Müşteri İlişkileri Kavramı

Konu Ekim 22, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

a.Müsteri Iliskileri Yönetimi Nedir?

Günümüzün giderek zorlasan rekabet ortaminda artan müsteri sayilari nedeniyle müsteri iliskileri yönetimi her geçen gün önemini arttirmaktadir.Isleyislerini elektronik ortama geçiren ve bu sayede bilgi akisini kontrol edip istedikleri an dogru bilgilere ulasan sirketler bu bilgileri analiz ederek bir adim öne geçerler.
Müsteri iliskileri yönetimi,Ingilizce Customer Relationship Managment kelimelerinin bas harflerinden olusturulan CRM kisaltmasi ile daha sik kullanilmaktadir.CRM çok kabaca bir tarifle;bir isletmenin satis-pazarlama ve satis sonrasi faaliyetlerinde modern bilgi-islem araçlari yardimi ile mevcut müsteri ve müsteri adayi bilgilerinin çok detayli olarak tutulmasi,bu bilgilerin satis-pazarlama–müsteri hizmetleri aktivitelerinde stratejik amaçli kullanimini ve hepsinden önemlisi bir isletmenin “ürün odak”li degil de “müsteri odakli” yapilanarak yani müsterinin ihtiyaçlari dogrultusunda kendini gelistirerek,günümüzün “yeni ekonomi” ortamina adaptasyonu olarak tanimlanabilir.

CRM teknolojik gelismelerin de yardimiyla,günümüzün is dünyasinda gittikçe daha fazla önem kazanmaya baslayan bir is felsefesidir.
CRM (Müsteri Iliskileri Yönetimi) satis,pazarlama ve servis hizmetleri veren firmalarin:
• Müsterilerini daha iyi tanimalarini,
• Müsterileriyle iliskilerini gelistirmelerini,
• Daha kaliteli hizmet vermelerini,
Bu sayede eski müsterilerini korumalarini ve yeni müsteriler kazanmalarini saglayan bir yönetimdir.

Firma-müsteri iliskileri üzerinde durulmasi gereken belki de en önemli alani müsteri iliskileri yönetimi olusturmaktadir.Temel ve ideal tanimi ile CRM,bir dizi teknik sürecin sonucunda müsterilerle basarili bir iletisim ve iliski kurarak küresel rekabet ortaminda avantaj saglayabilmektir.CRM kavramsal düzeyde mevcut kullanimina ulasana kadar Customer Intimacy,Technology Enabled Relationship Marketing,Real-Time Marketing,Continuous Relationship Management gibi anlamsal kaliplara sigdirilmaya çalisilmistir;ancak olgunun kalbine inen ve en kapsayici tanimlama olan Müsteri Iliskileri Yönetimi genel kabul görmüstür.CRM’i bir çok degisik biçimde tanimlamak mümkündür;ne var ki yapilan tanimlamalar olgunun teknolojik uygulama kismini öne çikaran teknik tanimlama ile müsteri firma baglantisini öne çikaran sosyal tanimlama kutbunda biçimlenmektedir.Fakat orijinal CRM uygulamalari göz önüne alindiginda,CRM’in ne bayramlarda müsterilere tebrik karti göndermek ne de bir yazilim programi temin edip yüklemek oldugu kolayca anlasilabiliyor.
CRM kavramini teknolojik bir uygulama olarak degerlendiren yaklasima göre müsteriler ile iletisimin kuruldugu noktalardaki çagri merkezleri,müsteri veritabanlari,satis otomasyonlari gibi teknik nitelikli uygulamalar müsteri iliskileri yönetimini olusturmaktadir.Bu anlayisin dogal bir uzantisi olarak da bir CRM teknolojisi maddi imkanlarla temin edilebilir ve uygulamaya geçirilebilir.Yani bir yazilim edinilir veya bir çagri merkezi kurulur ve bir bilgisayar programindan veya telefon basinda oturan bir çalisandan yüksek beklentiler içine girilir.Bu yolla en iyimser tahminle CRM teknolojisi kurulmus sayilabilir fakat müsteriler ile iliski kurulmus oldugu savi fazlasiyla iddiali olacaktir.
CRM kavramini müsteriler ile sosyal bir bag kurmaktan ibaret degerlendirmek de sikça yapilan önemli bir hatadir.Zira müsterilerle kurulacak bir sosyal bag ihtimaldir ki,müsteri memnuniyetini saglayacaktir ancak CRM’i müsteri memnuniyeti ile sinirlamak bir vizyon eksikliginin ifadesidir.Bu dogrultuda müsterilerinin dogum günlerini kutlayan firmalarin basarili bir müsteri iliskileri yönetim politikalari oldugunu iddia etmek en azindan CRM’i hafife almak olarak düsünülmelidir.

CRM’de dört ana strateji bulunmaktadir,bunlar;
1. Prospecting : Yeni müsteriler bulma
2. Cross-Selling : Mevcut ve potansiyel müsterilere çapraz satis
3. WinBack : Sizi terk etmis müsterileri geri kazanma
4. Loyalty : Müsterinin sadakatini kazanma

Günümüzde ulusal sinirlarin asilip dünyanin tek pazar olma yönünde ilerlemesi müsterilerin önündeki seçeneklerin sayisini arttirirken beklentilerin arasindaki farklari da azaltmaktadir.Diger bir deyisle fiyat da,kalite de artik pazarin,dolayisiyla müsterilerin belirledigi unsurlar olmaktadir.Bu durumda isletmelerin sürekliligi müsterilerin sürekliligiyle yakindan ilgili olmakta;müsteri odakli yönetim metotlarina geçemeyen firmalari,pazar kayiplari beklemektedir.Böyle bir durumda pazarlama anlayisi degismelidir.Pazarlama anlayisinin neden degistirilmesi gerektiginin ise kisaca iki sebebi vardir:

1. Rekabetçi çevre ile bas etmek için,
2. Globallesen dünyaya ayak uydurmak için.

b.Müsteri Iliskileri Yönetimi Kavraminin Gelisimi

CRM’in içerigi çok eskilere dayanmakla beraber 1990’li yillarin ortalarinda geçerlik kazanmistir.Pazar arastirmacilari,gelecekte sirketlerin CRM çözümleri için milyarlarca dolar para harcayacaklari konusunda hemfikirdir.CRM çözümleri,yazilimlari ve servisleri,müsteri yönetiminin daha etkin bir sekilde yapilmasina yardim etmek için dizayn edilmistir.
CRM hakkinda konusulmaya baslanmasi 80’li yillara dayaniyor.Fakat,o dönemlerde gerek üretim,finansman gibi konularin öncelikli tutulmasi,gerekse saglayicilarin Yatirim Kaynaklari Planlamasi (ERP-Enterprise Resource Planning) konusuna odaklanmalari CRM’i ikinci plana atmistir.Sekörün cnlanmaya baslamasi 96-97 yillarina rastliyor.
Firmalarin,degisen müsteri taleplerini karsilamama ve satis performanslarini koruyamamaya baslamalari,yeni bir müsteri iliskleri anlayisini,CRM’i beraberinde getirdi.CRM uygulamalarina uluslararasinda ilk ihtiyaç duyan,finans sektörüneki bankalardi;çünkü,bankalardaki yogun departmanlasma,müsteri bilgilerinin edinilmesinde eksikliklere,sonus olarak büyük ölçüde müsteri kayiplarina neden oluyordu.Bu nedenle,ilk uygulamalar bankalarda yapildi.
alıntıdır

İlgili aramalar:

  • müşteri ilişkileri yönetimi sınav soruları
  • müşteri ilişkileri yönetimi soruları
  • coberlik nedir

Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Türkiyede Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi
Osmanlı imparatorluğu döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı malî sisteminde bugünkü anlamda bir bütçe uygulamasına rastlanmamaktadır. Mutlakiyetçi bir yönetimde, bütçe hakkına dayalı bir bütçeden bahsetmek söz konusu değildir. Bu dönemde bütçe ile ilgili olarak sadece merkezi devlet yönetimine ait gelir ve gider hesapları bulunmaktadır. Bunlar daha çok kesin hesap cetveli niteliğindedir.

• Tanzimat Fermanı’nda herkesten iktidarına göre vergi alınmasını, arpalık yöntemi yerine maaş sisteminin konulmasını, padişah hazinesi ile giderlerinin Maliye Hazinesi’ne mal edilmesi gibi bir çok mali hüküm bulunmasına rağmen bütçeden hiç bahsetmemiştir. Fermandan sonra 1876 Anayasasına kadar, bütçe ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan bazı bütçeler tam anlamıyla bütçe niteliği taşımamaktadır.

• 1876 Kanun-i Esasi’si, birçok maddesinde bütçe usullerini, gelirleri ve giderlerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Ülkemizde “bütçe hakkı”nın ilk kez kabul ve ifade edildiği belge 1876 Anayasası olmuştur. Bu Anayasa ile birlikte padişah, dönemin meclisinin bütçeyi onaylama hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu Anayasa’nın öngördüğü hükümler 2. Meşrutiyete kadar hayata geçirilememiştir. 2. Meşrutiyetten sonra çağdaş anlamda ilk bütçe hazırlanmış ve uygulanmıştır.

Cumhuriyet döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?

• Ülkemizde bütçe hakkına uygun çağdaş bütçe kurumlarının, kurallarının ve yöntemlerinin gelişmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşebilmiştir. 1921 Anayasasında bütçeye ilişkin ayrıntılı hükümler yoktur. Sadece iki maddesi bütçe gelir ve giderlerine ilişkin genel hükümleri içerirmektedir. 1924 Anayasasında bütçe hakkına daha ayrıntılı yer verilmektedir. Bu Anayasa Büyük Millet Meclisi’nin, bütçenin incelenmesi ve onayı gibi görevlerini belirlemiştir. 1924 Anayasası’ndaki bu düzenlemeler bütçe hakkının tam ve açık ifadeleridir.

• 1961 Anayasası Osmanlı imparatorluğu, T.B.M.M. Hükümeti ve Cumhuriyet devri anayasalarının sahip olmadığı bir özellik sonucu ilk defa referandum (halkoyu) ile kabul edilmiş bir Anayasadır. Bu Anayasada TBMM’nin belirli bir dönem için bütçeleri onaylama
ve denetleme ile ilgili hükümleri bütçe hakkını vurgulamaktadır. 1982 Anayasası’da bütçe hakkı ile ilgili hükümleri düzenlerken, bütçe süreç ve uygulamasında farklı kuralları koymuştur. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre bütçeyle doğrudan ilişkili düzenlemeler daha ayrıntılı hale getirilmiştir.

İlgili aramalar:

  • 3 SINIF KAMU YÖNETİMİ DERS ÖZETLERİ
  • KAMU YÖNETİMİ 3 SINIF KONU ÖZETİ AÖF
  • açık öğretim kamu yönetimi ders anlatımı
  • kamu yönetimi 3 sınıfders notları
  • kamu yönetimi 3 sınıf ders özetleri
  • aöf kamu yönetimi dersleri 3 SINIF
  • aöf kamu yönetimi 3 sınıf dersler notları pdf
  • aöf kamu yönetimi 3 kitap kodları
  • AÇIK ÖĞRETİM KAMU YÖNETİMİ DERS NOTLARI
  • kamu yönetimi dersleri izle

Türk Vergi Sistemi 1 Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Gelir Vergisi Kanununa göre, gelirin gerçeklik özelliği muhaseben denetimini gerekli kılar.
Vergi borcunun meydana gelebilmesi için gereklin olanlar: Vergiyi koyan bir kanunun bulunması. Bütçe kanunu ile izin verilmesi. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi. Verginin tarh edilmesi.
Kanunda özeln olarak sayılan ticari kazançlar: Maden ocağı işletilmesi. Coberlik faaliyetleri. Özel okul işletilmesi. Gayrimenkul alım satım işiyle sürekli uğraşılması.
n Bir vergilendirme döneminde dönem sonu öz sermayesi 40 milyar, dönem başı öz sermayesi 25 milyar olan 1.sınıf tüccar A’nın aynı dönemde işletmeden çektiği değer, 6 milyar ve işletmeye eklediği değer 4 milyar olduğuna göre A’nın ticari kazancı17 milyardır. 40-25=15, 15-4=11, 11+6=17
Dönem başı mal mevcudu 3,n dönem içi mal alışları2, kira tel ve aydınlatma gideri 1, dönem sonu mal mevcudu 4, dönem içi yapılan satışlar 3 milyardır. Bu bilgilere göre 2.sınıf tüccar B’ nin ticari kazancı1 milyardır. gider:3+2+1=6, gelir: 3+4=7,
7- 6=1
n 1.sınıf tüccar A’nın işyeri aydınlatma, ısıtma,tel ve işçilik giderleri 4, işçiler için ödenen sigorta primleri 1 milyar, demirbaşamortismanları500 milyon, işyeri emlak vergisi 500 milyon ve ödemiş olduğu para cezaları500 milyon olduğuna göre tüccar A’nın hasılattan indireceği gider 6 milyardır. 4+1+0,5+0,5=6 , ceza inmez.
Dar mükellefiyete tabi ve kara ulaştırman işleriyle uğraşan mükellefin 1999 yılında elde ettiği hasılat 50 milyar olduğuna göre mükellefin vergiye tabi geliri 6 milyardır. 50*%12=6 milyar.
Serbestn meslek kazancı elde edenler yatırım indiriminden yararlanamaz.
Eskişehirn organize sanayi bölgesinde 1999 yılında 60 milyar tutarında yatırımı gerçekleştiren 1.sınıf tüccar A’nın yararlanacağı yatırım indirimi 60 milyardır.
Zirai kazancın tespitinde gider olarak indirilenler: İşletmeyle ilgilin ilama dayalı tazminatlar. İşçilerin yemek ve tedavi giderleri. Tohum ve gübre giderleri. Kira giderleri
Serbest meslek faaliyetinde bulunan kolektifn şirketin geliri “serbest meslek kazancı” gelir unsurunun kapsamına girer.
n Biletle girilen yerlerde, faaliyette bulunan dar mükellefin safi serbest meslek kazancı: Hasılattan resimler çıkarıldıktan sonra elde edilen tutarın yarısıdır.
Serbest meslek faaliyetinin özellikleri: Faaliyetin bağımsız olması. Şahsin sorumluluk altında yapılması. Uzmanlığa dayanması. Faaliyetin sürekli olması.
TBMM üyelerine faaliyetleri dolayısıyla ödenen para ve benzeri menfaatlern kazanç türlerinden ücret içinde vergilendirilir.
Yıllık özel indirimn tutarı113 400 000 TL olarak kabul edildiğinde, çalışma gücünün %80′ini yitirmiş olan hizmet erbabının yararlanacağı sakatlık indirimi 113400000*8=907200000 TL dir.
Gayrimenkul sermaye iradının tespitinde gider olarak indirilenler:n Aydınlatma ve ısıtma giderleri. İdare giderleri. Sigorta giderleri. Kiralanan mallar için ödenen vergi, resim ve harçlar.

1999 yılında satın alınann bir gayrimenkul yıllık 1 milyar TL’ye kiraya verilmiştir. Herhangi bir kira takdiri yapılmamış olan bu binanın vergi değeri 40 milyar TL’ sı olduğuna göre 1999 yılı emsal kira bedeli 2 milyardır. 40*%5=2
Menkul sermaye iradı olann gelirler: Hisse senetlerinin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen gelirler. Mevduat faizi. Hisse senetleri kar payı. İştirak paylarından doğan kazançlar.
Mükellef A 1999 yılında B anonim şirketinden 30 milyar TL karn payı elde ettiğine göre mükellefin vergi alacağı6 milyardır. 30*1/5=6
n Ferdi bir işletmenin kanuni mirasçılara devrinden doğan kazançlar vergilendirilmeyecek değer artış kazancıdır.
Değer artış kazançlarınınn tespitinde maliyet bedeli bilinmiyorsa maliyet bedeli yerine takdir komisyonlarınca belirlenecek bedel esas alınır.
Hilafına hüküm olmadıkçan gelir vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun Beyan işlemi üzerine tarh olunur.
Gelirden yapılacak mahsup ve indirimler: Geçmiş yıl zararları.n Özel indirim. Sakatlık indirimi. Yabancı ülkelerde ödenen vergiler
n Kaynakta kesintiye tabi tutulan vergiler, vergi sorumlusu tarafından vergi dairesine ödenir.
Münferit beyanname, kazanç ve iratların iktisapn tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde verilmelidir.
Müteşebbisin işen başladığı zaman işletmeye koyduğu ekonomik değerlerin toplamına sermaye denir.
Basit usule tabi olan mükelleflerin defter tutma zorunlulukları yoktur.n
Dönem sonu öz sermayesi 30 milyar TL, dönem başı öz sermayesi 25 milyar TLn olan çiftçi A’nın işletmeden çektiği değer 2 milyar TL, işletmeye eklediği değer ise 3 milyar TL dir. Buna göre çiftçi A nın zirai kazancı4 milyardır. 30-25=5, 5+2=7,
7- 3=4
Konser veren müzik sanatçılarının, gümrükn komisyoncularının, serbest meslek faaliyetinde bulunan kolektif şirket ortaklarının, dava vekillerinin kazancı Serbest meslek kazancıdır.
Ücretinn safi tutarının belirlenmesinde indirilecek giderler: Kamu kuruluşları için yapılan yasal kesintiler, emekli sandıklarına yapılan ödemeler, şahıs sigortası primleri, özel indirim
Başka bir geliri olmayan mükellef A 1999 yılından bir gayri menkulünü mesken olarak kiraya vermiş ve yıllık 3 240 000 000 TL kira geliri elde etmiştir. Buna göre, götürü gider indiriminden yararlanan mükellefin vergiye tabi kazancı2 250 000 000 TL dir. (İstisna tutarı240 000 000 TL olarak uygulanacaktır.) 3 240-240=3000 , 3000*%25=750, 3000-750= 2 250
Alacakn faizi menkul sermaye iradıdır.
Ücret,mevduat faizi, konut kirası, tahviln faizi vergi kesintisine tabidir. İşyeri kirası vergi kesintisine tabi değildir.
Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçekn durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa vergi Res’en tarh yöntemi kullanılarak tarh edilir.
1999 yılında yalnız gayrimenkul sermaye iradın elde eden mükellefler, beyannamelerini Ocak ayında vermek zorundadırlar.

Türkiye’de vergi beyannamelerinin ancak %4-5 inin denetimn elemanlarınca incelenip diğer mükelleflerin denetlenememesinin en önemli nedeni denetim elemanlarının yeterli bilgi düzeyine sahip olmamalarıdır.
Gelirn vergisi mükellefleri ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının sonuna kadar vergi tarhına esas olan kazançları ile bunlara isabet eden vergi tutarlarını gösteren levhayı merkezlerine veya şubelerine asmak zorundadırlar.
Halktann katılım belgeleri karşılığında toplanacak paralarla, belge sahipleri adına riskin dağıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre menkul kıymet yatırım portföyü işletmek amacıyla kurulan mal varlığı olarak tanımlanan menkul kıymetler yatırım fonları Bankalar tarafından kurulabilir.
Yalnızn ortaklarıyla iş yapan bir tüketim kooperatifinin gıda ve giyecek iş hacmi 5 milyar TL; genel iş hacmi 10 milyar TL ve dönem sonu safi kazancı2 milyar ise kooperatifin vergiye tabi kazancı 1 milyar TL’dir 5/10* 2=1 risturn istisnasıdır.
2-1=1 milyar vergiye tabi kazançtır. Risturn istisnası= (Ortaklarla iş hacmi/Genel iş hacmi) * Dönem sonu safi kazanç
Kurumunn tesis edilmesi veya yeni bir şube açılması nedeniyle ve karşılığında maddi bir kıymet elde edilmeden yapılan ve kurumlar vergisinde matrahın saptanmasında indirimi kabul edilen gider ilk tesis ve örgüt gideridir.
Kurumlar vergisin kanununa göre indirilebilecek giderlerden biri Faizsiz kredi verenlere ödenen kar paylarıdır.
İnfisah, iflastan başka bir nedenden kaynaklanmışsan tasfiyenin başlangıç tarihi infisahın Ticaret siciline tescil ettirildiği tarihtir. İflas varsa ticaret mahkemesinde iflasın açılma tarihidir.
Özeln hesap dönemi 1 Ekim 1998-30 Eylül 1999 tarihleri arasında olan bir kurum, kurumlar vergisi beyannamesini hesap döneminin kapandığı ayı izleyen 4.ay içinde vermek zorundadır. Ocak 2000
Doğal afetler nedeniyle inşa edilen binalardan geçici muafiyet 10 yıl süreyle uygulanır.
Motorlu Taşıtlar vergisi,n taşıtların kayıt ve tescilin yapıldığı vergi dairesince her yılın Ocak ayı başında yıllık olarak tahakkuk ettirilir.
Veraset yoluyla intikallerden ölüm Türkiye’de
meydana gelmiş ve mükellefler de Türkiye’de
meydana gelmiş ve mükellefler de Türkiye’de bulunuyorlarsa, Veraset ve İntikal Vergisi beyannamesi 4 ay içinde verilmelidir. Mükellef yabancı ülkede ise 6 ay içinde verilmelidir.
Katma değer vergisinde matraha dahil edilenler: Yükleme ven boşaltma giderleri. Faiz. Sigorta giderleri. Vade farkı.
Bir takvim yılın içinde ayrı ayrı işlemlerle hem vergi ziyaına neden olan hem de usulsüzlük suçu işleyen mükellefe her iki suç için ayrı ayrı ceza kesilir.
1.1.1999n tarihinden itibaren işlenen bir vergi suçu ile vergi kaybına sebebiyet verilirse Vergi ziyaı cezası uygulanır.
Temyiz davalarında Danıştay bir üst derecen mahkemesi olarak görevlidir.
Vergiye müteallik hesaplarda veyan vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması halinde Düzeltmeye başvurulur.
Borçlu belirlin sürede teminat göstermemiş olursa, Borçludan teminat istenmesini gerektiren durumlar varsa, Borçlunun ikametgahı bilinmiyorsa, Borçlu kaçmışsa ihtiyati hacze gidilemez.
Gelir Vergisi Kanununun ikametgahı Türkiye’de bulunanların Türkiye’de yerleşmiş kabul etmesi Tam mükellefiyet vergicilik kavramının bir gereğidir.
Limited şirket ortaklarının kazancı ticari kazanç olarakn vergilendirilemez.
Yeni işe başlayanlar basit usulde vergilendirilir.n
Yeniden değerleme oranının %80 olarak belirlendiğini varsayarsak 1999n yılında teşvik belgesiz yatırımlarda uygulanacak olan değerleme oranı yüzde sıfır olur.
Zirai kazancın gerçek usulde tespitinde indirilecek giderler:n Tohum, gübre, yem ve ilaç giderleri. İşletmede çalışanlara ödenen ücretler. Kira karşılığı kullanılan üretim araçları için yapılan ödemeler. İşletmeyle ilgili olarak ödenen sözleşmeye dayalı tazminatlar.
Doktor, Gümrükn komisyoncuları, Dava vekilleri, Konser veren müzik sanatçıları serbest meslek erbabıdır.
Ücreti asgari ücrete bağlı olarak tespit edilenler: Kazançların basit usulde tespit edilenlerin yanında çalışanlar. Serbest meslek erbabı yanında çalışanlar. Gayrimenkul sermaye iradı elde edenlerin yanında çalışanlar. Özel inşaatlarda çalışan işçiler.
1999 yılında 2 240 000 000 TL meskenn kirası elde eden, başka bir geliri olmayan ve götürü gider indiriminden yararlanmak isteyen mükellef A’nın vergiye tabi kazancı1 500 000 000 TL’dir. ( İstisna 240 000 000 TL olarak dikkate alınacaktır. ) 2 240 – 240=2000, 2000*25/100=500 milyon. , 2milyar-500 milyon=1 500 000 000
1999 yılından bir kurumdan 21 000 000 000 kar payı alan tam mükellef bir gerçek kişinin 1999 yılında vergi alacağı4 200 000 000. Vergi alacağı%20 dir.
Diğer kazanç ven irat olarak menkul kıymetlerin elden çıkarılmasında iktisap bedeli tevsik edilemiyorsa Rayiç bedel iktisap bedeli olarak kabul edilir.
Serbestn meslek erbabına yapılan ödemeler gelir vergisi kesintisine tabidir.
1n milyar TL tutarındaki vergi borcunu vade tarihinden itibaren 6 ay sonra ödeyen mükellefe tahakkuk ettirilecek gecikme zammı600 000 000 TL dir. Her ay %10 gecikme zammı alınır. 1 milyar* % 60=600 milyon.
Vergi denetimn elemanlarınca yapılan vergi incelemesinin temel amacı vergi alacağını güvence altına almaktır.
Kurumlar vergisi mükellefi olan kooperatiflerinn özellikleri: Tüzel kişiliğe sahip olmamaları. Kooperatiflerin en az 7 üye ile kurulması. Kar amacıyla kurulmaması. Ortakların değişir nitelikte olması.
n X Anonim şirketi 1999 yılında 100 milyar TL kurum kazancı elde etmiş ve aynı yıl Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan bir vakfa makbuz karşılığı 15 milyar TL bağışta bulunmuştur. Buna göre, 1999 yılında kurumun indirebileceği bağış ve yardım tutarı5 milyar TL ‘dir. 15-5=10 milyar indirme. 100*%5=5 milyar indirilecek.
Tasfiye karı, tasfiye durumundaki bir kurumda vergi matrahının oluşturur.
Vergi değeri 10 milyar TL olarak beyan edilen ve 5 yıl süre ilen geçici muafiyetten yararlanan bir mesken için ödenecek emlak vergisi 7 500 000 TL’dir. Muafiyetten yararlanılacak miktar, vergi değerinin 1/4′üdür. 10 milyar*1/4=2 500 000 000 vergi dışıdır. Ödenecek vergi 7.5 milyar üzerinden ödenecek. Mesken vergisi binde 1 dir. 7.5*1/1000=7.5 milyon

Veraset ven intikal vergisinde, veraset yoluyla intikallerde vergi, ölen kişinin ikametgahının bulunduğu yerdeki vergi dairesidir.
Katma değer vergisinde,n bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesine Teslim denir.
Katman değer vergisi matrahına Taşıma ve yükleme giderleri, Sigorta giderleri, Komisyon, Vade farkı dahil edilir.
Bölge idare mahkemeleri bölgeninn coğrafi durumu göz önüne alınarak Adalet Bakanlığı tarafından kurulur.
n Mükellef bir belediye vergisi için vergi davası açma süresi geçtikten sonra 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde vergi hatasının düzeltilmesi yoluna gitmiş ve
isteği reddedilmiştir. Bu durumda mükellef şikayet yoluyla Belediye Başkanına başvurabilir.
Kararların düzeltilmesinin nedenleri: Kararlaran etkisi olan iddiaların kararda karşılanmaması.
Kararda birbirine aykırı hükümler bulunması.
Kararların usule aykırı bulunması. Kararların
kanuna aykırı bulunması.
Borçlunun mallarını kaçırması tehlikesi olduğun durumlarda İhtiyati haciz’e başvurulur.

İlgili aramalar:

  • türk vergi sistemi konu özeti
  • kamu yönetimi dersi ders notları
  • 2 sınıf kamu yönetim dersleri özeti indir
  • aöf
  • aöf kamu yönetimi 1 sınıf 2 dönem ders notları
  • aöf kamu yönetimi 2 dönem dersleri
  • aof yerel yönetim ders notları
  • kamu yönetimi dersi notları aöf
  • murat konu özetleri indir türk vergi aöf

Ticari Kazanç II Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Ticari kazançlar gerçek usulde vergilendirildiğinde ve gerçek vergilendirmelerde safi tutarlar üzerinden yapıldığı için, yapılan giderlerin hasılattan indirilmesi gerekmektedir. Ancak yapılan tüm giderler hasılattan indirilemez. Bu nedenle G.V.K. nunda indirilebilecek ve indirilemeyecek giderler sıralanmıştır. İndirilebilecek giderler ticari kazancın devamı için yapılan giderler, işçilerin yiyecek, barınma giderleri, sigorta veya emeklilik primleri gibi giderlerdir. G.V.K.’nun 41′inci maddesinde ise indirilemeyecek giderler sıralanmıştır. Vergiden muaf kişilerle gerçek usulde vergilendirilen kişiler arasında ticari kazanç elde edenler basit usulde vergilendirilir.Basit usulde vergilendirilebilmek için mükelleflerin kanunda belirtilen hem genel hem de özel şartları birlikte yerine getirmeleri zorunludur. Aksi halde basit usulden yararlanamazlar. Basit usulde mükelleflerin kazançları hasılat ile giderleri arasındaki farktan oluşur.Bu mükellefler defter tutmak zorunda değildir. Ticari kazancın yarı götürü usulde tespiti dar mükellefiyete tabi ulaştırma ve ihracat işlerine münhasırdır.

Ticari Kazanç I Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Ticari kazanç G.V.K.’nda her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazanç olarak tanımlanmıştır. Ticari kazancın öğesi olan ticari ve sınai faaliyetin sınırlarının tesbitinde genel olarak zirai ve serbest meslek kazancı türünden olmayan ve sermaye ile teşebbüs faktörlerinin karışımı bir organizasyonun sürekli olarak yapılması önem kazanmaktadır. Bunun yanında G.V.K.’nda özel olarak bazı kazanç türleri de ticari kazanç olarak kabul edilmiştir. Ticari kazancın gerçek usulde tesbiti bilanço veya işletme hesabı esasına göre yapılır. Bilanço esasına göre ticari kazanç işletmedeki öz sermayenin hesap dönemi sonu ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Vergileme döneminde işletme sahiplerince işletmeye eklenen değerler bu farktan indirilir. İşletmeden çekilen değerler ise bu farka eklenir. İşletme hesabı esasına göre ticari kazanç ise hasılat ile giderler arasındaki müspet fark olarak belirlenir. Birden fazla yıl süren inşaat ve onarma işlerinde ticari kazancın tesbitinde gelirin yıllık olması ilkesinden vazgeçilmiştir.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Kurumlar vergisinde matrah, ilke olarak gerçek usule göre tesbit edildiği halde, yabancı ulaştırma kurumlarında, bunların özellikleri nedeniyle, matrahın götürü usule göre tesbit edilmesi kabul edilmiştir. Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı bunların Türkiye’de elde ettikleri hasılata uygulanacak emsal nisbetlerine göre hesaplanır. Tüzel kişiler belli amaçları gerçekleştirmek için kurulurlar. Bu amaca ulaşma imkânsız hale gelirse veya ortaklar mevcut şartlar altında bu amaca ulaşamayacaklarına karar verirlerse, infisah eder veya feshedilirse, kurum ortadan kalkar. Fakat bu şekilde sona erme ani olmaz. Çünkü mevcutların, alacakların paraya çevrilmesi, borçların ödenmesi ve kalanın ortaklara paylaştırılması gibi işlemlerin yapılması gerekir. İşte bu işlemlerin tümüne “tasfiye” denir. K.V.K.’nunda tasfiyeye girmiş kurumların vergilendirilmesi özel hükümlere tabi tutulmuştur. Bu kurumun diğer bir kuruma katılmasına veya birden fazla kurumun birleşerek yeni bir kurum meydana getirmelerine “birleşme” denir. Doğan kurum yeni bir tüzel kişilik kazanır. İnfisah eden kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanır. “Devir”, birleşmenin özel bir şeklidir. Kanunda belirtilen koşullar gerçekleşirse devir durumu meydana gelmiş demektir. K.V.K. bazı şartlar altında şirketlerin şekil değiştirmelerini “devir” hükmünde saymıştır. Tasfiye ve birleşme durumunda, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar namına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh edilen vergiler, tasfiye veya birleşme beyannamesi verme süresi içinde Vergi Dairesine yatırılır.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbiti Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Kurumlar Vergisinin Konusu, Mükellefleri, İstisna ve Muafiyetler

Kurumlar vergisinin konusu, özel niteliği olan bazı kurumların elde etmiş oldukları kurum kazançlarıdır. Kurum kazancı Gelir Vergisi Kanununda yer alan yedi kazanç ve irat türünden oluşur ve kurum kazancı başlığı altında toplanır. Kurum kazancının vergilendirilmesinde G.V.K.’da ticari kazancın vergilendirilmesine ilişkin hükümler uygulanır. Kurumlar vergisinin mükellefleri K.V.K.’nun birinci maddesinde sayılan sermaye şirketleri (anonim, sermayesi paylara bölünmüş komandit; limited şirketler, menkul kıymetler yatırım fonları), kooperatifler (üretim, tüketim, kredi, yapı ve şahıs kooperatifleri gibi), iş ortaklıkları, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerdir. Aynı zamanda bu mahiyetteki yabancı kurumlar da, vergilemede eşitlik ilkesinin zedelenmemesi için kurumlar vergisinin kapsamına alınmışlardır. Kurumlar Vergisinde, gelir vergisinde olduğu gibi, iki tür mükellefiyet vardır: Tam mükellefiyet ve dar mükellefiyet. Tam mükellef kurumlar kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kurumlardır. Bunlar, Türkiye’de ve yurt dışında elde ettikleri tüm kazanç ve iratları üzerinden vergilendirilir. Dar mükellef kurumlar ise kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardır. Bunlar yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler. Kurumlar vergisinde çeşitli istisna ve muafiyetlere yer verilmiştir.

Gelirin Beyanı III Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Gelirin Beyanı III Konu Özeti


Gelirin Beyanı III (Beyannamelere İlişkin Örnekler)

Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.

İlgili aramalar:

  • açık öğretim işletme soruları3 sınıf
  • türk vergi sistemi iktisat 3 sınıf
  • türk vergi sistemi ders notları
  • türk vergi sistemi bütünleme ders notları
  • maliye 3 sınıf ders özetleri
  • kamu yönetimi 3 sınıf türk vergi sistemi notları
  • kamu gelirleri ders notları
  • iktisat 3 video izle
  • iktisat 3 sınıf türk vergi sistemi video izle
  • türk vergi sistemi özet

Gelirin Beyanı II Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Gelirin Beyanı II
(Muhtasar ve Münferit Beyanname)

Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.

Gelirin Beyanı I Konu Özeti

Konu Eylül 30, 2009 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.


Gelirin Beyanı II
(Muhtasar ve Münferit Beyanname)

Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »