşülür. Gelir kaydında ise gelir tahakkuk ettiği anda kayıt yapılmaktadır
Türkiye’de Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi
Osmanlı imparatorluğu döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?
• Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı malî sisteminde bugünkü anlamda bir bütçe uygulamasına rastlanmamaktadır. Mutlakiyetçi bir yönetimde, bütçe hakkına dayalı bir bütçeden bahsetmek söz konusu değildir. Bu dönemde bütçe ile ilgili olarak sadece merkezi devlet yönetimine ait gelir ve gider hesapları bulunmaktadır. Bunlar daha çok kesin hesap cetveli niteliğindedir.
• Tanzimat Fermanı’nda herkesten iktidarına göre vergi alınmasını, arpalık yöntemi yerine maaş sisteminin konulmasını, padişah hazinesi ile giderlerinin Maliye Hazinesi’ne mal edilmesi gibi bir çok mali hüküm bulunmasına rağmen bütçeden hiç bahsetmemiştir. Fermandan sonra 1876 Anayasasına kadar, bütçe ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan bazı bütçeler tam anlamıyla bütçe niteliği taşımamaktadır.
• 1876 Kanun-i Esasi’si, birçok maddesinde bütçe usullerini, gelirleri ve giderlerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Ülkemizde “bütçe hakkı”nın ilk kez kabul ve ifade edildiği belge 1876 Anayasası olmuştur. Bu Anayasa ile birlikte padişah, dönemin meclisinin bütçeyi onaylama hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu Anayasa’nın öngördüğü hükümler 2. Meşrutiyete kadar hayata geçirilememiştir. 2. Meşrutiyetten sonra çağdaş anlamda ilk bütçe hazırlanmış ve uygulanmıştır.
Cumhuriyet döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?
• Ülkemizde bütçe hakkına uygun çağdaş bütçe kurumlarının, kurallarının ve yöntemlerinin gelişmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşebilmiştir. 1921 Anayasasında bütçeye ilişkin ayrıntılı hükümler yoktur. Sadece iki maddesi bütçe gelir ve giderlerine ilişkin genel hükümleri içerirmektedir. 1924 Anayasasında bütçe hakkına daha ayrıntılı yer verilmektedir. Bu Anayasa Büyük Millet Meclisi’nin, bütçenin incelenmesi ve onayı gibi görevlerini belirlemiştir. 1924 Anayasası’ndaki bu düzenlemeler bütçe hakkının tam ve açık ifadeleridir.
• 1961 Anayasası Osmanlı imparatorluğu, T.B.M.M. Hükümeti ve Cumhuriyet devri anayasalarının sahip olmadığı bir özellik sonucu ilk defa referandum (halkoyu) ile kabul edilmiş bir Anayasadır. Bu Anayasada TBMM’nin belirli bir dönem için bütçeleri onaylama
ve denetleme ile ilgili hükümleri bütçe hakkını vurgulamaktadır. 1982 Anayasası’da bütçe hakkı ile ilgili hükümleri düzenlerken, bütçe süreç ve uygulamasında farklı kuralları koymuştur. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre bütçeyle doğrudan ilişkili düzenlemeler daha ayrıntılı hale getirilmiştir.
1.Sınıf Genel işletme GENEL ders notları
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Aykut
1.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
İŞLETME GENEL NOTLAR-1
İşletme Bilimi: İşletmelerin kuruluşu, Finansman, üretim araçlarının sağlanması, üretilen mal ve hizmetlerin pazarlanması, örgütlenip, yönetil¬meleri ve parasal olayların İzlenmesi konulanın ele alıp inceleyen bilim dalıdır.
GEREKSİNME VE İSTEKLER
Ekonomik yaşamın ve ekonomik faaliyetlerin hareket noktasını insan gereksinimleri ve istekleri oluşturur.
Bazı gereksinme ve istekler yaşamsal önemdedir. Beslenme, barınma vb. Temel gereksinmelerin yanı sıra kişilerin mutluluğunu ve yaşama bağlılığını geliştiren pek çok gereksinme vardır. İnsan gereksinme ve istekleri uygarlığın gelişimine k9şut olarak gelişir.
Ülkenin ekonomik gelişme düzeyi, yeni teknoloji kullanımı, küresel¬leşme ve yeniliklerin uygulanma derecesi, gereksinmelerin karşılanma biçimini etkileyen unsurlardır.
Talep
İnsanların gereksinimlerini gidermek yönünde davranışta bulunması talebi doğ1ırur. Talep, satın alma gücü bulunan bireylerin ekonomik mal ve hizmetlere karşı gösterdikleri istekleridir.
Bir mala olan talepten söz edebilmek için şu koşulların bir arada olması gerekir:
a) Mala karşı duyulan gereksinme ya da istek
b) Malın karşılığını ödeme isteği
c) Karşılığı ödeyebilecek gelir düzeyi
Mal ve Hizmet
Mal: İnsan gereksinimlerini ve isteklerini gidermeye yarayan somut araçlara mal denir. Ekmek, peynir, kumaş, buzdolabı, torna tezgahı gibi.
Üretilmesi için çaba harcanıp harcanmaması açısından ele aldığımızda mallar ikiye ayrılır:
Ekonomik Olmayan Mallar (Serbest Mallar); Üretimi için hiçbir çaba ya da örgütlenme gerektirmeyen ve doğada hazır bulunan mallardır.
Soluduğumuz hava, gün ışığı, yağmur suyu v.b.
Ekonomik Mallar; Üretimi için emek harcanan mallardır.
Ekonomik malları iki ayrı ölçüte göre sınıflandırırız: Gereksinimleri giderme özellikleri yönünden ve malların dayanıklılığı ya da kullanım süreleri yönünden, Gereksinimleri giderme özellikleri yönünden ekonomik malları, tüketim malları ve üretim malları olarak ayırıyoruz.
Tüketim Malları: Son tüketicilerce kişisel ya da aile gereksinimlerini
karşılamak için istenirler. Ekmek, ayakkabı, çamaşır makinesi gibi.
Üretim Malları(Yatırım Malları): Başka bir malın üretilmesi için gerekli olan mallardır. İşletme binası, işletme donanımı, makineler, ham maddeler, işlenmiş maddeler bu sınıfa irer. Ekonomik malları, dayanıklılığı ya da kullanım süreleri yönünden,
dayanıksız mallar ve dayanıklı mallar olarak ayırıyoruz.
Dayanıksız Mallar Bir kez ya da kısa süreli kullanım sonucunda
tüketilip yok edilen mallardır.
Dayanıklı Mallar: Uzun süreli kullanımla y avaş yavaş yok edilen mal türleridir
Hizmet: İnsan gereksi nimlerini karşılayan, ancak somut olmayan çeşitli araçlara hizmet adı verilir. Toptancı ve perakendeci ticaret işlet¬ meleri, banka, banker, döviz büfesi, sigorta işletmeleri temel hizmet alanlarında çalışmaktadırlar.
Tüketim ve Tüketici
Tüketim: İnsan gereksinimlerini ve isteklerini karşılamak amacıyla üretilen mal ve hizmetlerin kullanımıdır. Gereksinme ve isteklerini karşı¬lamak amacıyla, mal ya da hizmetleri kullanan bireyler örgütler tüketicidir.
Tüketicileri de satın alma ve kullanma amaçları yönünden bölümlen¬direbiliriz.
Son Tüketici: Kişisel ya da aile gereksinimleri nedeniyle bir mal ya da hizmeti satın alan birey ya da kuruluştur.
Endüstriyel Tüketici; Üretim, yeniden satma ya da işletme kurma amacı ile satın almada bulunan bireyler ya da örgütlerdir.
Bireyin ekonomideki rolü iki yönlüdür. Tüketicilik ve üreticilik.
1. Öncelikle her birey tüketicidir ve herkes yaşamını sürdürebilmek için çeşitli düzeylerde mal ve hizmet tüketmek zorundadır.
2. Bireyin ikinci yönü üreticiliktir. Kişilerin mal ve hizmet tüketmeleri için, satın alma gücüne sahip olmaları gerekir.
Başarı Ölçütleri: Etkenlik ve İlgili Kavramlar
Etkenliği, teknik, ekonomik ve işletme biliminde olmak üzere başlıca üç anlamıyla ele alıyoruz.
Teknik Etkenlik, (1) İşletme faaliyetlerinin belirlenen niceliksel standartlara ulaşabilme derecesi, (2) belirli bir işi en ucuz yoldan yerine getirmek ya da belirli bir çıktıyı elden gelen en düşük girdi ile sağlayabil¬mektedir.
Ekonomik Etkenlik, işletmelerin ellerinde bulunan kıt kaynakların
en iyi biçimde kullanımına yöneliktir.
İşletme Biliminde Etkenlik, belirli birgirdi ile en yüksek çıktının
elde edilmesi, belirli bir çıktı düzeyinin en düşıik girdiyle sağlanabilmesidir.
Etkenlik İle İlgili Kavramlar
Verimlilik (Prodüktivite)
Verimlilik, üretimden elde edilen çıktıların fiziksel niceliklerinin üretimde harcanan girdilerin fiziksel niceliklerine oranıdır.
Verimlilik = Çıktı (Üretilen Mal veya Hizmetler) ! Girdi (İş gücü, Sermaye, Doğ. Kyn.)
Ekonomiklik (Rasyonellik) Üretimin satış tutarının, üretimin maliyet tutarına oranlamasıdır.
Karlılık (Rantabilite)
Belirli bir zaman kesiti içinde, işletme faaliyetleri tutarına oranlanmasıdır.
İşletme, insan gereksinimlerinin karşılanması için mal ve veya hizmet üretiminin gerçekleştirildiği hizmet birimidir. İşletmeleri kar amacı güden ve kar amacı gütmeyen olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Her türden küçük veya büyük özel işletmeler kar amacı güden işletmeye girerken bazı kamu sermayesiyle kurulmuş işletmeler (KİT’lerin bir bölümü, belediyenin kurduğu bazı işletmeler) kar amacı gütmezler.
Girişim ve Girişimci
Girişim: Başkalarının gereksinimlerini karşılamak Üzere, pazarı olan ve pazarda fiyatı oluşan ekonomik mal ve hizmetleri ortaya koymak ve sahibine kar sağlamak amacını güden bir işletmedir. Girişim işletmeye göre daha geniş anlamlı olarak ele alınmaktadır. Her girişim bir işletme olurken, her işletme bir girişim olarak nitelenemez. Bir birimin bir işletme sayılabilmesi için, insan gereksinimlerini karşılayıp ekonomik mal ve hizmetleri ortaya koymak amacıyla üretim araçlarının bir araya getirilip, sürekli didinmede bulunması, üretilen mal ve hizmetlerin başkalarının gereksinimlerini karşılaması, pazarının ve fiyatının bulunması gerekir. Girişimin temel amacı kar sağlamaktır.
Girişimci; Gereksinimleri karşılamak üzere iktisadi mal ve hizmet üretiminin gerçekleştirilmesi için Üretim faktörlerini bir araya getiren kişidir.
Girişimcinin temel özellikleri;
(1) Üretim araçlarını sağlayıp üretime yöneltme,
(2) ortaya çıkabilecek riskleri üstlenme olarak ele alınır. Giri¬şimci, düşünce, buluş ve yenilik alanlarında hareket sağlayan, itici bir güç taşıyan ve uygulayan kişidir. Girişimci, örgütünü yeni alanlara, yeni kuruluşlara, yeni fırsatlara yöneltir. Girişimcilerin işlevleri şöyle sıralanabilir, . Yeni ürünler ortaya çıkarmak ya da bilinen ürünlerin niteliklerini değiştirmek,
. Yeni üretim yöntemleri geliştirip, uygulamak,
. Endüstride yeni ve gelişmiş örgütlenmelere gitmek,
. Yeni pazarlara açılmak,
. Yeni girdi kaynakları bulmak,
. Yönetim ve çalışanlar arasındaki ilişkileri arttı_ak,
. İşletme ile kamu devleti arasındaki ilişkileri geliştirmek.
Yönetici
Yönetici, başkalarının gereksinimlerini karşılamak üzere mal ve hizmet üretimi için üretim faktörlerinin bir araya getirilmesini yöneten kişidir. Profesyonel yönetici bu işi ücret karşılığında yapar.
Yöneticinin girişimciden farkı kendi adına değil başka¬ları için yapması, kar etmemesidir.
Özel Girişim
Bireylerin, taşınır devlet müdahalesi olmak sızın kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda davrandığı bir sistemdir.
Özel girişim sistemlerinde 4 temel unsur vardır:
Özel mülkiyet hakkı, Bireylerin taşınır ve taşınmaz değerleri satın alma, sahip olma, kullanma ve satma hakkını belirler.
Seçme özgürlüğü, tüketici ve üreticilerin ekonomik kararlarındaki serbestliği ifade eder;
Kar elde etme, kaynaklarını riske. sokmak yatırıma girişenlerin, faaliyetler sonucunda oluşacak kar üzerinde hakkı olduğu anlamını taşır.
Serbest rekabet, iki veya daha fazla sayıda işletmenin aynı kaynaklara veya müşteri kitlesine yönelmesi durumunda ortaya çıkar.
İŞLETME GENEL NOTLAR-2
Amaçlar, işletmelerin ulaşmak istediği durumları ifade eder. Temel Amaçlar
İşletmelerde geleneksel olarak iki temel amaç ortaya çıkar. Kar elde etmek ve topluma hizmet.
Kar Elde Etmek;
Kar, bir işletmenin belirli bir dönem sonunda elde ettiği katıksız (net) gelirlerin toplamıdır. İşletmenin belli bir dönem sonunda elde ettiği toplam gelirler ile katlandığı toplam giderler arasındaki olumlu farktır. İşletmeler için gelişme ve büyüme göstergesidir. Üst yönetim için bir başarı değerlendirme ölçütü olan kar, çalışanlar içinde bir özendirme ve teşvik aracıdır.
Topluma Hizmet, İşletmeler yaşadıklar bulunur. .
Özel Amaçlar ¬
a) Uzun Dönemli Büyüme
b) Tüketicilere Nitelikli Mal Sunma
c) Çalışanlara Uygun ücret Verme
d) Toplumsal Sorumluluk: İşletmeler, karının bir bölümünü çeşitli toplumsal etkinliklere aktarmak zorundadır. İşletmelerin kültürel çalış¬malara öncülük etmesi, spor kuruluşları oluşturması sağlık ve güvenlik çalışmalarına girişmesi, eğitim-öğretim alanında etkinlik göstermesi toplumsal yönden olumlu bir izlenim ve katkı yaratma çabalarıdır. Günü¬müzde, doğal çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin en az düzeyde tutulması, toplumun ve işletmelerin büyük önem verdiği konudur.
İşletmelerin İşlevleri
İşletmelerde uygulanan işlevlere ilişkin ilk bilimsel yaklaşım, Yönetsel kuramın öncüsü Henry Fayol’un görüşlerini içerir. Fayol’un işletmelerde geçerli işlevleri: ..
• Yönetim Faaliyetleri
• Teknik ya da üretim faaliyetleri,
• Ticari faaliyetler (Satın alma, satış, pazarlama)
• Finansal işlemler (Gerekli fonların sağlanması ve yönetim)
• Muhasebe işlemleri (Envanter, gelir-gider hesapları)
• Güvenlik faaliyetleri olarak sıralanmıştır.
İşletmelerin işlevleri ile ilgili bir başka sıralamada şöyledir.
. Genel işlevler – Yönetim
. Türsel işlevler
. Temel işlevler – Üretim, Pazarlama
. Kolaylaştırıcı işlevler – Finansman, Personel
. Destekleyici işlevler – Muhasebe, Ar-Ge, Halkla ilişkiler, Ulaştırma,
Depolama
İşlevlerin hangilerinin uygulanacağı veya hangileri için ayrı bölümler açılacağı; üst yönetim yaklaşımı, üretim konusu, sektör özellikleri, işlet¬menin içinde bulunduğu özel koşullar, büyüklük gibi unsurların etkisi altında kararlaştırılır.
Üst yönetim yaklaşımı ve tercihleri, işlevlerin sayısı, öncelik sırası ve kapsamının belirlenmesinde temel bir etkendir. Bir mal üreten işletmede temel işlev üretimdir. Kalite kontrol, ar-ge ve değer destekleyici işlevlerde bulunur. Bir ticaret ya da pazarlama işletmesinde ise temel işlev, başka işletmelerce üretilmiş ürünlerin alınıp bu ürünlere gereksinme duyanlara ulaştırılması yani pazarlanmasıdır. Halkla ilişkiler, reklam, planlama, bunlara yardımcı işlevler de mevcuttur.
Üretilen Mal Ve Hizmet Çeşidi Yönünden
Endüstri işletmeleri, kullanılan girdileri fiziksel ya da kimyasal yönden eğişikliğe uğratarak yeni bir mala dönüştüren işletmelerdir.
Ticaret İşmeleri, malların toptancılığını, yarı toptancılığını ve
perakendeci_iğini yapan işletmelerdir.
Hizmet İşletmeleri, hizmet üreten ve pazarlayan her boyuttaki işlet¬melerdir.
Üretim Araçlarının Mülkiyetine Göre İşletmeler
Özel Kesim İşletmeleri, üretim araçlarının mülkiyeti özel kişilerin
elinde bulunan işletmelerdir.
Kamu Kesimi İşletmeleri, Sermayesinin tümü yada çoğunluğu devlete ya da kamu tüzel Yabancı Sermayeli İşletmeler, üretim araçlarının mülkiyeti başka ülke girişimcilerinin olan işletmelerdir.
İŞLETME GENEL NOTLAR-3
İşletme Kavramı
İşletme Bilimi, işletmeleri ilgilendiren iç ve dış olayların açıklanması, çözümlenmesi ve sistemleştirilmesinin yanında, işletmelerin toplum içindeki yerini belirleme işlevini görür. Ekonomik yaşamın ve ekonomik faaliyetlerin çıkış noktası insan gereksinme ve istekleridir. İşletmelerin temel işlevi değişik boyutlardaki insan gereksinme ve isteklerinin giderilmesidir. Gereksinmelerin değişimine ve gelişimine bağlı olarak işletmelerin ortaya koyduğu ürünler de yenilenir. İnsan gereksinmelerini giderme özelliğine sahip mal ve hizmetlere ekonomik mal ve hizmetler denir. Mal ve hizmetlerin üretimi için, emek, doğa, sermaye, teknoloji ve girişimci olarak sıraladığımız üretim faktörleri bir araya getirilir. İnsan gereksinme ve isteklerini gidermeye yarayan araba, kalem, televizyon gibi somut araçlara mal denir. Mallar değişik ölçülere göre sınıflandırılır. İnsan gereksinmelerini karşılamakla birlikte, somut olmayan araçlara hizmetler diyoruz. Oteller, bankalar ya da hastaneler hizmet üreten işletmelerdir. Mal ve hizmetlerin kullanımı ile tüketim ortaya çıkar.
Mal ya da hizmetleri bireysel gereksinmeleri için alanlara son tüketici, üretim, alıp satma ya da işletme kurmak amacıyla satın alanlara endüstriyel tüketici diyoruz. Satın alma gücü bulunan bireylerin ekonomik mal ve hizmetlere karşı gösterdiği satın alma işlevi talep olarak niteleriz. İşletme kavramının yaygın olarak kullanılan tanımı işletmeyi mal ve/veya hizmet üretimi için üretim faktörlerinin bir araya getirildiği ekonomik birim olarak açıklar. Özel girişim, bireylerin devlet müdahalesi olmaksızın; kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda davrandığı sistemdir. Temel unsurları, özel mülkiyet hakkı, seçme, özgürlüğü, kâr elde etme hakkı ve serbest rekabettir. Aşağıda kendimizi sınayalım bölümündeki soruları yardım almadan yanıtlamaya çalışınız. Bu sorulara yanıt verebiliyorsanız, bir sonraki Üniteye geçebilirsiniz. Ancak soruları yanıtlamakta zorlanıyorsanız, geriye dönerek bu bölümleri tekrar okuyun.
İşletmelerin Özellikleri
İşletmelerin amaçları, bir işletmenin ulaşmak istediklerini ifade eder.Amaçlar; ne, neden. ne zaman, nasıl,hangi kapsamda, nerede yapılacak sorularına verilecek yanıtları şekillendirir. İşletmelerin başarılı olmasında ve sağlıklı kararlar alınmasında temel koşul, ne yapılacağının bilinmesidir. İşletmelerin genel amaçları, kâr elde etmek, topluma hizmet etmek, işletmenin varlığını sürekli kılmaktadır. İşletmelerin özel amaçları, sosyal sorumluluk, çevrecilik,kaliteli ve nitelikli bir çalışma ortamı, çalışanlara daha iyi ücret, çevre koşullarına uyum,uluslar arası ilişkiler vb.olarak sıralanabilir. İşletmelerin işlevlerini genel veya özel amaçları şekillendirir.
Bu işlevler işletmenin belirli bölümlerinde gerçekleştirilir. Yönetim, üretim, pazarlama, finansman, personel, muhasebe, ar-ge, halkla ilişkiler, ulaştırma, depolama bunlardan başlıcalarıdır. Günümüzdeki gelişmeler, işletmecilik işlevleri ve uygulamalarında yenilikleri zorunlu kılmıştır. Klasik işlevlerin yanı sıra, çağdaş, global ve rekabetçi anlayışın gerektirdiği işlevler de büyük önem kazanmıştır. İnsan kaynakları, planlama, reklam ve promosyon, eğitim, kalite kontrol, uluslararası ilişkiler çağdaş işletmelerde sürdürülen işlevlerden bazılarıdır. İşletmelerde, yukarıda sözü edilen işlevlerden hangilerinin uygulanacağı ya da hangileri için ayrı bölümler açılacağı; üst yönetimin yaklaşımı, üretim konusu, sektör özellikleri, işletmenin içinde bulunduğu özel koşullar, büyüklük gibi unsurların etkisi altında kararlaştırılır. İşletmelerin çevresini oluşturan çıkar grupları ile ilişkisi, onların beklentilerini karşılama ve faaliyetleri yoluyla onları etkileme biçiminde ortaya çıkar. Her işletme, çevresindeki kişi veya kurumlara karşı sorumludur. Bu sorumluluğun gereği olarak bu kişi veya kurumların çeşitli beklentileri ve gereksinmelerini karşılamak zorundadır.İşletmelerin çevre ilişkileri ve sorumlulukları iç ve dış çevre olarak ayrılmıştır. İç çevre unsurları, işletmeyi doğrudan etkileyen ve karşılığında işletme faaliyetlerinden doğrudan etkilenen unsurlardır. İşletmelerin iç çevresinde yer alan temel unsurlar; sermaye sahipleri, yöneticiler ve yönetilenler yani çalışanlar ve onlardan kaynaklanan yönetim biçimi ya da örgüt kültürüdür. İşletmelerin dış çevresinde; devlet ve yasalar, tüketiciler, toplum yapısı ve kültürü, rakipler, tedarikçi işletmeler, diğer işletmeler ve tüm bu unsurların bir arada oluşturduğu piyasa koşulları yer alır.
İşletmeler birbirinden farklı yapı ve özelliklere sahiptir. İşletmelerin gruplandırılmasında geçerli olan ölçütler; mal ve hizmet türü, üretim araçlarının mülkiyeti, hukuki yapıları, ulusal kökeni, işletmeler arası anlaşmalar ve diğerleridir.
İşletmelerin Kuruluşu
İşletmelerin kuruluşunda alınacak kararlar, yatırımın kârlılığında önemli rol oynar. İşletmelerin kuruluşunda ilk olarak yatırım düşüncesi oluşur. Yatırımın yapılabilirliğini belirlemek üzere ekonomik, teknik, finansal, yasal ve örgütsel fizibilite çalışmaları yapılır. Bu çalışmalara dayalı olarak bir ön proje oluşturulur.
Ön proje, yatırıma ilişkin bütün bilgilerin ayrıntılarını kapsar ve yatırım kararı için temel bir göstergedir. Proje onaylandıktan sonra kesin projeye dönüştürülür ve sonraki aşamada yatırım gerçekleştirilir. Kesin üretim aşamasına geçilerek, yatırım süreci tamamlanır. İşletmelerin kuruluş yeri seçimi, üzerinde titizlikle durulması gereken bir diğer konudur. Kuruluş yeri seçiminde dikkate alınan etkenler; hammadde, ulaştırma, pazara yakınlık, işgücü, enerji ve yakıt, su, iklim koşulları, atıkların giderilmesi, özendirme önlemleri ve diğer etkenlerdir.
İşletmelerin Büyümesi
İşletmelerde bazı temel amaçlar vardır. Devamlılığı sağlama, kâr ve büyümedir. işletmeler çeşitli nedenlerle büyümeye zorlanırlar. Bazı işletmelerin büyümenin sağlayacağı yararlara karşın, getireceği sıkıntılar ve olumsuzluklar yüzünden büyümeye karşı isteksiz oldukları görülmektedir. Büyüme yaşayan her canlı varlık için doğal bir gelişmedir. işletmeler de canlı bir organizmaya benzediğine göre, kurulması ve büyüme sürecine girmesi doğaldır. işletmeler çeşitli nedenlerle büyümeye zorlanır. Büyüme bir işletmenin varlığı için son derece önemlidir.
Büyüme olmayan bir işletmede yaratıcı faaliyete yer verilemeyeceği için güçlü bir yönetim de olamaz. işletmelerde büyüme her yöneticinin temel düşüncesi olmakta ve her fırsatta büyüme olgusunu sağlamak için yollar aramasına neden olmaktadır. Büyümenin çevre , finansman , üretim ve pazarlama açısından incelenmesi söz konusudur. İşletmeler başlangıçta küçük bir işletme olarak kurulurlar. Çoğunlukla bir tek işletme olarak faaliyete başlanır ve bu işletmeler için işletme seviyesi ile şirket seviyesi aynı anlama gelir. Büyüme biçimlerinden birini seçmek için ele alınacak konulardan bazıları arasında işletmelerin mevcut durumu, işletmenin faaliyet gösterdiği endüstri alanı, üretilen mallara karşı olan talebin trendi, ekip işletmelerin büyüme modelleri ve ekonominin gidişi sayılabilir. İşletmelerde görülen en önemli büyüme çeşidi iç büyümedir. işletmenin kendi kaynaklarıyla büyümesi iç büyümedir. Dış büyüme, işletmenin iç kaynakları yeterli olmadığı durumda başvurduğu bir yoldur. Bazen işletmeler birleşme yoluyla büyürler. Tröstler, işletmelerin birleşmesinde en çok görülen örneklerinden biridir. Tröstte amaç, birleşerek pazarın daha geniş bir bölümüne sahip olmaktır. Tröstte birliğe giren işletmeler hukuki ve ekonomik bağımsızlıklarını kaybederler.
Konsernler tipik bir tekelleşme örneğidir. Konsernde amaç maliyet düşürmedir. Karteller tröstlerden çok farklıdır. Birleşerek tüketicilerin aleyhine çalışan ve kâr arttırmak için faaliyet gösteren birleşme yoludur. Bu özelliği nedeniyle, çok liberal ülkelerde bile yasaklanmaktadır. Kartelin çeşitleri arasında en başta fiyat kartelleri gelir. Burada amaç belli bir fiyatla malların kartele bağlı işletmeler tarafından satılmasıdır. Diğer kartel çeşitleri arasında bölge karteli, miktar karteli sayılabilir. Holdinglerde tamamen bağımsızlık kaybedilmez. Bu birleşmede amaç oy çokluğu sağlayarak bazı işletmelerin yönetimini ele geçirmektir. Farklı bir büyüme biçimi ise satın alma yoluyla büyümedir. işletmelerin pazarını genişletmek veya yeni pazarlar kazanmak amacıyla, tesisleri ve kaynakları uygun olan fakat başarılı bir şekilde çalıştırılamayan işletmelerin satın alınmasını ifade eder. işletmelerde küçülme 1980’li yıllardan sonra gündeme gelmiştir. Küçülme ile ilgili olarak, yanlış düşünceler, küçülmenin iyi anlaşılmasını engellemektedir. Özellikle ülkemizde küçülme, işletmenin olumsuz koşullara itildiğini veya işletmenin iş asa doğru gittiğini anımsatıyordu.
Bu kanı, büyüme ile ilgili varsayımlardan geliyordu. Küçülme için karar verme riskli bir iştir. Küçülme birçok sorunu da beraberinde getirir. Küçülme ile işletmeler bazı beklentilerin içine girerler. Bunlar giderlerin azalması, bürokrasinin azalması, hızlı karar alma, iletişimde açıklık, girişimciliğin gelişimi ve verimlilikte artıştır.
İş Ahlâkı ve Toplumsal Sorumluluk (Etik-Törel Kurallar)
Etik, insanlar için neyin doğru ve iyi olduğunun ortaya konmasıdır. Geniş anlamda etik, herhangi bir eylemin kabul edilebilir biçimde gerçekleştirilmesini sağlayan temel kurallar ya da değişkenlerdir.Etik ve yasalar her zaman için örtüşmez. Kimi konularda etik ve yasalar arasında tam bir uyum vardır. Kimi konularda ise etik ve yasalar arasında farklılıklar ortaya çıkar. İşletme kararları, kimi zaman etik olmayan ama yasal bir yapıya; kimi zaman etik ama yasadışı bir yapıya; kimi zamanda hem etik olmayan hem de yasal olmayan bir yapı ya dönüşebilmektedir. İşletmelerde etik açısından sorgulanacak davranışları; denetim dışı, görevde hatalı davranma, görevi kötüye kullanma, görevi bilinçli olarak sürekli kötüye kullanma olarak sıralayabiliriz.
Bu davranışların her biri, işletme için olumlu veya olumsuz sonuçlara yol açar. Toplumsal sorumluluk, toplumla işletmeler arasındaki bir toplumsal anlaşmadır. Buna karşılık etik bireysel karar almayı ilgilendiren ahlâk kurallarıyla ilgilidir. İşletme etiği, bireysel kararların ahlâki kurallar ve ilkeler üzerindeki etkisiyle ilgiliyken; toplumsal sorumluluk, örgütsel kararları ve bu kararların toplum üzerindeki etkileriyle bağlantılıdır. İşletmelerde etik çatışmaların nedenlerinin başında, bireysel değer yargıları ile çalışılan işin ve yaşanılan toplumun değer yargıları arasındaki çatışma gelir. Ayrıca, işin özellikleri ile örgüt kültürü arasındaki çelişki etik sorunlar yaratabilir. İşletmelerde temel etik sorunları; çıkar çatışmaları, içtenlik ve doğruluk, iletişim örgütsel ilişkiler konularında ortaya çıkar. Kişiler kendi kişisel çıkarlarını, örgütlerin önünde tuttuğunda çıkar çatışması ve etik sorunlar doğar.
İşletmelerin yönetimde doğruluk ve konusunda sapma olduğunda etik sorunlar doğar. İletişim eksikliğinden ya da zamanında bilgilendirilmemekten dolayı etik sorunlar yaşanabilir.Örgüt üyelerinin tüketicilere,girdi sağlayanlara,astlara, üstlere ve çeşitli kişileri karşı davranışlarından dolayı etik sorunlar yaşanabilir. Etik davranışların denetlenmesinde çeşitle teknikler geliştirilebilir. Bu amaçla stratejiler geliştirilmesinde izlenecek aşamalar; örgütleme, eş güdümleme, güdüleme ve iletişim olarak sıralanabilir.
Yönetim Kavramı
Yönetim ve yönetici kavramları başkalarına iş gördürme, başkaları aracılı¤ı ile işi başarma ve amaçlara ulaşmanın söz konusu oldu¤u her durumda kullanılmaktadır. Ailesel yönetim, siyasal yönetim ve profesyonel olarak özetlediğimiz üç yönetim türü birbirinden kesin sınırlarla ayrılmış de¤ildir. Bunların üçü de bir arada bulunabilir; ama önemli olan ekonomik gelişmeye paralel olarak bu türlerin etkinlik ve yaygınlık derecelerinin değişmesidir. Başkaları vasıtasıyla iş görme tanımına yani yönetime daha yakından bakarsak, bunun teknik, beşeri ve kavramsal olmak üzere üç boyutu olan bir faaliyetler topluluğu olduğunu görürüz.
Yöneticilerin sahip olması gereken teknik yetenek; yöneticinin doğrudan yönetmekle sorumlu olduğu alan hakkında gerekli bilgiye sahip olmasını ifade eder. Beşeri ilişkiler yeteneği; insanlarla işbirliği yaparak onları çalışmaya yönlendirme yeteneğidir. Kavramsal yetenek; işletmenin bütününe yönelik, politika ve stratejiler geliştirmeyi ifade eder. Yönetimin incelenmesi ise geçen yüzyılda başlamıştır. Yönetim olayına farklı yaklaşımlar klasik, neo-klasik ve modern olarak gruplanabilir. Klasik yöntemin teorisini Bilimsel Yönetim, Yönetim Süreci Yaklaşımı ve Bürokrasi olmak üzere ayrı akımlar halinde inceliyoruz.
Bilimsel yönetimde, üretim süreçlerinin plânlanması ve kontrolü; yönetsel teoride, hiyerarşik yapılanma ve bürokrasi modelinde bürokratik iç etkinliğe ilişkin kurallar önerilmektedir. Neo klasik teori, ağırlıklı olarak insan unsuru üzerinde durur. Modern teorinin temel yaklaşımı ise, olayları sistem bakış açısı ile ve çevre etkileşimi ile birlikte değerlendirmesidir.
Yönetim İşlevleri
Yönetim bir süreç olarak ele alınır. Bu süreç, bir yöneticinin belirli fonksiyonlarını açıklamak suretiyle konunun anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu ünitede ele alınan dört işlevler daha sonra kullanılan kavramlara bir temel oluşturmaktadır. Diğer bir deyişle, bu işlevler yönetimle ilgili kavramlara bir giriş olarak ele alınmaktadır. Yönetim işlevlerinin ayrı ayrı incelenmesi sadece analitik bir amaç taşımaktadır. Bu bölümleme işlevlerin birbirinden bağımsız oldukları anlamına gelmemelidir.Plânlama işlevi; amaçların ve politikaların oluşturulması ve açıklanması, programların saptanması, faaliyetler için yöntemlerin geliştirilmesi gibi ana başlıkları içerir. Örgütleme, işletmenin amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli faaliyetleri düzenlenmiş bir yapı içinde bütünleştirme; bu yapıyı nitelikli, yeterli iş görenlerle kadrolaştırma; ve bu iş görenlerin işlevlerini yerine getirmeleri için gerekli fiziksel ortamı sağlama sürecidir. Yöneltme, amaçlara ulaşmak için gerekli olan ayrıntılı faaliyetler konusunda, bireylere yol göstermeyi içerir. Denetim süreci, uygun olup olmadığını belirleme sürecidir. Amaçlara uygun olmayan sonuçlar için düzeltici önlemlere başvurulur.
İnsan Kaynakları Yönetimi
İnsan kaynakları yönetiminin ana konusu, üretim faktörlerinden biri olan emek, bir başka deyişle insandır. İnsan üretimin hem amacı hem de aracıdır. İnsan kaynakları terimi, bir işletmede en üst konumda bulunan yöneticiden en alt konumdaki vasıfsız işçiye kadar tüm çalışanları kapsar. Bu kapsama işletme dışında olan ve ilerde o işletmede çalışabilecek potansiyel işgücünü de dahil etmek mümkündür. İKY’yi işletmenin, insan kaynağının işletmeye ve bireyin kendisine yararlı olacak şekilde, yasal çerçeve içinde, etkin yönetilmesini sağlayan işlev ve çalışmaların tümü olarak tanımlayabiliriz. İKY, özde iki amacı gerçekleştirmeye çalışır. Bunlar:
• Çalışanların bilgi ve becerilerini en iyi biçimde kullanmalarını sağlayarak, onların işletmeye olan katkılarını en üst düzeye çıkarmak. Yani, çalışandan maksimum verim almak,
• İş yaşamının kalitesini yükselterek çalışanların sağlıklı ve güvenli bir ortamda, yaptıkları işten zevk almalarını sağlamak. İKY terimi, son 10 yılda kabul görmüş bir terimdir. Başlangıç noktası personel yönetimidir. Personel yönetimi anlayışından İKY anlayışına geçişteki etkenler şöyle özetlenebilir: Ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişmeleri, yetişkin insan gücünün artması, davranış bilimlerinde gözlenen gelişme, sendikacılığın gelişimi, çalışma koşullarını düzenleyen yasaların yürürlüğe girmesi, iş görenlerin eğitim ve kültür düzeylerinin yükselmesi, refah seviyelerinin artması, istek ve beklentilerin değişmesi, iletişim ve bilişim teknolojilerinin gelişimi. İKY, iş görenin verimliliğini artırmak ve çalışma yaşamının kalitesini yükseltmek çabası içindeyken iç ve dış çevrenin etkisi ve baskısı altında kalır. İç çevre faktörleri, işletmenin yapısından kaynaklanan, kontrol edilebilir faktörlerdir. Bunlar, bireysel nitelikler, iş nitelikleri,bireylerarası ilişkiler ve örgütsel özelliklerdir. Dış çevre faktörleri, işletmenin faaliyet gösterdiği çevreden kaynaklanan, kontrol edilemeyen faktörlerdir. Bunlar, dış kaynaklar, rakipler
ve yasalardır. İşletmelerde kurulacak olan insan kaynakları bölümlerinin amacı, İKY işlevlerini yürütmek ve diğer bölümlere bu konuda yardımcı olmaktır. İnsan kaynakları bölümü ve yöneticisinin günümüzde üstlenmesi gereken görevleri şöyle sıralayabiliriz.
• İşletmenin hedeflerine uygun insan kaynakları politikalarının saptanması için gerekli araştırmaları yapmak, bilgi ve önerileri üst yönetime sunmak,
• Belirlenen politikalara uygun program ve çalışmaları düzenlemek ve yürütmek,
•Bu program ve çalışmaları denetlemek ve değerlendirmek,
• İnsan kaynakları ile ilgili yenilikleri izlemek ve gerektiğinde uygulamak,
• İnsan kaynakları ile ilgili rutin işleri yürüterek diğer yöneticilerin işlerini hafif etmek
İnsan Kaynakları Yönetimi İşlevleri
İKY’nin iki temel amacı, çalışanlardan maksimum verim almak ve iş yaşamının kalitesini arttırarak çalışanların yaptıkları işten zevk almalarını sağlamaktır. Bu iki temel amacı gerçekleştirme yolunda İKY birtakım işlevleri yerine getirir. Çağdaş bir işletmede İKY Bölümünün üstlenmesi gereken bu işlevler:
Plânlama Kadrolama Değerleme ve ödüllendirme Yetiştirme ve geliştirme Endüstri ilişkileri Koruma ve geliştirme olarak sıralana bilir. İşletmenin bugün ve gelecekteki işgücü ihtiyacını sayı ve nitelik olarak belirlemeye çalışan kişi, bu işlevi yerine getirirken bazı araçlardan yararlanmak zorundadır. Bu araçlar; işgücü envanterleri ve personel dönüşüm oranıdır. İşgücü envanteri; İşletmenin personel arzını nitelik olarak irdeleyen bir çalışmadır, mevcut personeli birtakım kriterlere göre irdeleyerek insan kaynağının profilini ortaya çıkarır.
Plânlamacı, bu bilgilere bakarak gelecekteki insan gücü gereksinimini nitelik açısından ortaya koymaya çalışır. Personel dönüşüm oranı; belli bir dönemde çeşitli nedenlerle (ölüm, iş kazası, emeklilik, işten ayrılma vb.) işletmeden ayrılan personelin sayısını yüzde olarak gösterir. Genellikle bir yıllık dönemler için hesaplanır. Oran şöyle formüle edilir: İKY işlevlerinden biri olan iş analizlerinin en önemli özelliği, diğer İKY işlevlerinin yerine getirilmesinde önemli bir bilgi kaynağı oluşturmasıdır. İş analizleri; işletmede yapılan birbirinden farklı işlere yönelik bilgilerin tek tek toplanması, değerlenmesi ve yorumlanmasıdır. İş analizleriyle toplanan bu bilgiler daha sonra iş tanımları ve iş gerekleri haline getirilerek karar vericilerin kullanımına sunulur. İş analizleri işi yapan kişiyi değil, işi analiz eder.
Analiz bilgilerinden; İnsan kaynakları plânlamasında, İşi alınacak personelde aranması gereken niteliklerin belirlenmesinde, İşe yerleştirme, yükseltme ve atamalarda, Eğitime alınacak personelin belirlenmesinde, Personel değerleme ölçütlerinin saptanmasında, Adil bir ücret sisteminin oluşturulmasında yararlanılır. İşe alma işlevi işletmeler açısından büyük önem taşır. İşletmeler, yaşamlarını sürekli kılmak ve rekabette üstün duruma geçmek istiyorlarsa doğru işlerde doğru kişileri çalıştırmak zorundadırlar. Bu cümlenin anlamı şöyle formüle edilebilir:
İşin gerekleri = Personelin nitelikleri
Bu eşitliğin en az hata payı ile sağlanamaması, yanlış kişilerin işe alındığı anlamına gelir. Personel seçiminin başarı göstergesi, yeni alınan personelin en kısa sürede beklenen performans düzeyine gelmesidir. İşe alma iki aşamalı bir işlevdir. Bu aşamalar iş gören bulma ve seçmedir. İşletmelerde iki farklı eğitimden söz edilebilir. Birincisi, işletmeye yeni alınan personelin işe ve işletmeye alıştırılmasına yönelik çalışmalardır. Bu çalışmalar işe alıştırma (oryantasyon) kapsamında ele alınır.
Diğeri ise eski personelin daha üretken olmasını hedefleyen eğitim faaliyetleridir. Performans değerleme başka bir adla personel değerleme, personelin işinde gösterdiği başarı derecesinin, yaptığı işin gereklerine göre saptanmasıdır. Performans değerleme başarılı ve başarısız personeli biri birinden ayırmak amacıyla yapılır
Pazarlama İlkeleri
Günümüz iş hayatında pazarlama; kendine özgü prensipleri ve diğer bilimlerle de ilişkisi olan bir disiplin olarak bilinir.Gerçekte pazarlama işletmecilik konusudur ve işletmenin diğer faaliyet alanlarıyla doğrudan ilgilidir. Aynı zamanda tüketici davranışlarıyla yakından ilgilenir. Pazarlama rekabetçi bir ortamda müşteri istek ve ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetlerin sağlanmasında yapılması gereken faaliyetlerin yerine getirilmesiyle ilgili bir işletme felsefesidir. Pazarlamanın bir işletmecilik disiplini olarak yer alması yenidir. Başta işletmeler olmak üzere insanlar pazarlama uygulamaları içinde yer alırlar. İşletmelerde pazarlama yönetimine olan ihtiyacı kavrayabilmek için pazarlamanın gelişimini, toplumdaki rolünü, son yıllarda pazarlama düşüncesinde meydana gelen gelişmeleri, pazarlamayı ilgilendiren faaliyetleri ve bunların pazarlama yönetiminde nasıl uygulandığını bilmekte yarar vardır.
Bu ünitede, pazarlamanın belirli faaliyetleri kapsayan bir süreç olduğuna ve bugünkü konumuna gelinceye kadar hangi değişiklikleri geçirdiğine değinildi. Pazarlama faaliyetleri birçok değişkenin etkisi altında yürütülür. Bu değişkenlerden işletme yönetiminin denetimi altında bulunanlara “pazarlama karması-4P”, yönetimin denetleyemediği değişkenler ise “pazarlamanın çevre koşulları” olarak adlandırılır. Pazarlama karması değişkenleri ile çevre faktörlerinin bir arada düşünülmesi işletmeyi pazarlama sistemi olarak ele almamızı gerektirir. İşletmeler faaliyette bulunacakları pazarlar hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar.
Bu tür bilgileri elde etmek için pazarlama bilgi sisteminden ve pazarlama araştırmasından yararlanırlar. Tüketicilerin satın alma davranışları, bireylerin bir ürünü satın almalarında ve kullanmaları sırasında düşündükleri üzerinde durur. Pazarlama faaliyetlerinin başarısı, tüketicilerin satın alma davranışlarının anlaşılmasına ve analiz edilmesine bağlıdır.
Ürün ve Fiyatlama
Ürün dokunulur ve dokunulmaz niteliklerin oluşturduğu bir bütündür. En genel anlamda belirlenen ihtiyaçları karşılayan işletme sunumları olarak tanımlanabilir. Ürün kavramını üç boyutta ele alabiliriz: Çekirdek ürün, tüketicinin bir ürünü satın alırken neyi satın aldığını ifade eder. Somut ürün, çekirdek ürünü tamamlayan şekil, marka ve ambalaj gibi niteliklerden oluşur. Zenginleştirilmiş ürün, mamulle birlikte sunulan veya işletmenin pazarlama sistemini sağladığı ek yarar ve hizmetler bütünüdür. Ürünleri değişik ölçülere göre gruplandırırız. Bunların başlıcaları dayanıklılık durumlarına göre ve hedef alınan kitleye göre yapılan gruplandırmalardır. Dayanıklılık durumuna göre mallar; dayanıksız, dayanıklı mallar hizmetler olarak ele alıyoruz. Hedef alınan kitle ya da Pazar bölümüne göre; tüketim malları ve endüstriyel mallar olarak gruplandırma yapılır. Birden fazla ürün üreten işletemeler de bir ürün karması mevcuttur. Ürün karması, üretici işletme tarafından satışa sunulan ürün dizilerinden oluşur.
Ürün karmasını oluşturan ürün dizisi ise, ürün karması oluşturan çeşitlerin ve işlevlerin aynı olması, aynı tüketici grubuna aynı tür aracı işletmelerce satılması ya da belirli bir fiyat ölçüsünde olması nedeniyle yakın ilişkisi olan bir grup maldır. Yeni mallar dört biçimde ortaya çıkar: Bir benzeri olmayan, gerçek anlamda mallar; pazar için yeni mallar; işletme için yeni mallar ve pazarda olan bir malın yerini alan mallar. Ürün yaşam eğrisi, ürün satış tarihçesini grafik olarak gösterir. Ürün yaşam eğrisi; giriş, gelişme, olgunluk ve gerileme olmak üzere dört aşamadan oluşur. Giriş aşaması,ürünün pazarda ilk kez yer aldığı, satışların çok az ve kârlılığın negatif olduğu aşamadır. Gelişme dönemi, satışların hızla arttığı, kârlılığın en üst düzeye ulaşarak ardından gerilemeye başladığı dönemdir. Olgunluk döneminde, satışlar azalma eğilimi gösterir ve pazarda rakiplerin sayısı artar. Ürün yaşam eğrisinin son aşamasında ise, satışlar ve kârlılık artan hızla azalmaya devam eder. Markalama ve ambalajlama ürüne ilişkin özelliklerdir. Marka, bir ürünü diğerlerinden ayırmak için kullanılan bir isim, sözcük, tasarım, sembol ya da bunların bileşimidir. Ambalajlama, üretilen malların pazarlanmasında önemli yeri olan ekonomik faaliyetlerdendir. Ambalajlamanın; motivasyon, kolaylık ve koruma olmak üzere üç temel işlevi vardır.
Ürünlerin fiyatlandırılmasında, işletme içi ve işletme dışı faktörler etkilidir. İşletmelerin uyguladığı başlıca fiyatlama yaklaşımları; maliyeti temel olan fiyatlama, pazarı temel alan fiyatlama ve rekabeti temel alan fiyatlamadır. Yeni ürünlerin fiyatlamasında uygulanan başlıca yöntemler ise, pazarın kaynağını alma ve pazara nüfuz etme yöntemleridir.
Pazarlama Kanalları ve Tutundurma
Ürünlerin üretilmesinden ve fiyatlandırılmasından sonra sıra dağıtımına gelir. Ürünün özellikleri ne kadar iyi olursa olsun, tüketiciye uygun yerde ve zamanda ulaştırılamayan ürün bu özelliklerini yitirecektir. Dağıtım bu anlamda zaman ve yer faydası yaratarak bu olumsuzluğu ortadan kaldırır. Dağıtım kanalları gazın ve suyun aktığı boru yollarına benzetilebilir. Ürün ve hizmetlerin üreticiden aracıya doğru iletilmesini olanaklı hale getirir. Dağıtım kanalları, ticari ilişkilerin, ürünlerin zilyetlik ve mülkiyetinin üreticiden nihai tüketiciye geçişinin olanaklı kılınmasında sistemin etkili birimlerinden oluşur. Üretimin ve tüketimin sınırlı olduğu, insan ihtiyaçlarının basit ürünlerle ve tekdüze karşılandığı dönemlerde alıcılar, ürün bilgilerini kolaylıkla elde edebiliyor, alıcı ile işletme arasında bir iletişim sorunu yaşanmıyordu.
Ancak ekonomik yaşamdaki gelişmelere bağlı olarak pazarın büyümesi, ihtiyaçların daha fazlalaşması ve bu ihtiyaçları karşılayacak ürün çeşitlerinin artmasıyla birlikte işletmeler ile alıcılar arasında bir iletişim sorunu ortaya çıktı. Bu iletişim sorunu ise işletmeler tarafından yerine getirilen tutundurma faaliyetleriyle giderilmektedir. Tutundurma, tüketicilerin satın alma kararlarını etkilemek amacı ile onları bilgilendirmeyi ve ikna etmeyi amaçlayan eylemlerdir. Tutundurma faaliyetlerini yerine getirmekle, işletme, doğru malın doğru biçimde fiyatlanarak doğru yerlerde satışa sunulduğunu, alıcılara bildirir.
Üretim Sistemleri ve Yönetimi
Üretim sistemi, makine, araç-gereç, malzeme, enerji, işgücü, zaman gibi girdileri, mal ve hizmet şeklindeki çıktılara dönüştüren ve sonuçları geribildirim kanalıyla görüntüleyen bir süreçtir. Üretim sistemi, işletmenin iç ve dış çevresiyle etkileşim içindedir. Üretim sistemini, ekonomi, devlet düzenlemeleri, rekabet, teknoloji ve di¤er dış çevre koşulları olumlu ve olumsuz biçimde etkiler. Üretim süreci, girdileri, dönüşüm sürecini, çevre etkilerini görüntüleyen, standartlarla karşılaştırıp girdiler üzerinde, dönüşüm süreci üzerinde ve çıktılar üzerinde düzeltici kararlar alınmasını sağlayan alt sistemlerden oluşur. Girdileri, işletmenin hedef pazarına uygun çıktılara dönüştürmekten sorumlu olan üretim yönetimi, bütün örgütlerin en temel işlevlerinden biridir. Üretim yönetimi kavramı; üretim stratejisi, dönüşüm sürecinin tasarımı, stok kontrolü, üretim planlaması ve programlaması gibi birçok alt konuyu içerir.
Üretim yönetiminin pazarlama, finans, muhasebe, personel, yönetim bilgi sistemi ve mühendislik gibi diğer işlevleriyle çok yakın ilişkileri ve etkileşimleri vardır. Ancak, üretim yönetimi, diğer işlevlerden farklı olarak, işletmenin aktif varlıklarının yaklaşık %80’inden ve insan kaynağının % 60-80’inden sorumludur. Üretim sisteminin temel öğesini, dönüşüm süreci oluşturur.
Dönüşüm sürecinde girdiler, şekil değişikliği, taşıma, depolama, denetleme gibi birçok faaliyet sonunda ilk durumlarından daha fazla bir değere (katma değer) dönüşür. Hizmetlerin üretim süreci, malların üretim sürecinden önemli ölçüde farklılıklar gösterir. Hizmetler, mallara oranla daha soyuttur, tüketicilerin yüksek oranda katılımını gerektirir, üretilirken tüketilir, depolanamaz, emek, yoğun nitelik ve kendine özgü kalite özellikleri taşır. Türkiye’de mal üretiminde ve malların kalitesinde tüketici sızlanmaları oldukça azalmıştır. Buna karşılık, hizmet üretiminden, hemen her alanda yakınmalar vardır. Türkiye, dünya standartlarında hizmet üretemediği için halkın tepkisi ve mutsuzluğu artmaktadır. Tek üretim, parti üretimi, akıcı üretim, sipariş üretimi, sürekli üretim, kitle üretimi, grup teknolojisi ve sıfır stoklu üretim, başlıca üretim sistemleridir.
JIT sisteminde, işletmeye malzeme satanlarla işletmenin proje takımlarının birlikte hareket etmeleri sağlanmalıdır. Satıcılar da sisteme dahil edilerek, girdi kalite kontrolünde ve JIT programlarının hazırlanmasında ortak hareket edebilmelidirler. JIT sistemi, planlamadan daha çok kontrole ağırlık verir. Planlama zaman israfına yol açar. Oysa, iyi bir kontrolle değişikliklere kolayca uyum sağlanmıştır. Basit gözle kontrol sistemleri, karmaşık bilgisayar destekli kontrol sistemlerine tercih edilir.
Üretim Sistemlerinin Tasarım Kuruluş ve İşleyişi
Üretim sistemi, makine, araç-gereç, malzeme, enerji, işgücü, zaman gibi girdileri, mal ve hizmet şeklindeki çıktılara dönüştüren ve sonuçları geribildirim kanalıyla görüntüleyen bir süreçtir. Üretim sistemi, işletmenin iç ve dış çevresiyle etkileşim içindedir. Üretim sistemini, ekonomi, devlet düzenlemeleri, rekabet, teknoloji ve di¤er dış çevre koşulları olumlu ve olumsuz biçimde etkiler. Üretim süreci, girdileri, dönüşüm sürecini, çevre etkilerini görüntüleyen, standartlarla karşılaştırıp girdiler üzerinde, dönüşüm süreci üzerinde ve çıktılar üzerinde düzeltici kararlar alınmasını sağlayan alt sistemlerden oluşur. Girdileri, işletmenin hedef pazarına uygun çıktılara dönüştürmekten sorumlu olan üretim yönetimi, bütün örgütlerin en temel işlevlerinden biridir. Üretim yönetimi kavramı; üretim stratejisi, dönüşüm sürecinin tasarımı, stok kontrolü, üretim planlaması ve programlaması gibi birçok alt konuyu içerir.
Üretim yönetiminin pazarlama, finans, muhasebe, personel, yönetim bilgi sistemi ve mühendislik gibi diğer işlevleriyle çok yakın ilişkileri ve etkileşimleri vardır. Ancak, üretim yönetimi, diğer işlevlerden farklı olarak, işletmenin aktif varlıklarının yaklaşık %80’inden ve insan kaynağının % 60-80’inden sorumludur. Üretim sisteminin temel öğesini, dönüşüm süreci oluşturur.
Dönüşüm sürecinde girdiler, şekil değişikliği, taşıma, depolama, denetleme gibi birçok faaliyet sonunda ilk durumlarından daha fazla bir değere (katma değer) dönüşür. Hizmetlerin üretim süreci, malların üretim sürecinden önemli ölçüde farklılıklar gösterir. Hizmetler, mallara oranla daha soyuttur, tüketicilerin yüksek oranda katılımını gerektirir, üretilirken tüketilir, depolanamaz, emek, yoğun nitelik ve kendine özgü kalite özellikleri taşır. Türkiye’de mal üretiminde ve malların kalitesinde tüketici sızlanmaları oldukça azalmıştır. Buna karşılık, hizmet üretiminden, hemen her alanda yakınmalar vardır. Türkiye, dünya standartlarında hizmet üretemediği için halkın tepkisi ve mutsuzluğu artmaktadır. Tek üretim, parti üretimi, akıcı üretim, sipariş üretimi, sürekli üretim, kitle üretimi, grup teknolojisi ve sıfır stoklu üretim, başlıca üretim sistemleridir.
JIT sisteminde, işletmeye malzeme satanlarla işletmenin proje takımlarının birlikte hareket etmeleri sağlanmalıdır. Satıcılar da sisteme dahil edilerek, girdi kalite kontrolünde ve JIT programlarının hazırlanmasında ortak hareket edebilmelidirler. JIT sistemi, planlamadan daha çok kontrole ağırlık verir. Planlama zaman israfına yol açar. Oysa, iyi bir kontrolle değişikliklere kolayca uyum sağlanmıştır. Basit gözle kontrol sistemleri, karmaşık bilgisayar destekli kontrol sistemlerine tercih edilir.
İşletme Bilgi Sistemi
Küresel işletmecilikte bilgisayar, bilgi işlem, bilgi ve iletişim, bir rekabet koşulu durumuna gelmiştir. Bilgi gereksinimini
hızlı bir şekilde karşılayamayan işletmeler, önemli ölçüde rekabet zayıflığına düşmektedir. İşletmenin iç ve dış çevresiyle olan her tülü etkileşimleri, çeşitli bilgi sistemleriyle denetim altına alınır. İşletim bilgi sistemleri, işletmenin çevresi, işletmenin girdileri, işletmenin süreçleri ve işletmenin çıktılarıyla, işletmenin yönetim birimleri arasında, her türlü iletişimi sağlar. Veri, bilgiye ulaşmak için yapılan gözlemlerdir. İşletme kararları alınırken, veriler değil, verilerin süreçlenmesi sonunda ortaya çıkan bilgiler kullanılır. Dolayısıyla, veriler bilgilerin hammaddesi olarak görülebilir. Verilerin derlenmesi ve bilgiye dönüştürülmesi, işletmelere, planlama, uygulama ve denetim yapma olanağı sağlar. İşletmeler, stratejik amaçlarla, işlem amacıyla ve denetim amacıyla bilgiye gereksinim duyarlar. Verilerin bilgi haline gelmesini sağlayan işlemler dizisine, bilgi işleme denir. Bir süreç olarak bilgi işleme, kaydetme, sınama, sınıflandırma, düzenleme, özetleme, matematiksel veya mantıksal hesaplama, saklama, erişme, çoğaltma ve iletme aşamalarından oluşur. Küresel işletmecilikte, bilgisayar destekli bilgi sistemleri yürürlüktedir. Bilgisayar destekli bilgi sistemi, bilgisayar olanaklarıyla işletmenin bilgi gereksinmesini karşılayan bütünleşik bir yapıdır. Donanım, yazılım, uzman bilgisayar
personeli ve veri tabanı, elektronik bilgi sisteminin başlıca öğelerdir.
İşletme yönetiminin bilgi gereksinimini karşılamak için, verilerin derlenmesi, sınıflandırılması, veri tabanlarının oluşturulması, verilerin bilgiye dönüştürülmesi ve ilgili birim
ve kişilere ulaştırılması işlevine, bütünleşik işletme bilgi sistemi denir. İşlem süreçleme bilgi sistemi, karar destek sistemi, yapay zeta, uzman sistemler, son kullanıcı bilgi sistemi, bütünleşik işletme bilgi sisteminin başlıca alt sistemleridir. İşletme işlevleri bilgi sistemi, pazarlama, üretim, insan kaynağı, finans, üst yönetim gibi işletme işlevlerini destekleyen çeşitli bilgi sistemlerini içerir. Günümüzde, bilgilerin girilmesi, işlenmesi, depolanması ve ulaştırılması teknolojileri, dünya ölçüsünde bütünleştirilmiş ve birbirine bağlanmıştır. Böylece, işletmeler, dünyanın her yerindeki bilgiye elektronik araçlarla erişebilmekte ve istediği bilgiyi aynı yöntemle istediği adrese ulaştırabilmektedir. İşletmeler, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için, çağdaş iletişim olanaklarını kullanmak durumunda kalmışlardır. Bu olanakların en başında ofis otomasyonu, internet ve intranet gelmektedir.
Geleneksel ofislerde, bürolarda ya da iş yerlerinde yapılan işlerin, elektronik araçlarla yapılmasına ofis otomasyonu denir. Dünyadaki bilgisayarların birbirine bağlanmış durumuna, internet veya uluslararası ağ denir. İşletmeler internet olanaklarından yararlanarak, her türlü adrese elektronik bilgi aktarmaktadır. Ayrıca, internet sayesinde sanal işletmecilik ve sanal işletme yönetimi de gerçekleştirilmektedir. Dünyadaki sanal işletme pazarlarının sayısı, her geçen gün hızla artmaktadır. İnternet teknolojisinin işletme içinde kullanılmasına, intranet denir. İnternetle işletmeler, dışa kapalı olarak, işletme içinde, elektronik veri ve bilgi akışını kolayca gerçekleştirmektedir. Ayrıca çalışanlar, eskiden işletme içindeki ofislerde ya da odalarda yaptıkları işleri, hiç işletmeye gelmeden, intranet ile evlerinde, taşıt araçlarında ya da dünyanın herhangi bir yerinde yapabilmektedirler.
Muhasebe
Birer ekonomik birim olarak işletmelerin iyi yönetilebilmeleri, ortakların ve di¤er ilgililerin desteklerini kazanabilmeleri
kendileri hakkında onları devamlı bilgilendirmeleriyle olur. Bu görevi muhasebe üstlenmiştir. Bu amaçla işletme içinde, işletmeden dışarıya veya dışarıdan işletmeye doğru gerçekleşen kıymet hareketlerinin kaydedilmesi ve ilgililere raporlanması gerekir. Bu, muhasebenin birinci işlevidir.
Muhasebe bilgisinin işletme içine ve dışına raporlanması yeterli değildir. Bu bilginin analizi ve yorumlanması gerekir. Finansal analiz yoluyla, işletmenin mevcut finansal durumunu daha iyi yorumlayabilmek mümkün olur. Böylece, işletme ile ilgili taraflar, işletmeden beklentilerinin karşılanıp karşılanamayacağı konusunda karar verebilirler. Finansal analiz ve yorum, muhasebenin ikinci işlevidir.
Bilginin doğru ve güvenilir olarak üretilip raporlanması için işletmede iç kontrol sisteminin kurulması; bilgi kullanıcılarının bilgiye güven duymaları için de bağımsız denetimin gerçekleştirilmesi gerekir.
Finansal Yönetim
Finansal yönetim, işletme için gerekli fonların belirlenmesi, sağlanması ve yönetilmesini ifade eder. Finansal yönetimle ilgili temel fonksiyonlar iki ana grupta toplanmakla birlikte, gerçekte çok sayıda karar alanlarından oluşur. Yatırımlarla ilgili olarak; ne tür yatırımlar, ne zaman, ne miktarda, nasıl yapılmalıdır sorularına cevap aranır. Finansmanla ilgili olarak; yapılacak yatırımlar için en uygun fon nereden, ne miktarda, nasıl sağlanmalıdır gibi sorulara cevap aranır. Yine işletme faaliyetleri sonucunda elde ettiği kârların ne kadarını ortaklarına , ne kadarını işletmede bırakmalıdır gibi sorulara cevap aranır. Finansal yönetim muhasebe ve iktisatla doğrudan, pazarlama,üretim ve kantitatif yöntemlerle dolaylı ilişki içerisindedir. Yukarıda belirtilen finansal kararları vermek için gerekli veriler muhasebe departmanınca sağlanır. Bu verilerin sağlıklı ve doğru olması gerekliliği muhasebenin önemini arttırmaktadır. Bir finansman yöneticisi piyasalardaki gelişmelerle, iktisadi prensiplerle yakın ilişki içersindedir. Bu nedenle finans ve iktisat bilimleri arasında da önemli bir ilişki mevcuttur. Finans yöneticisi ayrıca karar verirken pazarlama ve üretim sürecindeki değişiklikleri de izlemelidirler.
Bu süreçlerdeki değişiklikler işletmenin nakit akışlarında değişikliğe yol açabilir. Ayrıca finansal yönetimde son yıllarda artan bir biçimde kantitatif yöntemler kullanılmakta olup, bu disiplinin finans için önemi gün geçtikçe artmaktadır. Finansal kararlar alınırken birinci amaç, işletmenin piyasa değerini ya da ortakların varlıklarını maksimum yapmaktır. Bir şirketin değeri, şirket anonim şirketse hisse senetlerinin değeri ile ölçülür. Bu amaç önceleri birinci amaç olarak belirlenen kârı maksimum yapma amacından farklıdır. Muhasebe kârı gerçek nakit akışlarını göstermeyebilir. İşletmenin piyasa değerini maksimize etme amacı nakit akışlarının zamanını ve bunların gerçekleşme
olasılıklarını, yani risklerini de göz önünde bulundurarak, kâr maksimizasyonu amacına göre öne çıkmaktadır. Finansal analiz, finansal tablolardaki çeşitli kalemler arasındaki ilişkilerin kurulmasını, ölçülmesini ve yorumlanmasını kapsayan bir faaliyettir. Bu şekilde iyi bir finansal planlama yapılması için işletmenin cari ve geçmiş dönemleri değerlendirilebilir. Finansal analizde en çok kullanılan tablolar; işletmenin belirli bir tarih itibariyle varlıklarını ve kaynaklarını gösteren bilanço ile faaliyet dönemiyle ilgili sonuçların gösterildiği gelir tablosudur. Finansal analizde yapılan analizin amacına göre farklı niteliklerdeki analizler yapılabilir ve farklı yöntemler uygulanabilir. Etkin bir planlama finansal başarı için önemlidir. Beklenmeyen problemlerle karşılaşmamak için iyi bir analiz ve uygun finansal planlar gereklidir. Finansal planlamanın üç önemli aktivitesinden ilki, finansal ihtiyaçların belirlenmesidir. Bu aşamada kısa ve uzun dönemli gelir ve giderler belirlenmeye çalışılır.
Bu da genellikle proforma finansal tablolar hazırlanarak yapılır. İkinci aktivite, bu ihtiyaçları karşılamak için bütçelerin geliştirilmesi ve üçüncü olarak da finansal kontrolün yapılmasıdır. Proforma finansal tablolar hazırlanırken en çok kullanılan yöntem satışların yüzdesi yöntemidir. Bu yönteme göre her kalemin geçmiş dönemlerde satışlar içindeki ağırlığı belirlenerek aynı yüzdelerle proforma tablolara yansıtılır. Oranlar ve regresyon yöntemleriyle de proforma tablolar hazırlanabilir. Finansal kontrol ise belirlenen politikaların uygulanmasını denetim altına almak ve piyasa koşullarındaki değişmelere bakarak gerekli düzeltmeleri hızla yapmak amacıyla yapılır. Finans yöneticisinin en önemli görevlerinden birisi fonların nereye yatırılacağını belirlemektir. Bir başka deyişle dönen varlıklara ve sabit varlıklara ne düzeyde yatırım yapılacağını belirlemektir. Sabit varlıklara yatırım yaparken olağanüstü finansal planlar hazırlanır ve buna sermaye bütçelemesi denir. Sabit varlıklar, ekonomik ömrü en az bir yıl olan değerlerdir. Dönen varlıklara yatırım ise çalışma sermayesi yönetimi başlığında incelenir. Dönen varlıklar çabuk paraya dönüşen likit varlıklardır. Riski sevmeyen bir finans yöneticisi çalışma sermayesine daha fazla yatırım yaptıkça işletmenin karlılığının azalmasına neden olacaktır. Çalışma sermayesinin düzeyini; işletmenin faaliyet konusu, büyüklüğü, satışlarındaki düzenlilik ile, satışlarındaki artış ve azalış oranı etkiler.
Finansal Sistem ve Kurumlar
Tüketim fazlası olan bireylerin tasarruflarının, tüketim açığı olan bireylerin kullanımına sunduğu piyasalara finansal
piyasalar denir. Bu piyasalarda fonların el değiştirmesi kıymetli evrak da denilen finansal varlıklarla olur. Bir ekonomide fon arz edenler, fon talep edenler, yatırım ve finansman araçları, yardımcı kuruluşlar ile hukuki ve idari
düzen finansal sistemi oluşturur. Finansal piyasalar; süreye göre, para ve sermaye piyasası; örgütlenme şekline göre, organize olmuş ve olmamış piyasalar; finansal varlıkların piyasaya çıkış durumuna göre de birincil ve ikincil piyasa şeklinde sınıflandırılabilir. Finansal piyasalarda fon arz ve talebinin buluşması genellikle finansal kurumlar aracılığıyla gerçekleşir. Finansal kurumlar fon maliyetini azaltmak, risk ayarlaması, vade ayarlaması ve miktar ayarlaması yapmak, danışmanlık yapmak gibi fonksiyonlar üstlenmişlerdir.
Finansal kurumlar, para yaratan ve para yaratmayan kurumlar olarak gruplandırılabilir. Para yaratan finansal kurumlar merkez bankası ve ticari bankalardır. Para yaratmayan finansal kurumlar ise yatırım ve kalkınma bankaları, sigorta kurumları, kollektif yatırım kurumları, factoring, forfaiting, leasing şirketleri, risk sermayesi şirketleridir. Finansal varlıklar, ortaklık veya alacaklılık hakkı veren, belli bir meblağı temsil eden hisse senetleri, tahviller, finansman bonoları ve hazine bonoları gibi varlıklardır. Finansal araçlar; paraya çevrilebilirlik, bölünebilirlik, geri dönülebilirlik, getiri, vade, risk gibi özellikleri açısından
farklılıklar gösterirler. Vadesi bir yıla kadar olan fon arz ve talebin karşılaştığı piyasaların başlıca finansal varlıkları, hazine bonoları, REPO, banka mevduatı,finansman bonosu, banka bonosu ve varlığa dayalı menkul kıymetlerdir. Sermaye piyasasının temel finansal varlıkları hisse senedi ve tahvillerdir.
Çokuluslu İşletmeler
Uluslararası işletmecilik ve çokuluslu işletmeler son yıllarda globalleşme ile işletmecilik konularının vazgeçilmez bir parçası olmaya başladı. 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde ekonomik ve sosyal gelişmelere paralel olarak işletmelerin ekonomik güçlerinin çok artması ve bazı ülkelerin GSMH’dan daha fazla satış hacmine ulaşmaları globalleşmenin başlangıcı olmuştur. Çokuluslu işletmeler bugün artık, çeşitli ülkelerin vatandaşları gibi görülmekte, ülkelerin yasal, politik koşullarına uymakta ve vergi vermektedirler. Çokuluslu işletmeleri etkileyen üç çevreden söz edebiliriz. Bunlar ülke içi çevre, yabancı çevre ve uluslararası çevredir.
Çokuluslu işletmenin tanımında bazı ölçütler vardır. Bunlar iki veya daha fazla ülkede faaliyet gösterme, ülke dışında mülkiyet, üst yönetimin milliyeti ve benzer ölçütlerdir. “Çokuluslu işletme ülke içi ve ülke dışındaki yatırımları işletme amaçlarına ve işletme sahiplerinin çıkarlarına uygun bir biçimde yöneten ticaret ve sanayi işletmesidir”. Çokuluslu işletmelerin ülke dışında faaliyet göstermelerinde ilk adım ihracat yapmaktır. Bu aşamadan sonra lisans anlaşması, franchising, dış ticaret işletmelerini kullanma, ülke dışında şube açma ve joint venture ile diğerleri gelir.
Çokuluslu işletmeler yabancı ülkelere girişleri ve faaliyetleri sırasında değişik koşullarla karşılaşırlar. Toplumsal, kültürel, ekonomik, yasal veya siyasi farklılıklar işletmelerin yabancı ülkelere yatırım kararlarında etkili olur. Çokuluslu işletmelerin yönetiminde ilk adım planlamadır. Ulusal planlama ile uluslararası planlama arasında büyük farklar vardır.
1.Sınıf Hukuka Giriş Ders Notları
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Aykut
1.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Nafaka Yükümü”, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlerine yardım etme yükümlülüğüdür.
Sosyal hayatı düzenleyen kurallar: Din kuralları, Ahlak kuralları, Görgü kuralları, Hukuk kuralları
14 yaşındaki Naim Uygun’un anne ve babasının izni olmadan yapmış olduğu bir satış sözleşmesi ” tek taraflı bağlamazlık” hükümsüzlük yaptırımı türüne aittir. Henüz fiil ehliyeti olmayan küçüğü bağlamaz ama tam ehliyetli olan karşı tarafı bağlar.
Cürüm, toplum düzenini ağır biçimde sarsan suçlardır.
Müflis, iflasın açılması ile birlikte borçlunun aldığı addır.
Ticaret Kanunu’na göre ticaret şirketleri: Kollektif, Komandit, Anonom, Limited.
Kooperatifler 1163 sayılı “Kooperatifler Kanunu” ile düzenlenmiştir.
Kanun tasarısını Bakanlar Kurulu hazırlar.
Tüzük, bir kanunun uygulamasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanuna aykırı olmamak şartıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.
“İntifa hakkı”, başkasına ait malları kullanma ve bunlardan faydalanma yetkisi veren haktır.
Miras hukuku, eşya hukuku, aile hukuku ve borçlar hukukunda iyi niyetli olmanın sonuçları ile ilgili açıklama vardır, fakat anayasa hukukunda yoktur.
Def’i, davalının borcunu özel bir nedenden dolayı yerine getirmekten kaçınmasına imkan sağlayan haktır.
Şirketler, Devletler, Kooperatifler, dernekler tüzel kişidir fakat insanlar tüzel kişi değildir.
Tam ehliyet:
Tam ehliyetler kategorisine giren gerçek kişiler, fiil ehliyetinin bütün koşuluna sahip bulunan kimselerdir.
Ayırt etme gücüne sahip, ergin olan gerçek kişiler tam ehliyetliler kategorisine giren gerçek kişilerdir.
Tam ehliyetliler, her türlü hukuki işlemleri hiç kimsenin iznine muhtaç olmaksızın yapabilirler.
Tam ehliyetliler haksız fiilleri ile başkalarına vermiş oldukları zararlardan bizzat sorumludur.
“İnsan sosyal bir hayvandır” sözünü söyleyen düşünür Aristo’dur.
Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanına bağlıdır.
Bir kimsenin doğumundan ölümüne kadar geçen zaman içinde giriştiği ilişkilerin büyük bir kısmı medeni hukuk tarafından düzenlenmektedir.
Medeni hukuk, düzenlemekte olduğu ilişkilerin maliyetlerine göre beş kısma ayrılır.
Medeni hukukun bir kolu olan miras hukuku bir kimsenin ölümünden sonra onun para ile ölçülen bütün hak ve borçlarının kimlere ve nasıl geçeceğini düzenleyen kurallardan oluşmaktadır.
Medeni hukuk, yedi maddelik bir “Başlangıç” kısmından sonra dört kitaba ayrılmıştır.
Kanun Hükmünde Kararnameler: Bakanlar Kurulunca belli konuları düzenlemek üzere çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkardığı yetki kanununa dayanılarak çıkartılır.
Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girerler.
Kanun Hükmünde Kararnameler yayınladıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulurlar.
İntifa hakkı başkasına ait malları kullanma ve bunlardan faydalanma yetkisi veren haktır.
Sözleşmenin dışında borçlunun şartlarında meydana gelen değişiklikler sonucunda sözleşmeyle yerine getirme yükümlülüğünde olduğu taahhüdünün, borçlunun talebi üzerine hakim tarafından borçlunun şartlarına uydurmak için değiştirilmesi ya da tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olması, Emprevizyon Teorisi ile açıklanmaktadır.
Mirasçılar, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda “Gaibin” mirası, kesin olarak 5 yıl sonra kazanırlar.
Derneklerde tüzel kişiliğin dağıtılma ile sona ermesi durumları:
Derneğin genel kurulunun kararıyla, Suç kaynağı haline gelmesiyle, Yargı kararıyla, Üst üste iki olağan genel kurul toplantısı yapılmamasıyla
Kira sözleşmesi Çok taraflı bir hukuki işlemdir.
Naim’in kendisine ait evi 52 milyar TL’ye satacağını Fulya’ya bildirmesi hukuksal durumlardan icaba davettir.
Temsil yetkisinin sona erme nedenleri: Temsilcinin gaipliğine karar verilmesi, Temsilcinin iflas etmesi, Temsilcinin istifa etmesi, Temsil olunanın gaipliğine karar verilmesi
Borçlar Kanunumuza göre borcu sona erdiren nedenler: İfa, Yenileme, Birleşme, Takas, Zamanaşımı, Kusursuz imkansızlık
Satım sözleşmesinin hükümlerinden satıcının borçları: Teslim ve mülkiyeti geçirme borcu, Satılanı saklama borcu, Ayıba karşı garanti borcu, Zapta karşı garanti borcu
Borçlar Kanunumuza göre Hamalın bavulumuzu taşıması işleminde vekilin özel bir yetkiye sahip olması aranmamaktadır.
Disiplin mahkemesi, askeri yargıda yer alır.
Sosyal hayatı düzenleyen kurallar: Din, Ahlak, Görgü, Hukuk kuralları
Hükümsüzlük, kanunun öngördüğü şekilde yapılmaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir.
Yürürlükteki Türkiye Anayasa Hukukunun kaynağını 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası oluşturur.
Kooperatifler 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile düzenlenmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanunları cumhurbaşkanının 15 gün içinde yayınlanması gerekir.
İhtira Beratı, Patent kavramı ile eş anlamlıdır.
Zaruret Hali, kendisini veya başkasını bilerek sebebiyet vermediği bir zarardan ya da derhal ortaya çıkabilecek bir tehlikeden kurtarmak için başkasının mallarına zarar vermeyi ifade eder.
Tam ehliyet: Tam ehliyet kategorisine giren gerçek kişiler, fiil ehliyetinin bütün koşuluna sahip bulunan kimselerdir.
Ayırt etme gücüne sahip, ergin olan gerçek kişiler tam ehliyetliler kategorisine giren gerçek kişilerdir.
Tam ehliyetliler, her türlü hukuki işlemleri hiç kimsenin iznine muhtaç olmaksızın yapabilirler.
Üniversiteler, mal topluluğu niteliğinde bir tüzel kişiliktir.
Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğu , Belli Miktarda Sorumluluk türündendir.
Mal rejimi sözleşmesinin kanuni geçerlilik şekli Resmi şekildir.
Bir süreye bağlanmış bulunan borçlarda bu süre geçtiğinde muaccel bir borcun borçlusuna alacaklının ihbarıyla mütemerid denir.
Vekalet sözleşmesi konusuna girenler: Bir diş tabibinin dişimizi tedavi etmesi, Bir avukatın davamızı izlemesi, Bir mimarın inşaatımızı kontrol etmesi, Arkadaşımızın bizim için bir yer kiralaması
Vekalet sözleşmesi Azil, İstifa, İflas, Ölüm nedenleriyle sona erer.
İdari yargı arasında yer alanlar: İdare mahkemesi, Vergi mahkemesi, Danıştay, Bölge idare mahkemesi
Cebr-i icra, hukuk kurallarına uymayan bir kimsenin devlet zoru ile bu kuralların gereğini yerine getirmesi anlamına gelmektedir.
Anayasaya göre yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Hakimler kendileri istemedikçe başka herhangi bir kuruluş tarafından yaşları dolmadan emekliye ayrılamazlar.
Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunun başkanı Adalet Bakanıdır.
Mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.
Yabancılar Hukuku: Bir ülkede o ülkenin vatandaşları ile birlikte vatandaş olmayan kimselerin de ikamet etmesi mümkündür.
Yabancılar, ülkesinde bulundukları devletin vatandaşlarına tanınan hakların hepsinden yararlanamazlar.
Türk Anayasası, yabancıların haklarının milletler arası hukuka uygun bir şekilde kanunla düzenleneceğini öngörmektedir.
Yabancıların hangi haklardan yararlanıp yararlanamayacağı Yabancılar Hukukunun konusudur.
Bir malın sahibinin isteği dışında, bilerek ya da bilmeyerek başka bir kişi tarafından başka birine satılması durumunda, malın asıl sahibi mülkiyet hakkını geri almak için istihhak davası açar.
Akla uygun biçimde davranma yeteneği, hukuksal olarak “Ayırt etme gücü” kavramıyla ifade edilir.
Bankalar, iktisadi amaç ya da kazanç paylaşma amacı güden tüzel kişilerdendir.
Sınırsız sorumluluk, borçlunun borcundan dolayı bütün mallarıyla sorumlu olmasıdır.
Borçlar Kanunumuza göre borcu sona erdiren nedenler: İfa, Yenileme, Birleşme, Takas
Semene(satış parası) ilişkin hasar alıcıya Satış sözleşmesinin yapıldığı anda geçer.
Gerçek olmayan factoring’de factoring şirketinin sözkonusu riski üstlenmemesi ve bu riskin müşteride kalması, avans işleminin Ödünç olarak nitelendirilmesi sonucunu doğurur.
Kendi nefsimize karşı nasıl davranmamız gerektiğini belirten ahlak kuralları Subjektif ahlak kurallarıdır.
Müeyyide kavramı Yaptırım ile eş anlamlıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yürütme yetkisi sahip olan organlardan biri Bakanlar Kuruludur.
Navlun Sözleşmesinin düzenleme amacı: Deniz yoluyla eşya taşıma işi yapmak isteyenlerin Ulaştırma Bakanlığından aldıkları ve ruhsat niteliği taşıyan sözleşmelerdir.
Mal Varlıkları Hakları, konularına göre hakların türlerindendir.
Hak sahibinin ölmesiyle Velayet Hakkı ortadan kalkar.
Bir gazete, bir devlet adamının özel hayatıyla ilgili çok ilginç resimler yayınlayacağını ilan eder ve bunu yayınlarsa, sözkonusu devlet adamı, yayının durdurulması için “Saldırıya Son Verilmesi Davası” nı açabilir.
Dolaylı Temsilde, temsilci hukuki işlemi başkası hesabına, fakat kendi adına yapmaktadır.
Alacaklının kendisine ait bir miktar paranın kararlaştırılan süreden daha fazla bir süreyle borçlunun yanında kalmasından dolayı uğradığı zararı karşılayan faize Temerrüt faizi denir.
Hizmet sözleşmesinin işçiye yüklediği borçlar: İşi bizzat yapmak, İşverenin talimatına uymak, İşine özen göstermek, İşletmenin sırlarını saklamak
Müteselsil kefalette, kefilin tartışma def’ini ileri sürmesi mümkün değildir.
Nafaka Yükümü, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlerine yardım etme yükümlülüğüdür.
İcra ve ihmal, suçun maddi unsurudur. Kast ve Taksir ise manevi unsurudur.
Çek, poliçe ve bono kambiyo senetleridir.
Yargısal kararlar:
Yargısal kararlar, anlaşmazlık konusu olan hukuki bir olayın çözümü için mahkemece verilmiş olan kararlardır.
Mahkemelerin varmış oldukları kararlarda oluşan bir sorunun çözümlenmesi ile ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkeleri yansıtırlar.
Hakim, önüne gelmiş olan anlaşmayı, benzer bir anlaşmazlıkla ilgili olarak verilmiş yargısal karara uygun bir biçimde sonuca bağlamak zorunda değildir.
Uygulamada mahkemeler, yargısal kararlara büyük ölçüde uymaktadırlar.
Ölüm karinesi en büyük mülkiye amirinin emriyle gerçekleştirilir.(Kaymakam)
Hukuk, bir toplum içindeki kişilerin birbirleri ile ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen, uyulması zorunlu, yani maddi yaptırımı bulunan kurallar bütünüdür.
Hukuk kurallarına uymayan bir kimsenin , devlet zoru ile bu kuralların gereğini yerine getirmesi Cebr-i icra anlamına gelir.
Sosyal hayatı düzenleyen maddi yaptırımlı kurallar bütününü ifade eden kavram hukuk kavramıdır.
Nafaka yükümü, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlerine yardım etme yükümlülüğüdür.
Yaptırım, Müeyyide kavramının eşanlamlısıdır.
Kusur bildirme, disiplin cezalarına örnektir.
14 yaşındaki bir kişinin anne ve babasının izni olmadan yapmış olduğu bir satış sözleşmesitek taraflı bağlamazlık hükümsüzlük yaptırımı türüdür.
İcra ve ihmal suçun maddi unsurudur.
Müflis, iflasın açılması ile birlikte borçlunun aldığı addır.
Ticaret kanununa göre ticaret şirketleri: Kollektif, Komandit, Anonim, Limited
Kooperatifler 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile düzenlenmiştir.
TBMM tarafından kabul edilen kanunları, Cumhurbaşkanının 15 gün içinde yayınlaması gerekir.
Cumhurbaşkanı, TBMMnin onaylaması için göndermiş olduğu “Bütçe ile ilgili kanunları”onaylamayıp tekrar görüşülmesi için TBMMne gönderemez.
Resmi gazete, Başbakanlık tarafından çıkarılır.
Milletvekili seçilme hakkından yararlanmak için 30 yaşını bibitirmiş olmak gerekir.
Konularına göre hakların türleri: Mamelek hakları (Mal varlığı hakları), Şahsiyet hakları
Davalının borcunu özel bir nedenden dolayıyerine getirmekten kaçınmasına imkan sağlayan hak Def’i ile ifade edilir.
Ölüm karinesi,en büyük mülkiye amirinin emriyle gerçekleştirilir.
Mirasçılar, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda “Gaibin” mirasını, kesin olarak 1 yıl sonra kazanırlar.
Nafaka yükümlüsü, mahkeme emrine uymayarak, kararlaştırılan yardımı yapmazsa nafaka devlet tarafından CEBRİ İCRA YOLUYLA alınır.
Verilmiş bir söze sadık kalmayı emreden ahlak kurallarına objektif ahlak kuralları denir.
Hükümsüzlük türleri: İptal, Cebri icra, Tazminat, Ceza.
Yargıtay(Temyiz), denetim mahkemesidir.
Hukuk kurallarına uyulmamasının müeyyidesi Cezaya çarptırılmadır.
Tek taraflı bağlamazlık, hükümsüzlük türlerinden biridir.
Deniz ticaretinde, geminin bayrağı, geminin bağlı olduğu devleti gösterir.
Örf ve adet hukukunun maddi unsuru, örf ve adetin devamlılığı ve tekrarlanmasıdır.
Bozucu yenilik doğuran haklar: vekaletten azil hakkı, feshi ihbar hakkı, istifa hakkı, işçinin hizmet akdini fesfetmesi
Hukukumuzda bir gerçek şahıs, hak ehliyetini, kısıtlılığı ortadan kalktığında, evlendiğinde, reşit olduğunda, temyiz gücünü elde ettiğinde elde eder.
Medeni Kanun m.10′da belirtilen, “mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmaya salahiyettardır.” hükmü fiil ehliyeti bakımından tam ehliyetliler kategorisinde yer alır.
Evlenme akdi dolayısıyla eşlerden biri ile diğerinin kan hısımları arasında meydana gelen hısımlığa SIHRİ HISIMLIK(kayın hısımlığı) denir.
Genel Kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu, derneklerde kanunen bulunması zorunlu olan organlardır.
Zilyetlik karinesinden doğan hakkın korunmasını sağlayan dava, MENKUL DAVASI’dır.
Tapu siciline yapılan tescile esas olan hukuki sebep geçerli değilse, bu halde tapu kütüğünde görünen tescile YOLSUZ TESCİL denir.
Bir kimse ile halasının oğlu arasında dördüncü dereceden hısımlık vardır.
Bir kimsenin şahsiyet haklarına karşı haksız bir saldırıda bulunulması ve saldırının hala devam etmekte olması halinde MEN davası açılabilir.
Devlet, vilayet, belediyeler ve köyler gibi şahıs topluluğu niteliğindeki kamu hukuku hükmi şahıslarına Kamu idareleri denir.
Zilyetliğin idari yoldan korunması gayrimenkuller için gereklidir.
Disiplin cezaları: Kusur bildirme, Uyarma, Geçici çıkarma, Büsbütün çıkarma, Kınama.
Bir fiilin Ceza Kanununda yazılı ilkeye uygun olmasına tipiklik (suçun kanuni unsurı) denir.
Deniz yoluyla eşya taşıma karşılığı ödenen ücrete NAVLUN denir.
Metninde yürürlük tarihi gösterilmeyen bir kanun Resmi Gazete’de yayımlanmasından 45 gün sonra yürürlüğe girer.
Bir kişiye bir mal üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerinden bir yada ikisini tanıyan haklara SINIRLI AYNİ HAKLAR denir.
Sahipsiz menkul (taşınır) malların aslen kazanılmasına İHRAZ (ele geçirme) denir.
İnfilak eden bir gemide yolculuk eden ve cesedi bulunmayan bir kimsenin öldüğünü ispat etmek için ÖLÜM KARİNESİ’den yararlanılır.
Kazai(erken, yargısal) rüşt için gerekli şartlar: Ana ve babanın izni, Küçüğün isteği, Küçüğün 15 yaşını bitirmiş olması,Vasinin dinlenmesi, Küçüğün menfaatının bulunması.
Baba ile evlatlığı arasında SUNİ hısımlık vardır.
Haksız saldırıda bulunan kimsenin diğerine tarziye vermesi, özür dilemesi demektir.
Mahkeme kapatılan derneklerin mal, para ve hakları hazineye intikal eder. (geçer)
Kadastronun sağladığı yararlar: gayrimenkullerin sınırlarını belirlemek, araziden doğan ihtilafları gidermek, küçük arazi parçalarının birleştirilmesine imkan sağlamak, gayrimenkul kredisinde emniyeti sağlamak.
Aralarında kanun veya sözleşme gereğince ortaklık bağı bulunan kimselerin hep birlikte bir şeyin tamamına malik olmalarına iştirak halinde mülkiyet denir.
Bir gayrimenkul üzerinde ipotek kurulması için kural olarak rehin sözleşmesi ve rehnin tescil edilmiş olması gereklidir.
Doğrudan doğruya borçlunun malvarlığı ile yerine getirilebilen edimlere MADDİ EDİM denir.
Borçlar Kanununa göre, hazır olmayanlar arasında yapılan bir sözleşme, kabul haberinin icapçıya vardığı andır.
Bir borç ilişkisinde, edinim ifasının mümkün olmasına ve ihtara rağmen, borçlunun borcunu zamanında ifa etmemesine BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ (direnişi) denir.
Haksız fiilden doğan borçlar, bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Trampa sözleşmesini, satım sözleşmesinden ayıran en önemli fark: edimin konusunun para dışında bir şey olması.
Köylerde gayrimenkul kiralanması ile ilgili olarak BORÇLAR KANUNU uygulanır.
Sosyal bir dernek, üyeleri için temsil vermek üzere özel bir tiyatro topluluğu ile anlaşmıştır. Dernek ile tiyatro topluluğu arasındaki sözleşmenin türü istisna sözleşmesi (eser sözleşmesi)dir.
Vedia, bir şeyin saklanması amacını güden sözleşmelerdendir.
Bir vedia sözleşmesinde vedia alan, vedia konusu malı karşı tarafın izni olmadan kullanırsa bunun sonucunda vedia verene uygun bir tazminat vermekle yükümlü olur.
Bakanlar Kurulu kararlarına karşı iptal ve tam yargı davaları, Danıştay mahkemesinde karara bağlanır.
İlk derece mahkemesi olarak Askeri Yargıtay daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenmesi görevi ASKERİ YARGITAY DAİRELER KURULU organına aittir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Askeri idari yargı türüne girer.
HUKUKA GİRİŞ
• Hukuk, bir toplum içindeki kişilerin birbirleri ile ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen, uyulması zorunlu, yani maddi yaptırımı bulunan kurallar bütünüdür.
• Hukuk kurallarına uymayan bir kimsenin , devlet zoru ile bu kuralların gereğini yerine getirmesi Cebr-i icra anlamına gelir.
• Sosyal hayatı düzenleyen maddi yaptırımlı kurallar bütününü ifade eden kavram hukuk kavramıdır.
• Nafaka yükümü, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlerine yardım etme yükümlülüğüdür.
• Yaptırım, Müeyyide kavramının eşanlamlısıdır.
• Kusur bildirme, disiplin cezalarına örnektir.
• 14 yaşındaki bir kişinin anne ve babasının izni olmadan yapmış olduğu bir satış sözleşmesitek taraflı bağlamazlık hükümsüzlük yaptırımı türüdür.
• İcra ve ihmal suçun maddi unsurudur.
• Müflis, iflasın açılması ile birlikte borçlunun aldığı addır.
• Ticaret kanununa göre ticaret şirketleri: Kollektif, Komandit, Anonim, Limited
• Kooperatifler 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile düzenlenmiştir.
• TBMM tarafından kabul edilen kanunları, Cumhurbaşkanının 15 gün içinde yayınlaması gerekir.
• Cumhurbaşkanı, TBMMnin onaylaması için göndermiş olduğu “Bütçe ile ilgili kanunları”onaylamayıp tekrar görüşülmesi için TBMMne gönderemez.
• Resmi gazete, Başbakanlık tarafından çıkarılır.
• Milletvekili seçilme hakkından yararlanmak için 30 yaşını bibitirmiş olmak gerekir.
• Konularına göre hakların türleri: Mamelek hakları (Mal varlığı hakları), Şahsiyet hakları
• Davalının borcunu özel bir nedenden dolayıyerine getirmekten kaçınmasına imkan sağlayan hak Def’i ile ifade edilir.
• Ölüm karinesi,en büyük mülkiye amirinin emriyle gerçekleştirilir.
• Mirasçılar, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda “Gaibin” mirasını, kesin olarak 1 yıl sonra kazanırlar.
• Nafaka yükümlüsü, mahkeme emrine uymayarak, kararlaştırılan yardımı yapmazsa nafaka devlet tarafından CEBRİ İCRA YOLUYLA alınır.
• Verilmiş bir söze sadık kalmayı emreden ahlak kurallarına objektif ahlak kuralları denir.
• Hükümsüzlük türleri: İptal, Cebri icra, Tazminat, Ceza.
• Yargıtay(Temyiz), denetim mahkemesidir.
• Hukuk kurallarına uyulmamasının müeyyidesi Cezaya çarptırılmadır.
• Tek taraflı bağlamazlık, hükümsüzlük türlerinden biridir.
• Deniz ticaretinde, geminin bayrağı, geminin bağlı olduğu devleti gösterir.
• Örf ve adet hukukunun maddi unsuru, örf ve adetin devamlılığı ve tekrarlanmasıdır.
• Bozucu yenilik doğuran haklar: vekaletten azil hakkı, feshi ihbar hakkı, istifa hakkı, işçinin hizmet akdini fesfetmesi
• Hukukumuzda bir gerçek şahıs, hak ehliyetini, kısıtlılığı ortadan kalktığında, evlendiğinde, reşit olduğunda, temyiz gücünü elde ettiğinde elde eder.
• Medeni Kanun m.10′da belirtilen, “mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmaya salahiyettardır.” hükmü fiil ehliyeti bakımından tam ehliyetliler kategorisinde yer alır.
• Evlenme akdi dolayısıyla eşlerden biri ile diğerinin kan hısımları arasında meydana gelen hısımlığa SIHRİ HISIMLIK(kayın hısımlığı) denir.
• Genel Kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu, derneklerde kanunen bulunması zorunlu olan organlardır.
• Zilyetlik karinesinden doğan hakkın korunmasını sağlayan dava, MENKUL DAVASI’dır.
• Tapu siciline yapılan tescile esas olan hukuki sebep geçerli değilse, bu halde tapu kütüğünde görünen tescile YOLSUZ TESCİL denir.
• Bir kimse ile halasının oğlu arasında dördüncü dereceden hısımlık vardır.
• Bir kimsenin şahsiyet haklarına karşı haksız bir saldırıda bulunulması ve saldırının hala devam etmekte olması halinde MEN davası açılabilir.
• Devlet, vilayet, belediyeler ve köyler gibi şahıs topluluğu niteliğindeki kamu hukuku hükmi şahıslarına Kamu idareleri denir.
• Zilyetliğin idari yoldan korunması gayrimenkuller için gereklidir.
• Disiplin cezaları: Kusur bildirme, Uyarma, Geçici çıkarma, Büsbütün çıkarma, Kınama.
• Bir fiilin Ceza Kanununda yazılı ilkeye uygun olmasına tipiklik (suçun kanuni unsurı) denir.
• Deniz yoluyla eşya taşıma karşılığı ödenen ücrete NAVLUN denir.
• Metninde yürürlük tarihi gösterilmeyen bir kanun Resmi Gazete’de yayımlanmasından 45 gün sonra yürürlüğe girer.
• Bir kişiye bir mal üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkilerinden bir yada ikisini tanıyan haklara SINIRLI AYNİ HAKLAR denir.
• Sahipsiz menkul (taşınır) malların aslen kazanılmasına İHRAZ (ele geçirme) denir.
• İnfilak eden bir gemide yolculuk eden ve cesedi bulunmayan bir kimsenin öldüğünü ispat etmek için ÖLÜM KARİNESİ’den yararlanılır.
• Kazai(erken, yargısal) rüşt için gerekli şartlar: Ana ve babanın izni, Küçüğün isteği, Küçüğün 15 yaşını bitirmiş olması,Vasinin dinlenmesi, Küçüğün menfaatının bulunması.
• Baba ile evlatlığı arasında SUNİ hısımlık vardır.
Haksız saldırıda bulunan kimsenin diğerine tarziye vermesi, özür dilemesi demektir.
• Mahkeme kapatılan derneklerin mal, para ve hakları hazineye intikal eder. (geçer)
• Kadastronun sağladığı yararlar: gayrimenkullerin sınırlarını belirlemek, araziden doğan ihtilafları gidermek, küçük arazi parçalarının birleştirilmesine imkan sağlamak, gayrimenkul kredisinde emniyeti sağlamak.
• Aralarında kanun veya sözleşme gereğince ortaklık bağı bulunan kimselerin hep birlikte bir şeyin tamamına malik olmalarına iştirak halinde mülkiyet denir.
• Bir gayrimenkul üzerinde ipotek kurulması için kural olarak rehin sözleşmesi ve rehnin tescil edilmiş olması gereklidir.
• Doğrudan doğruya borçlunun malvarlığı ile yerine getirilebilen edimlere MADDİ EDİM denir.
• Borçlar Kanununa göre, hazır olmayanlar arasında yapılan bir sözleşme, kabul haberinin icapçıya vardığı andır.
• Bir borç ilişkisinde, edinim ifasının mümkün olmasına ve ihtara rağmen, borçlunun borcunu zamanında ifa etmemesine BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ (direnişi) denir.
• Haksız fiilden doğan borçlar, bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
• Trampa sözleşmesini, satım sözleşmesinden ayıran en önemli fark: edimin konusunun para dışında bir şey olması.
• Köylerde gayrimenkul kiralanması ile ilgili olarak BORÇLAR KANUNU uygulanır.
• Sosyal bir dernek, üyeleri için temsil vermek üzere özel bir tiyatro topluluğu ile anlaşmıştır. Dernek ile tiyatro topluluğu arasındaki sözleşmenin türü istisna sözleşmesi (eser sözleşmesi)dir.
• Vedia, bir şeyin saklanması amacını güden sözleşmelerdendir.
• Bir vedia sözleşmesinde vedia alan, vedia konusu malı karşı tarafın izni olmadan kullanırsa bunun sonucunda vedia verene uygun bir tazminat vermekle yükümlü olur.
• Bakanlar Kurulu kararlarına karşı iptal ve tam yargı davaları, Danıştay mahkemesinde karara bağlanır.
• İlk derece mahkemesi olarak Askeri Yargıtay daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenmesi görevi ASKERİ YARGITAY DAİRELER KURULU organına aittir.
• Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Askeri idari yargı türüne girer.
1.Sınıf Hukuka giriş dersin tamamı WORLD
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Aykut
1.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Oldukça ezber istiyen bir derstir
bu paylaşım sizin için hazırlanmıştır..
1. Sınıf Muhasebeye Giriş Konu Anlatımı
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Aykut
1.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Genel Muhasebe Dersi Kitabın Tamamı WORLD
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Aykut
1.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Merhaba arkadaşlar :
Sizler için hazırlanmıştır.. Keyifli öğrenmeler ..
http://www.speedyshare.com/992769163.html
4.Sınıf Uluslararası İşletmecilik Final Üniteleri (9-11)
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Burak Zihni
4.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
ÜNİTE 9
İ.K.Y’nin fonksiyonları :İşgörenin bulunması, yerleştirilmesi,değerlendirilmesi, ücretlendirilmesi ve geliştirimesidir.
Uluslarası işletmelerde İ.K.Y süreci :İşe alma, Eğitim ve geliştirme, Performans değerlendirme, Ücret yönetimi, İşçi ve işveren ilişkileridir.
Uluslararası işletmelerde kadrolaşma politikaları :Uygun elemanı seçmek, uygun yerde çalıştırmak, bireysel ve örgütsel ihtiyaçları karşılamak
İnsan kaynağı sağlama yaklaşımları :
Etnosentrizm :Uluslararası yatırımcı ülkeden yönetici görevlendirilmesidir.
Yararları :Yeterli teknik ve yönetsel bilgi
Merkezle etkin iletişim
Kontrolü ve koordinasyonu kolaydır.
Sakıncaları : Dil, sosyo-ekonomik, politik ve yasal uyum zorluğu
Yönetici seçim, eğitim ve ailesinin geçimi maliyetlidir.
Ev sahibi ülkenin baskıları
Yönetici ailesi ve eşinin uyum sorunları
Polisentrizm :Ev sahibi ülkeden yönetici görevlendirilmesidir.Orta ve alt düzeyde yöneticilerde tercih edilir.
Yararları :Ülkedeki her türlü çevreye olan yatkınlık
Ev sahibi ülke ihtiyaçlarına çabuk cevap verebilme
Yerel yöneticilere yükselme olanağı ile motivasyon sağlanır.
Geosentrizm :Üçüncü bir ülkeden yönetici atanmasıdır.
Yararları :Yeterli uzmanlığa sahip yöneticiye ulaşma
En uygun personeli bulma
Etnosentriğe göre maliyeti düşüktür.
Regisentrizm :Bölgesel yönetici atanmasıdır.( Coğrafik, ekonomik bölge olabilir.)
Yararları :Bölgeyi iyi tanıması
Dil, din, kültür yatkınlığıdır.
Uluslararası işlemelerde dış görevlendirmede başarıyı sağlayan unsurlar :
Kişisel uyum :Özsaygı, özgüven ve iyi zihniyetli olması beklenir.
Diğerlerine uyum :İyi ilişki ve iletişim içinde olmalıdır.
Algılama kabiliyeti : Davranış şekillerini anlamaya yöneliktir.
Kültürel zorluklar :Uyum sorunları ve ev sahibi ülke ile ilişkilerine yöneliktir.
Uluslararası işletmelerde eğitim ve geliştirme :
Eğitim :Belli bir işle ilgili yetenek ve becerileri artırmak için yönetilen öğretimdir.
Geliştirme :Yöneticileri yeni görevlere veya üst düzey pozisyonlara hazırlamaktır.
Değerleme :Yöneticinin ve çalışanların yapabilecekleri ile onların kendi isteklerini yaptıklarında işletmelerin ne hissettiği arasındaki farkı belirlemeyi içerir.
Eğitim yöntemler ve prosedürleri :
Standartlaştırılmış programlar :Ucuzdur.Fakat işletmenin isteklerini tam karşılamaz.
Özelleştirilmiş programlar
ahalıdır.Çalışanların tam ve doğru bilgiye ulaşmalarını sağlar.
Ülke dışında görevli yöneticilere verilecek eğitimler :
Kültürel eğitimler :Ev sahibi ülke kültürünü anlatmayı amaçlar.
Dil eğitimi :İngilizcenin ortak olmasından dolayı öğretilmesi gerekir.
Uyum eğitimi :Yönetici ve ailesinin günlük yaşamını kolaylaştırmaya yöneliktir.
Uluslararası işletmelerde performans değerleme :
Performans belirlenen koşullara göre bir işin yerine getirilme düzeyidir.Performans değerleme bir işletmede çalışanların belirli bir dönem içinde çalışanlarının ve yetkinliklerin önceden belirlenmiş ölçütlere göre sistemli olarak ölçülmesi ve geliştirme potansiyellerinin ortaya çıkarılmasıdır.Yanlılığı en aza indirmek için iyi geliştirilmiş performans değerleme sistemi oluşturmak gerekir.
Uluslararası işletmelerde ücret yönetimi :
Ulusal ödeme farklılıkları :Gerçek farklılıklar değişik ülkelerdeki aynı seviyedeki yöneticilerin ödemelerinden ortaya çıkar.
Uluslararası işletmelerde ücret belirleme
azar koşullarında rekabet edebilmek için işletmeler yöneticilerine ücret paketleri ( ikramiye, sağlık, hayat ve emeklilik sigortaları ) sunmalıdır.
Yabancı yöneticiler için ödemeler : Daha karmaşık ücret ve ödemeler sunulmaktadır.Döviz değişim oranları, yaşam standartları ve yaşam normlarından doğan farklar için çeşitli ödemeler yapılmalıdır.
ÜNİTE 10
Uluslar arası pazarlama :İşletme amaçlarına ulaşmayı sağlayacak değişimi gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin , fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, dağıtılması ve tutundurulmasına ilişkin olarak birden çok ülkede yapılan planlama ve uygulama sürecidir.Buna başlamadan önce uluslararası pazarlara girip girmeme, hangi pazara girileceği ve nasıl hizmet verileceğidir.
Uluslar arası işletmelerin dünya pazarına yönelmesinin nedenleri :
İç pazarın durgunluğu veya doymuşluğu, yasal kısıtlamalar ve iç pazarda büyük miktarda satış ve kâr sağlamalarıdır.
Uluslar arası işletmelerin dış pazarlara açılmalarının nedenleri :
Ulaşım ve iletişimdeki gelişmeler yeni potansiyel pazarlar yaratmış ve bu yaklaşımı güncel hale getirmiştir.
Dünya pazarlarından pay alma çabaları rekabetin niteliğini ve yoğunluğunu etkilemektedir.
Uluslar arası ekonomik bütünleşmelerin yapısı ve niteliği değişmektedir. ( AB, EFTA gibi. )
Ortak girişimler dış pazarın değerlendirilmesi yönünden kolaylıklar sağlar.
Atıl kapasiteyi değerlendirme ve kârları artırma olanağı sağlar.
Uluslar arası işletmelerin dış pazara açılmalarının üstünlükleri :
Rekabet edebilmek veya rekabetten kaçınabilmek
Vergi üstünlüğünü elde etmek
Ürünün pazarda kalma süresini uzatmak
İşletmenin kârlarını korumak ve arttırmak
Uluslararası pazarlamada çevre faktörleri :
Çevresel, fiziki ve ekonomik faktörler pazarlamanın teknik yönlerinin, kültürel faktörler ise sosyal yönlerinin ana unsurlarıdır.
Kültürel çevre faktörleri :Uluslar arası pazarlamada dikkate alınması gereken ve kültürü oluşturan kullanılan dil, değer yargıları ve tutumları, örf ve adetler, eğitim, toplumsal kurumlar etkili olur.
Ekonomik çevre faktörleri :Gelir dağılımı, farklı hayat standartları ülkenin pazarlama sistemlerinde farklılıklara yol açar.
Yasal ve politik çevre faktörleri
olitik istikrar, ticarete getirilen kısıtlamalar, düzenleyici yasalar ve kurallar ile ticari anlaşmalar ve ekonomik topluluklar sayılabilir.Ticarete getirilen sınırlamaların başında gümrük vergileri, ithalat kotaları, kâr transferlerini önleme, sağlık, güvenlik ve ürün kalitesi ile ilgili standartlar konulabilir.Diğerleri ;
Haksız rekabet ve anti damping düzenlemeleri
Yetkili satıcılık ve distribütörlük sözleşmesi iptali
Ürün kalite kontrolü, garanti süresi ve satış sonrası hizmet düzenlemeleri
Tüketici ve çevre korunması ile ilgili düzenlemeler
Patent alma, marka tescili, telif hakları düzenlemeleri
Demoğrafik ve doğal çevre faktörleri :Uluslar arası pazarlamada ne kadar satabileceği çok önemlidir.Nüfus ve yaş ortalaması, mesleklere ve cinsiyete göre dağılım satış tahminlerinde kullanılır.Doğal çevre faktörlerinden iklim, nem, ısı, arazi özellikleri gibi faktörler ürün standardizasyonunu zorlaştırır.
Teknolojik çevre faktörleri :Ulaştırma, iletişim, enerji sistemlerinde meydana gelen değişmeler karşılaştırmalı üstünlük ve sosyo-ekonomik kalkınmalarını hızlandırır.
Ürün pazarlamasında stratejik alternatifler :
Ürün farklılaştırması :Tüketici algılamalarına yardım etmek için ürünün özelliklerinde değişik yapmaktır.
Dünya çapında tek ürün ve tanıtım :Tek bir ürün üretilmesi ve tanıtılmasıdır.( Coca cola )
Yararlanma şekli değişen tek ürün ve farklı tanıtım :Başka pazarlarda farklı şekillerde yararlanılıyorsa bu farklılıkları belirtecek şekilde tanıtımda değişiklik yapılır.( Bisiklet spor veya taşıma amaçlı kullanılır.)
Tanıtmayı değiştirmeden ürünün şeklini değiştirmek :Tanıtma politikasında değişiklik yapmadan o ülkelerdeki kullanma şekline yaklaşmaktır.( Farklı oktan ve oranda benzinler )
Hem üründe hem tanıtımda değişiklik yapmak :Kullanım ve tanıtımı iç pazardan farklı ise her konuda o ülkenin özelliklerine göre değişiklik yapılması gerekir.
Yeni ürün üretmek :Alıcılar ürünü alabilecek kapasitede ise dört stratejiyi de uygulamak gerekir.Yoksa parasal güç ve ihtiyaçlarına cevap verecek yeni ürün üretmek gerekir.
Uluslar arası pazarlamada fiyatlandırma :
Pazara yönelik bilgilerin toplanması :
Hedef tüketici kitlesi
Rekabet durumu
Rakiplerin değerlendirilmesi
Fiyat düzeyleri
Fiyatlandırma stratejileri :
Kâr maksimizasyonu
Pazar payının geliştirilmesi
Pazar payını koruma
Pazarın kaymağını alma
Talebi yayarak rekabetin önlenme fiyatlandırma
Fiyatlandırma yaklaşımları :
Maliyetlere göre fiyatlandırma :
Tam maliyet :Mevcut kapasite kullanımında bir birimin maliyeti esas alınır.
Değişen maliyetlere göre :Kapasite kullanımının artmasının sağlayacağı birim maliyet düşüşleri göz önüne alınır.
Talebe göre fiyatlandırma :Yeni teknoloji ürünü veya tekel koşullarında pazara sürülen mamuller için olan fiyatlandırmadır.Üretici işletme pazarın kaymağını alma stratejisi ile talep ve kâr maksimizasyonu düşüncesi ile pazara arzını kontrol eder.
Rekabete göre fiyatlandırma :Mamulün satışının düşünüldüğü pazarda oluşan fiyattır.
İhracatta fiyatlandırma stratejileri :
Pazarın kaymağını alma
azara giriş aşamasında kısa dönemde yüksek getirisi olan ve yeni ürünler için izlenen stratejidir.Yüksek fiyatla yüksek kazanç elde etmeye dayanır.
Talebin yaygınlaştırılması :Giriş aşamasında uygulanan yüksek fiyat, ürün yaşam eğrisine göre düşürülerek rakiplerin pazara girişi engellenir.
Pazara nüfuz etme :Yüksek pazar elde etmek için düşük fiyatın benimsenmesidir.
Rakiplerin pazardan dışlanması : Düşük fiyatla rakipler pazarda çıkışa zorlanır.Büyük ölçekli ve düşük maliyetle çalışanlar uygular.
İhracat fiyatlandırma stratejisin belirlenmesinde işletme düzeyinde, ürüne özgü, pazar faktörleri ve çevresel faktörlere dikkat edilir.
Uluslar arası pazarlamada dağıtım kanalları planlaması :
Amaçların saptanması
İşletmelerdeki değişiklikleri izlemek ve değerlendirmek
Pazarlama stratejisinin planlaması
Her ülke için ayrı dağıtım kanalı politikası belirlemek
Dağıtım kanalındaki işletmelerin çalışmalarını düzenlemek
Kanal işletmelerinin çalışmalarını kontrol etmek
Dağıtım kanalı stratejileriyle ilgili yaklaşımlar :En uygun kanalın seçilmesi, işletmelerin seçilmesi, bilgi akışının sağlanmasından oluşur.
Ülke dışı dağıtım kanallarının seçimi :
Acente :Yabancı ülke sınırları içerisinde bir ücret veya komisyon karşılığında müşteri bulmada ve satışları gerçekleştirmede yardımcı olur.Stok bulundurmaz.Sevkiyat doğrudan ithalatçıya yapılır ve acente komisyon alır.
Acente ile çalışmanın yararları :Alıcı ile doğrudan temas kurulur.
Satış politikası, fiyatlar ve müşteri seçimi ihracatçının elindedir.
Acente pazardaki değişiklikleri anında bildirir.
Acente sergi ve reklamlarla desteklenir.
Distribütör :Belirli bir dış pazar alanı içinde malın satışında yetki verilen bir kuruluştur.Üretici malı kredili ya da peşin olarak verir.Malın pazarlanması, ithalatı ve tüm servisler onun sorumluluğundadır.
Distribütörle çalışmanın yararları :Tek ithalatçı olarak daha fazla mal alır.
Müşteri riskleri azalır.
Malın satışında daha etkin rol oynar.
İhracatı teşvik aracı olarak reklam :
Reklam :Malların hizmetlerin ve düşüncelerin geniş kitlelere duyurulması ve benimsetilmesi amacıyla bir ücret karşılığında, kişisel olmayan bir biçimde sunulmasıdır.
Reklam araçlarından bazıları :Sirküler, İhracat katalogları, Uluslararası Sosyal, Teknik ve Bilimsel Yayınlar, Örnek gönderme, Dış ülkelerdeki Ticaret Ateşelikleri, Uluslararası sergi ve fuarlar, Üretici ve ihracatçıların dış pazarları ziyaretidir.
ÜNİTE 11
Muhasebe :işletmeyle ilgili ekonomik etkinliklerin tanımlanması, ölçülmesi ve karar vericilere iletilmesi sürecini kapsar.Muhasebe sistemi işletmenin finansal durumu, faaliyet sonuçları, finansal başarımı konularında bilgi sağlar.
İşletme ile ilgili bilgi sunmanın temel amacı finansal tablolardır.Finansal tablolar, işletmenin finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını para birimi itibarıyla gösteririler.Muhasebe işletmenin dili olarak adlandırılır.
İşletme içi bilgi kullanıcılar :İşletme ile ilgili her türlü finansal bilgiyi elde etme yetkisine sahip işletme yöneticilerinden oluşur.
İşletme dışı bilgi kullanıcılar :İşletme dışında olan fakat işleme ile doğrudan ekonomik ilgisi olan veya olma eğiliminde olan taraflardır.Yatırımcılar, kredi verenler, müşteri, satıcılar ve devlet ( Kamu ve basın dolaylıdır.)
Muhasebenin gelişimini şekillendiren değişkenler
1 )İşletme ve sermayenin kaynakları arasındaki ilişki
2 )Politik ve ekonmik bağlar
3 )Yasal sistemleri
4 )Ekonomik sistemleri ve gelişmişlik düzeyi
5 )Kültürel değerler
1 )İşletme ve sermayenin kaynakları arasındaki ilişki :ABD ve İngiltere’ de bireysel yatırımcılar sermayenin temel sağlayıcılarıdır.
Sermayenin kaynakları ile işletme arasındaki ilişkilerin muhasebe üzerinde etki eden unsurları
Yatırımcı ve kredi verenin kim olduğu
Yatırımcı ve kredi verenin sayısı
Yatırımcı ve kredi verenin yakınlık derecesi
Sermaye piyasalarının gelişmişlik düzeyi
Uluslararası sermaye piyasalarını kullanabilme yeteneği
2 )Politik ve ekonomik bağlar :Ülkelerin bazen yakın politik ve ekonomi bağları dolayısıyla muhasebe sistemlerinde benzerlikler olabilir.
3 )Yasal sistemleri :Muhasebe açısından iki tür yaklaşım vardır.
Yazılı hukuk haline getirilmemiş, GKGMİ geçerli olduğu ülkeler :ABD ve İngiltere’ de muhasebe yöntemleri bağımsız standart belirleyici kuruluşlar tarafından belirlenir.ABD’ de ( ASB ), İngiltere’ de ( FASB )
Yazılı hukuk haline ve yasa haline getirilmiş ülkeler :Avrupa’ da genelde ulusal muhasebe yöntem ve standartlarına uyulur.Avrupa’ daki ülkelerde Roma-Germen veya Kara Avrupa’sı hukuk sistemi geçerlidir
4 )Ekonomik sistemleri ve gelişmişlik düzeyleri :Merkezi planlamanın hakim olduğu ülkelerde muhasebe sistemi devletteki planlama yapan tarafların ürün temelli bilgi gereksinimlerini karşılamaya yöneliktir.Piyasa temelli sistemlerde ise yöneticiler ise yatırımcılar kâr ve maliyet temelli bilgiler isterler.
5 )Kültür ve kültürel değerler :Ölçme, işletmenin stokları, maddi duran varlıklarını nasıl değerlendirdiğiyle, açıklama ise işletmelerin işletme dışı bilgi kullanıcılarına finansal raporlar aracılığıyla hangi kapsamda ve türde bilgi sunduğuyla ilgilidir.
Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu ( IASB ) :Merkezi Londra’ da bulunan, bağımsız, özerk muhasebe standartları hazırlama konusunda genel kabul görmüş tek otoritedir.Kurul kamu yararına, genel amaçlı finansal tablolarda, şeffaf ve karşılaştırılabilir bilgiyi gerekli kılan, tek ve yüksek kalitede, anlaşılabilir ve uygulanabilir global muhasebe standartları geliştirmeyi amaçlamaktadır.Ek olarak dünya genelinde muhasebe standartlarını birbirine yakınlaştırmayı amaçlamaktadır.Avrupa Komisyonu, 2005 yılının başından itibaren tüm Avrupa’ da IASC standartlarının zorunlu olarak uygulanacağını ilan etmiştir.Uluslararası finansal raporlamayı önemli hale getiren olgular uluslarüstü finansman ve yatırımlardır.
Amaçları
Muhasebe standartlarını oluşturmak, yayınlamak, kabul görmelerini sağlamak, uygulamalarını geliştirmektir.
Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu ( IFAC ) :Muhasebe mesleğinin dünyadaki en üst kurumudur.118 ülkeden 159 ülke üyedir.Dünya muhasebecilerinin yüksek kalitede hizmet vermelerini destekleyerek, kamu yararını korumak amacıyla faaliyet göstermektedir.Temel amacı, kamu çıkarlarına hizmet etmek, dünya genelinde muhasebe mesleğini güçlendirmek ve güçlü uluslar arası ekonomilerin gelişmesine katkıda bulunmaktır.
Uluslararası İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ( OECD ) :Türkiye’ ninde içinde bulunduğu 24 ülke üyedir.Amacı ekonomik büyüme ve kalkınmayı sağlamaktır.1976 yılında işletmelerin gönüllü olarak açıklayacakları finansal bilgilerin neler olduğunu bir tüzükle belirlemiştir.Uyumlaştırma konusunda üye ülkeleri cesaretlendirecek bir katalizör görevi görür.
Avrupa Birliği ( AB ) :Yönergeler oluşturarak üye ülkelerin muhasebe uygulamalarını AB’ nin kurallarının paraleline getirmek için kurallar koymaktadır.Bu yönergeler finansal tabloların karşılaştırabilirliğini artırmıştır.
Uluslararası Menkul Kıymetler Komisyonları Örgütü ( IOSCO ) :1987 yılındaki yapılan yıllık konferansında
Muhasebe ve denetimde ortak standartların kullanılmasını teşvik etme kararı aldı.
Yabancı paralı finansal tabloların çevrimi :Yabancı bağlı şirketler faaliyetlerini, faaliyette bulundukları ülkenin para birimi itibarıyla kayda alırlar.Dolayısıyla finansal tablolarını ana şirketin ülke para birimi itibarıyla yeniden ifade etmek zorundadır.Bu işleme çevrim denir.
Çevrimle ilgili sorunlar :
Uygun çevrim yönteminin seçimi
Uygun çevrim kurunun seçimi
Çevrimden doğan kâr ve zararın muhasebeleştirilmesi
Çevrim yöntemleri
1 )Cari olan – Cari olmayan kalemler yöntemi :Varlıklar elde edildikleri, kaynaklar ise oluştukları tarihte geçerli kurdan çevrilir.Gelir tablosu kalemleri ortalama kurdan çevrilir.Çevirimden doğan kâr ve zarar, dönem kâr ve zararında yer alır.
2 )Parasal olan – Parasal olmayan kalemler yöntemi
arasal varlıklar ve yükümlülüklerle ilgili kalemler cari döviz kuru ile çevrilir.Parasal olmayan kalemler ise tarihi kurdan çevrilir.Gelir tablosu ortalama kurdan çevrilir.
3 )Zaman faktörüne dayalı yöntem
arasal varlıklar ve borçlar parasal değerleri ile ilgili oldukları tarihteki kurdan çevrilmelidir.Tarihi maliyetlerle yabancı paralı finansal tablolara taşınan varlıklar ise tarihi kurla değerlenir.Farklı kurlar kullanıldığı için bilanço denk çıkmaz.
4 )Cari kur yöntemi :Bu yönteme göre, tüm varlık ve borçlar bilanço tarihindeki kurdan, özkaynaklar ise tarihi kurdan değerlenir.Çevirimden doğan kârlar özkaynaklarda indirim veya ek olarak raporlanır.
Finansal tabloların çevirimine esas olan muhasebe standartları :
IASC tarafından hazırlanan döviz kurlarındaki değişimlerin muhasebeleştirilmesi ile ilgili standart ülkemizde TMS 12 olarak geçer.Bu standart yabancı ülkelerdeki bağlı ortaklıkları ikiye ayırır.
Otonom bağlı ortaklıklar :Ana şirketten bağımsız çalışırlar.Gelir ve giderleri yerel koşullara göre değişir.Ana şirketle arasındaki işlemler çok düşüktür.Yerel para birimi fonksiyoneldir.Cari kur yöntemi kullanılır.
Entegre bağlı ortaklıklar :Ana şirkete bağlı veya uzantısı gibi çalışırlar.Ana şirketin kararları faaliyet ve gelirlerini etkiler.Kur farkı bağlı ortaklığın parasal kalemlerinden çok ana şirketin yabancı işletmedeki yatırımını etkiler.Zaman faktörüne dayalı çevrim yöntemi kullanılır.
Konsolide finansal tablolar :Ana şirketin ve bağlı şirketlerin faaliyetlerinin birleştirilerek tek bir para birimi cinsinden ifade edilmiş tek bir finansal tablo setinden oluşur.Grup içindeki şirketlerin biribiriyle yapmış oldukları işlemler elenir.
Uluslararası işletmeler toplam vergi yüklerini hafifletmek için başvurduğu yöntemler
Transfer fiyatlaması :Ana şirketler grubundaki bir şirketin gruptaki diğer bir şirkete mal yada hizmet sattığında uyguladığı fiyata denir.Bunu da pazar fiyatına bakarak veya keyfi fiyat belirleyerek yapar.
Vergi cennetleri :Vergi yükünü hafifletmek için faaliyelerini vergi cennetlerinde sürdürürler veya uluslararası işletme kendisine ait markanın sahipliğini Cayman Adalarındaki bir bağlı şirkete verir.Bağlı şirketler markayı kullanmak için bu şirkete ücret ödemek zorunda kalır.Cayman Adalarında lisans gelirleri vergiye tabi olmadığı için uluslararası işletmenin toplam vergi yükü azalmış olur.
Uluslar Arasi Mali İlişkiler 1. ünite Özeti
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Burak Zihni
4.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Uluslararası finansman kavramı geniş bir kavram olup uluslar arası yardımları ve dış borçları kapsamaktadır. Bağışlar, hükümetlerden hükümetlere yapılan uzun vadeli, düşük faizli kredilerdir. Milletlerarası kurumlar tarafından yapılan finansmanlar, özel satıcı kredileri, yabancı özel yatırımlar belli başlı uluslararası finansman şekillerini oluşturmaktadır.Uluslararası yardım, yapılan ödeme karşılığı hiçbir geri ödeme talep edilmemesi durumunda söz konusudur. Uluslararası yardımlar genellik sosyal, politik, ekonomik amaçlarla gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere yaptıkları yardımlardır. Uluslararası yardım türlerini:- İkili ve çok taraflı yardımlar Mali yardım, teknik yardım, gıda maddeleri yardımı- Bağış ve ödünç şeklindeki yardımlar- Proje ve program yardımları- Bağlı ve serbest yardımlar olmak üzere sınıflayabiliriz.Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere niçin uluslararası yardımda bulundukları sorusuna gelince, bunları da siyasi, ekonomik, insancıl ve ahlaki düşüncelere dayalı olmak üzere özetleyebiliriz.Az gelişmiş ülkelere yapılan sermaye transferleri gittikçe ticari bir görünüm kazanmış ve böylece de yardım nitelik itibariyle borca dönüşmeye başlamıştır.Dış borçlanma, yurt içi kaynak artışındaki açığı gidererek sermaye birikimini hızlandırır ve iktisadi kalkınma üzerinde olumlu etki yapar. Tabi bunun için söz konusu kredinin tüketim için değil üretim ve istihdam artırıcı yönde kullanılması gerekir.
1.Sınf Genel Muhasebe – Hesap Kodları
Konu Kasım 17, 2009 tarafından Burak Zihni
1.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Hesap Kodları(Bu kodlarla muhasebede bazı soruları çözebilirsiniz)
100 KASA
101 ALINAN ÇEKLER
102 BANKALAR
103 VERİLEN ÇEK ve ÖDEME EMRİ (-)
108 DİĞER HAZIR DEĞERLER
110 HİSSE SENETLERİ
111 ÖZEL KESİM TAHVİL SNT.VE BONO.
112 KAMU KESİMİ TAHVİL SNT.VE BONO
118 DİĞER MENKUL KIYMETLER
119 MENKUL KIY.DEĞER DÜŞ.KAR.(-)
120 ALICILAR
121 ALACAK SENETLERİ
122 ALACAK SENETLERİ REESKONTU (-)
126 VERİLEN DEPOZİTO VE TEMİNATLAR
127 DİĞER TİCARİ ALACAKLAR
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR
129 ŞÜPHELİ TİC.AL. KARŞIĞI (-)
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR
132 İŞTİRAKLERDEN ALACAKLAR
133 BAĞLI ORTAKLIKLARDAN ALACAKLAR
135 PERSONELDEN ALACAKLAR
136 DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR
137 DİĞER ALACAK SNT.REESKONTU (-)
138 ŞÜPHELİ DİĞER ALACAKLAR
139 ŞÜPHELİ DİĞER ALACAK.KARŞ.(-)
150 İLK MADDE VE MALZEME
151 YARI MAMULLER – ÜRETİM
152 MAMULLER
153 TİCARİ MALLAR
157 DİĞER STOKLAR
158 STOK DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞ.(-)
159 VERİLEN SİPARİŞ AVANSLARI
170 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
171 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
172 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
173 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
174 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
175 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
176 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
177 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYET
178 YILLARA YAY. INS.VE ON.MALIYE
179 TAŞERONLARA VERİLEN AVANSLAR
180 GELECEK AYLARA AİT GİDERLER
181 GELİR TAHAKKUKLARI
190 DEVREDEN KATMA DEĞER VERGİSİ
191 İNDİRİLECEK KDV
192 DİĞER KDV
193 PEŞİN ÖDENEN VERGİ VE FONLAR
195 İŞ AVANSLARI
196 PERSONEL AVANSLARI
197 SAYIM VE TESELLÜM NOKSANLARI
198 DİĞER ÇEŞİTLİ DÖNEN VARLIKLAR
199 DİĞER DÖNEN VARLIKLAR KRŞ. (-)
220 ALICILAR
221 ALACAK SENETLERİ
222 ALACAK SENETLERİ REESKONTU (-)
226 VERİLEN DEPOZİTO VE TEMİNATLAR
229 ŞÜPHELİ ALACAKLAR KARŞILIĞI(-)
231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR
232 İŞTİRAKLERDEN ALACAKLAR
233 BAĞLI ORTAKLIKLARDAN ALACAKLAR
235 PERSONELDEN ALACAKLAR
236 DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR
237 DİĞER ALACAK SNT.REESKONTU (-)
239 ŞÜPHELİ DİĞER ALACAK.KARŞ. (-)
240 BAĞLI MENKUL KIYMETLER
241 BAĞLI MEN.KIY.DEĞ. DÜŞ.KAR.(-)
242 İŞTİRAKLER
243 İŞTİRAKLERE SERM.TAAHHÜT. (-)
244 İŞT.SERM.PAY.DEĞ.DÜŞÜK.KRŞ.(-)
245 BAĞLI ORTAKLIKLAR
246 BAĞLI ORTAK.SER.TAAHHUTLERİ(-)
247 BAĞ.ORT.SER.PAY.DEĞ.DÜŞ.KRŞ(-)
248 DİĞER MALİ DURAN VARLIKLAR
249 DĞR.MALİ DURAN VARLIK.KRŞ. (-)
250 ARAZİ VE ARSALAR
251 YERALTI VE YERÜSTÜ DÜZENLERİ
252 BİNALAR
253 TESİS MAKİNE VE CİHAZLAR
254 TAŞITLAR
255 DEMİRBAŞLAR
256 DİĞER MADDİ DURAN VARLIKLAR
257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR (-)
258 YAPILMAKTA OLAN YATIRIMLAR
259 VERİLEN AVANSLAR
260 HAKLAR
261 ŞEREFİYE
262 KURULUŞ VE ÖRGÜTLENME GIDER.
263 ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME GIDER.
264 ÖZEL MALİYETLER
267 DİĞER.MADDİ OLM. DURAN VARLIK.
268 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR (-)
269 VERİLEN AVANSLAR
271 ARAMA GİDERLERİ
272 HAZIRLIK VE GELİŞTİRME GİDER.
277 DİĞER ÖZEL TÜKENMEYE TABİ VAR.
278 BİRİKMİŞ TÜKENME PAYLARI (-)
279 VERİLEN AVANSLAR
280 GELECEK YILLARA AİT GİDERLER
281 GELİR TAAHHUKLARI
291 GELECEK YILLARDA İNDİRİLE. KDV
292 DİĞER KDV
293 GELECEK YILLAR İHTİYACI STOK.
294 ELD.ÇIK.STOK.VE MAD.DURAN VAR.
295 PEŞİN ÖDENEN VERGİLER VE FON
297 DİĞER ÇEŞİTLİ DURAN VARLIKLAR
298 STOK DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ KARŞ. (-)
299 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR
300 BANKA KREDİLERİ
303 UZUN VAD.KRD.ANAP.TAKS.VE FAİZ
304 TAHVİL ANAP.BORÇ TAK.VE FAİZ.
305 ÇIKARILMIŞ BONOLAR VE SENETLER
306 ÇIKARILMIŞ DİĞER MENKUL KIYM.
308 MENKUL KIYMET. İHRAÇ FARKI (-)
309 DİĞER MALİ BORÇLAR
320 SATICILAR
321 BORÇ SENETLERİ
322 BORÇ SENETLERİ REESKONTU (-)
326 ALINAN DEPOZİTO VE TEMİNATLAR
329 DİĞER TİCARİ BORÇLAR
331 ORTAKLARA BORÇLAR
332 İŞTİRAKLERE BORÇLAR
333 BAĞLI ORTAKLIKLARA BORÇLAR
335 PERSONELE BORÇLAR
336 DİĞER ÇEŞİTLİ BORÇLAR
337 DİĞER BORÇ.SENET.REESKONTU (-)
340 ALINAN SİPARİŞ AVANSLARI
349 ALINAN DİĞER AVANSLAR
350 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
351 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
352 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
353 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
354 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
355 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
356 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
357 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
358 YILLARA YAY.İNŞ.ve ONR.HAKEDİŞ
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR
361 ÖDENECEK SOS. GÜV. KESİNTİLERİ
368 VD.GEÇ.ER.VEYA TK.VR.VE DĞ.YÜK
369 ÖDENECEK DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLER
370 DÖN.KARI VER.VE DİĞ.YÜK.KARŞ.
371 DÖN.KAR.PEŞ.ÖD.VER.VE YÜK (-)
372 KIDEM TAZMİNATI KARŞILIĞI
373 MALİYET GİDERLERİ KARŞILIĞI
379 DİĞER BORÇ VE GİDER KARŞILIĞI
380 GELECEK AYLARA AİT GELİRLER
381 GİDER TAHAKKUKLARI
391 HESAPLANAN KDV
392 DİĞER KDV
393 MERKEZ VE ŞUBELER CARİ HESABI
397 SAYIM VE TESELLÜM FAZLALARI
399 DİĞER ÇEŞİTLİ YAB. KAYNAKLAR
400 BANKA KREDİLERİ
405 ÇIKARILMIŞ TAHVİLLER
407 ÇIKARILMIŞ DĞR.MENKUL KIYMET.
408 MENKUL KIYMET.İHRAÇ FARKI (-)
409 DİĞER MALİ BORÇLAR
420 SATICILAR
421 BORÇ SENETLERİ
422 BORÇ SENETLERİ REESKONTU (-)
426 ALINAN DEPOZİTO VE TEMİNATLAR
429 DİĞER TİCARİ BORÇLAR
431 ORTAKLARA BORÇLAR
432 İŞTİRAKLERE BORÇLAR
433 BAĞLI ORTAKLIKLARA BORÇLAR
436 DİĞER ÇEŞİTLİ BORÇLAR
437 DİĞER BORÇ SENETLERİ REES. (-)
438 KAMUYA OL.ERT.VEYA TAKSIT.BORÇ
440 ALINAN SİPARİŞ AVANSLARI
449 ALINAN DİĞER AVANSLAR
472 KIDEM TAZMİNATI
479 DİĞER BORÇ VE GİDER KARŞILIK.
480 GELECEK YILLARA AİT GELİRLER
481 GİDER TAHAKKUKLARI
492 GEL.YIL.ERT.VEYA TERKİN ED.KDV
493 TESİSE KATILMA PAYLARI
499 Dİ.ÇEŞ.UZUN VAD.YAB.KAYNAKLAR
500 SERMAYE
501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE (-)
520 HİSSE SENETLERİ İHRAÇ PRİMLERİ
521 HİSSE SENEDİ İPTAL KARLARI
522 M.D.V.YENİDEN DEĞERLEME ARTIŞ.
523 İŞTİRAKLER YENİDEN DEĞER.ART.
524 MALİYET ARTIŞLARI FONU
529 DİĞER SERMAYE YEDEKLERİ
540 YASAL YEDEKLER
541 STATÜ YEDEKLERİ
542 OLAĞANÜSTÜ YEDEKLER
548 DİĞER KAR YEDEKLERİ
549 ÖZEL FONLAR
570 GEÇMİŞ YILLAR KARLARI
580 GEÇMİŞ YILLAR ZARARLARI
590 DÖNEM NET KARI
591 DÖNEM NET ZARARI (-)
600 YURT İÇİ SATIŞLAR
601 YURT DIŞI SATIŞLAR
602 DİĞER GELİRLER
610 SATIŞTAN İADELER (-)
611 SATIŞ İSKONTOLARI (-)
612 DİĞER İNDİRİMLER (-)
620 SATILAN MAMÜLLER MALİYETİ (-)
621 SATILAN TİC.MALLAR MALİYETİ(-)
622 SATILAN HİZMET MALİYETİ (-)
623 DİĞER SATIŞLARIN MALİYETİ (-)
630 ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME GİD(-)
631 PAZARLAMA SAT.VE DAĞ.GİD. (-)
632 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ (-)
640 İŞTİRAKLERDEN TEMETTÜ GELİR.
641 BAĞLI ORT.TEMETTÜ GELİRLERİ
642 FAİZ GELİRLERİ
643 KOMİSYON GELİRLERİ
644 KONUSU KALMAYAN KARŞILIKLAR
645 MENKUL KIYMETLER SATIŞ KARLARI
646 KAMBİYO KARLARI
647 REESKONT FAİZ GELİRLERİ
649 DİĞER OLAĞAN GELİR VE KARLAR
653 KOMİSYON GİDERLERİ (-)
654 KARŞILIK GİDERLERİ (-)
655 MENKUL KIYMET SATIŞ ZARAR (-)
656 KAMBİYO ZARARLARI
657 REESKONT FAİZ GİDERLERİ (-)
659 DİĞER GİDER VE ZARARLAR (-)
660 KISA VADELİ BORÇLANMA GİD. (-)
661 UZUN VADELİ BORÇLANMA GİD. (-)
671 ÖNCEKİ DÖNEM GELİR VE KARLARI
679 DİĞ.OLAĞANDIŞI GELİR VE KARLAR
680 ÇALIŞMAYAN KISIM GİD.VE ZAR(-)
681 ÖNCEKİ DÖN.GİD.VE ZARARLARI(-)
689 DİĞER O.DIŞI GİD.VE ZARAR.(-)
690 DÖNEM KARI VEYA ZARARI
691 D.K.VER.VE DİĞ.YAS.YÜK.KAR.(-)
692 DÖNEM NET KARI VE ZARARI
700 MALİYET MUHASEBESİ BAĞLANTI HS
701 MALİYET MUHASEBESİ YANSITMA HS
710 DİREKT İLK MADDE VE MALZEME GD
711 DİREKT İLK MAD.VE MAL.YANS.FAR
712 DİREKT İLK MAD.VE MAL.FİAT FAR
713 DİREKT İLK MAD.VE MAL.MİK.FAR.
720 DİREKT İŞÇİLİK GİDERLERİ
721 DİREKT İŞÇİLİK GİD.YANSIT.HES.
722 DİREKT İŞÇİLİK ÜCRET FARKLARI
723 DİREKT İŞÇİLİK SÜRE FARKLARI
730 GENEL ÜRETİM GİDERLERİ
731 GENEL ÜRETİM GİD.YANSITMA HES.
732 GENEL ÜRETİM GİD.BÜTÇE FARK.
733 GENEL ÜRETİM GİDERLERİ VER.FRK
734 GENEL ÜRETİM GİD.KAPASİTE FRK.
740 HİZMET ÜRETİM MALİYETİ
741 HİZMET ÜRETİM MAL.YAN.HES.
742 HİZMET ÜRET.MAL.FARK HESAPLARI
750 ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME GİDER.
751 ARAŞ.VE GELİŞ.GİD.YANS.HESABI
752 ARAŞ.VE GELİŞ.GİDER FARKLARI
760 PAZ.SATIŞ VE DAĞ.GİDERLERİ
761 PZR.SAT.VE DAĞ.GİD.YANSITMA HS
762 PZR.SAT.VE DAĞ.GİD.FARK HESABI
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
771 GEN.YÖN.GİD.YANSITMA HESABI
772 GENEL YÖNETİM GİD.FARKLARI HS.
780 FİNANSMAN GİDERLERİ
781 FINANSMAN GID.YANSITMA HESABI
782 FİNANSMAN GİDERLERİ FARK HES.
790 İLK MADDE VE MALZEME GİDERLERİ
791 İŞÇİ ÜCRET VE GİDERLERİ
792 MEMUR ÜCRET VE GİDERLERİ
793 DIŞ. SAĞL. FAYDA VE HİZMETLER
794 ÇEŞİTLİ GİDERLER
795 VERGİ RESİM VE HARÇLAR
796 AMORTİSMANLAR VE TÜKENME PAYL.
797 FİNANSMAN GİDERLERİ
798 GİDER ÇEŞİTLERİ YANSITMA HES.
799 ÜRETİM MALİYET HESABI





