Devlet Bütçesi Ders Özetleri
Konu Kasım 20, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Devlet Bütçesi: Giriş
Devlet bütçesi nedir? Temel ilkeleri nelerdir?
• Devlet bütçesinin birçok tanımından ortaya çıkan ortak tanımın şöyle olduğu söylenebilir: Bütçe, kamu kurum kuruluşlarının belirli bir dönem için gelir ve giderlerini tahmin eden bunların yürütülüp uygulanmasına önceden izin veren hukuki bir belgedir. Devlet bütçelerinin temel özelliklerinin ise anayasalarda yer alması, gelir gider tahminlerini yansıtması, belirli bir dönem, genelde bir yıl, için tekrarlanması, bir kanun olarak nitelenmesi, giderlerin yapılması ve gelirlerin toplanması için yasama organının yürütme organına verdiği bir ön izin olması, yürütme organının bir tür icra programı niteliğinde olması ve uygulama sırasında ve sonrasında yürütme, yargı ve yasama organı tarafından denetlenmesi olduğu söylenebilir.
Klasik anlamda devlet bütçesinden başarmasını istediğimiz görevler nelerdir?
• Klasik anlamda devlet bütçelerin işlevleri, siyasi, hukuki, mali, iktisadi ve denetim yönündendir. Siyasi işlev, yasama organında parlamenterler ve siyasi partiler halkın isteklerini açıklamalarıyla ortaya çıkmaktadır. Hükümetler, vatandaşların isteklerini hükümet programları haline getirip bütçe aracılığıyla bürokrasiye uygulatmayı amaçlamış ve üstlenmiş bir siyasal girişimcidir. Hukuki işlev ise ilk olarak her ülkede bütçeye ilişkin temel yetkilerin, ilkelerin ve hukuksal sınırların ilgili ülkelerin anayasasında belirlenmesinde belirginleşir. Çünkü, yürütme ve yasama organlarının konuyla ilişkin karşılıklı yetki sınırlarını çizen kuralların anayasal çerçevede uygulamaya konulması istenir. Ayrıca; bütçe uygulamasında, kamu yönetimi birimleri ve vatandaşlar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar da yargı organları tarafından çözümlenmektedir. Bütçelemenin mali iktisadi işlevi kıt kaynakların en etkin bir biçimde kullanılması ve devletin giderleri için alternatif gelir kaynaklarının bulunmasını ifade etmektedir. Bütçenin denetim işlevi ise, kamu hizmetlerinin amaçları en iyi gerçeleştirecek biçimde kullanılıp kullanılmadığının ve amaçlara yönelik harcama ve gelirlerin yasalara uygun bir biçimde olup olmadığının araştırılması ve sonuçlarının ortaya konmasını içermektedir.
Modern anlamda devlet bütçesinden başarmasını istediğimiz görevler nelerdir?
• Modern bütçe işlevleri ise kaynak tahsisinde etkinliği, gelir dağılımında adaleti, iktisadi istikrarı ve kalkınmayı sağlamada bir araç olarak kullanılabileceği ile ilgilidir. Kaynak tahsisinde etkinliği sağlama, kamu ve özel sektörün üretimi ile sosyal faydanın en çok olması için çalışılmasını gerektirir. Sosyal faydayı en çoklaştırmak için kamu kesiminin hangi ihtiyaçları karşılaması gerektiği, hangilerini özel sektöre bırakmasının doğru olacağını araştırıp, bütçelerin buna göre düzenlemesi gerekmektedir. Gelir dağılımında adaleti sağlama işlevi de piyasa ekonomisine herhangi bir müdahale olmadığında gelir dağılımını bozucu etkiler yarattığı, dolayısıyla gelir dağılımını düzeltmede devlete bir iş düştüğü ile ilgilidir. Elbette bu adaletsizliği giderilmesinde devlet bütçeleri kullanılacaktır. iktisadi istikrarı sağlama işlevi, ekonomik konjonktürün yaratacağı olumsuz etkileri gidermeye yönelik olarak bütçelerin hazırlanmasını gerektirmektedir. iktisadi kalkınmayı sağlama işlevi, devlete ekonomik büyümeyi istenen düzeyde ve istikrarlı bir biçimde tutma görevi yüklemektedir. Bu görev, devlet bütçelerinin kaynakları ve harcamalarının büyüme ve kalkınmanın gerektirdiği biçimde kullanılmasıyla başarılabilir
Devlet Bütçesinin Tarihi Gelişimi
Demokratik parlamenter sistemle birlikte gelişen bütçe hakkı parlamentonun sahip olması gereken hangi ilkenin bir ifadesidir?
Gelişmiş batı ülkelerinde bütçe hakkının ulus temsilcilerine tanınması, demokratik parlamenter rejimin kurulması ya da bağımsızlığın kazanılması ile gerçekleşmiştir. Örnek alınan tüm ülkelerde bütçe hakkının tarihi gelişiminin temelinde vergi hakkı ile kamu harcamalarının yasama organınca onaylanması ve denetimi bulunmaktadır.
İngiltere’de bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?
ingiltere’de Magna Carta ile temelleri atılan vergileme hakkı, 1688 Haklar Bildirgesi ile kesinleşmiş, o tarihten sonra ingiltere’de vergileme yetkisine dayanan bütçe hakkı parlamentoca kullanılmaya başlanmıştır.
Fransa’da bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?
Fransa’da Genel Meclislere danışılarak alınan vergileme kararlarına 1614 sonrası yapılan aykırı uygulamalar 1789 Büyük Devrimle sonuçlanmış ve kabul edilen Anayasa ile bütçe hakkı meclise ait bir egemenlik hakkı halini almıştır.
Amerika Birleşik Devletlerinde bütçe hakkı nasıl gelişmiştir?
ABD’de bütçe hakkı İngiltere’ye karşı verilen bağımsızlık mücadelesi sonunda elde edilmiştir. 1776’da ilân edilen Bağımsızlık sonrası 1791 Anayasası ile ABD’de bütçe hakkı yalnızca Kongreye ait bir yasama yetkisine dönüşmüştür.
Devlet Bütçesinin Dayandığı Temel İlkeler
Genellik ilkesi nedir?
• Genellik ilkesinde tüm gelirlerin bir ortak havuzda toplanması ve tüm harcamaların bu havuzdan yapılması esastır. Gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılmasında gayrisafi usul uygulanmalıdır. Gelir ve giderlerin eksiksiz olarak, birbirinden mahsup etmeden veya gelir arkasında gider ve gider arkasında gelir gizlemeksizin bütçeye yazılması bu ilkeye dayalı olarak yapılır. Genellik ilkesi ayrıca belirli gelir kaynaklarının belirli giderlere tahsis edilmemesini de gerektirmektedir. Bir başka deyişle, genellik ilkesinde ademi tahsis uygulamasına ihtiyaç vardır.
Birlik ilkesi nedir?
• Devletin bütün gelir ve giderlerinin görülmesine imkan verecek şekilde tek bir bütçenin olmasını sağlamaya çalışan bir ilkedir. Bu ilke ile devletin tüm gelir kaynakları ve tüm giderleri tek bir bütçede toplanmasını gerektirir. Ayrıca bu ilke kamu kuruluşlarının yürütmek istediği hizmet programları ve bunlara verilen ödenek miktarları hakkında kesin
bilgi edinilebilmesini ve denetimi kolaylaştıran bütçe ilkesidir.
Genellik ve birlik ilkeleri haricinde devlet bütçesinin dayandığı temel ilkeler nelerdir?
• Samimiyet ilkesi bütçe tahminlerinin gerçeğe en yakın tahmin edilmesidir. Doğruluk ilkesi gelir ve gider tahminlerinin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullara mümkün olduğunca uygun olmasını gerektirir. Anlaşılır olma ilkesi bütçeleri incelemek isteyen herkes tarafından kolaylıkla anlaşılacağı şekilde düzenlenmesi anlamına gelmektedir. Bölüm (program) bazında onaylama ilkesi, bir kuruluşun bütçe ödenekleri, yasama organında görüşülürken bölümler (programlar) itibariyle onaylanması ve yasalaşmasıdır. Yıllık olma ilkesi ise, ülkenin hasat dönemi, iklimler gibi doğal olayların akışı ile ekonomik faaliyetlerin planlanmasında ve hesaplanmasında uygun bir zaman ölçüsü olarak bir yıl görülmesi nedeniyle, gelir ve gider tahminlerinin yıllık yapılmasını gerektirir. Alenilik, açıklık ilkesi, bütçe ile ilgili tüm bilgilerin kamuoyunun kullanımına ve bilgisine hiçbir kısıtlama olmaksızın sunulmasını gerektirir. Denklik ilkesi bütçenin (gelir ve giderlerin birbirine eşit) denk bağlanmasını ve denk sonuçlanmasını gerektirir. Önceden izin ilkesi, harcama yapma ve gelir toplama yetkisinin, yasama organınca o mali yıl başlamadan önce yürütme organına verilmesidir. Tasarruf ilkesi ise, belirli bir parayla en çok işin yapılması veya bir işin en az maliyetle yapılmasını gerektirir.
Bütçe Sistemleri
Torba Bütçeleme sistemi nedir?
• Torba bütçelerde ödenekler oldukça geniş kapsamlı kategorilere göre tahsis edilir. Kategoriler biraz daha ayrıntıda her bir bakanlık veya daireye göre belirlenebilir. Bu bütçe sisteminde bakanlık veya dairenin ödeneği harcayacağı yerler konusunda bir kısıtlama yoktur. Bakanlık ve daire yöneticisine harcamaları yapama konusunda oldukça fazla takdir yetkisi tanımaktadır. Harcamaların nerelere yapıldığı ile ilgili bir kısıtlama olmadığında, bütçe uygulaması sonunda da harcamanın nerelere yapıldığı konusunda bilginin edinilebilmesi için ciddi denetim yapılması gerekir.
Klasik bütçe sistemi nedir?
• Klasik bütçe sistemi, kamu harcamalarının denetlemesini, israfların ve suiistimallerin önlenmesini amaçlamaktadır. Sistem tamamen kamu kesiminin satın alacağı girdilere yönelmekte ve bunları tahmin etmeye çalışmaktadır. Bir başka deyişle, devletin bir yıl sonra satın alacaklarının bir listesi yapılmaktadır. Klasik bütçeleme sistemi devletin örgüt yapısına göre ödenek tahsis etmektedir. Kuruluşun yaptığı iş ve hangi toplumsal ihtiyacı karşıladığı önemli değildir. Bir daire kurulmuş ve faal ise, o daireye belirli bir ödenek ayrılması kesindir.
Performans bütçe sistemi nedir?
• Performans bütçe sistemi, klasik bütçede olduğu gibi kullanılan kaynaklara değil, kamu kurumlarının faaliyetleri ile bunları başarmalarına göre ödenek tahsis etmektedir. Performans bütçeleme, faaliyetlerin maliyetlerini tahmin etmeye çalışır. Performans faaliyetlerin birim maliyetlerini çıkarmaya çalıştığı için, daha düşük maliyetle daha iyi hizmet üretimine olanak sağlar. Bütçe sisteminin yoğunlaştığı nokta girdilerden, kaynakların faaliyetlere nasıl kullanıldığına kaymaktadır. Bunun doğal sonucu ise yöneticilerin faaliyet sonuçlarını değerlendirilebilmesi ve hesap vermelerine olanak sağlanmasıdır.
Program ve Planlama Programlama Bütçeleme Sistemleri nedir?
• Program bütçeleme sistemi devletin öncelikle amaçlarını belirleyerek bu amaçlara yönelik tüm faaliyetlerini ve programlarını koordine etmeye çalışır. Kamusal amaca yönelik bu faaliyetleri, programları hangi kamu kurumunun yerine getirmekte olduğuna
önem vermez. Böylece farklı kamu kuruluşlarının programlarının koordine edilmesi ile kamusal hizmetler çok daha etkin bir biçimde görülecektir. Program bütçe kamu kurumlarının sosyal amaçlara olan etkilerini analiz etmeyi gerektirmektedir. Program bütçe sistemi toplum refahını arttırmanın nasıl mümkün olabileceğini ve amaca ulaşmak için hangi programlara ihtiyaç olduğunu belirlemeye, böylece bu programlar arasında koordinasyonu sağlamaya çalışır. Program bütçe, aynı amaca yönelik çalışan programları birleştirir. Böylece aynı işin yapılmasında kullanılacak fonlar arasında bir rekabet başlar.
• Birçok yazar program bütçe ile PPBS (Planlama Programlama ve Bütçeleme Sistemini)’yi eş anlamlı kullanmaktadır. Ancak PPBS, program bütçeden daha sonra gelişmiş ve program bütçeden daha kapsamlıdır. Daha sonra gelişmesi dolayısıyla program bütçe sistemini daha sistematik hale getirmiştir. Bütçeleme aşaması her iki bütçe sisteminde de aynıdır. PPBS toplumsal hizmetlerin ve ekonomik kaynakların tümü üzerinde çalışırken, program bütçe ise kamusal amaçların programlar olarak nasıl uygulamaya konulacağını araştırır.
Yeni Performans Bütçe sistemi nedir?
• Geleneksel performans bütçeleme sisteminde, çıktılar ve faaliyetler ön plandadır. Ancak bu çıktılar ve faaliyetler kamusal amaçlarla her zaman aynı olmayabilmektedir. Yeni performans bütçe kamu kurumlarının faaliyetlerinin ve çıktılarının sonuçlarını değerlendirir. Bu bütçeleme sistemi geleneksel performans bütçenin ve program bütçenin özelliklerini birlikte taşımaktadır. Sonuçlara odaklanma program bütçenin bir özelliği iken, performans ölçüleri ve değerlendirmeleri geleneksel performans bütçenin özellikleridir. Program bütçe ve PPBS’den ayrılan yanı, kamu örgüt yapısında değişiklik yapmayı gerektirmemesidir.
Bütçelerde Harcama-Gelir Tahminleri, Politika ve Program Analizleri
Bütçelerde gelir ve harcama tahminleri nasıl yapılmaktadır?
Ünitede harcama ve gelir tahminleri iki ana kategoriye ayrılarak açıklanmıştır: kantitatif (sayısal veya nicel) yöntemler, kalitatif (sayısal olmayan veya nitel) yöntemler. Nitel yöntemler subjektif esaslıdır ve tahmini yapan kişilerin değer yargılarına ve deneyimlerine dayanır. Nicel yöntemler ise subjektişikten uzak ve mümkün olduğunca objektif yöntemlerdir. Tahmin edilecek gelir veya harcama ile ilgili yeterli bilgiye sahip olunduğunda kullanılmaktadır. Geçmişe ait bilgilerin gelecekte de devam edeceği düşünülerek bilimsel yöntemlerle geçmiş verilere dayalı tahminler yapılmaktadır. Nitel yöntemlerden ilki yargıya dayalı tahmindir, kamu programları veya bazı yeni gelir kaynaklarıyla ilgili geçmiş bilgiler ve deneyim olmadığında kullanılır. Bir başka kullanım gerekçesi hizmetlerde ölçümlenmeyen faktörler bulunmasıdır. Matematiksel yöntemlerin ölçemediği durumlarda yargıya dayalı yöntem kullanılmaktadır. Yargıya dayalı yöntemin kullanımı kolay olduğu için ilk denenen ve diğer teknikler kullanmak olanaksız olduğunda ise son başvurulan bir tekniktir. ikinci nitel yöntem birim maliyet dayalı yöntemdir. Yöntem öncelikle tahminlere esas olacak birim maliyeti hesaplamaya çalışmakta daha sonra ise talep edilen miktar belirlenip toplam harcama miktarı belirlenmektedir. Nicel yöntemler ise yeterli düzeyde sayısal bilgiye sahip olunduğunda kullanılmaktadır. Bu sayısal verilerin gelecekte de aynı biçimde devam edeceği varsayımına dayalı olarak tahminler yapılmaktadır. Aksi takdirde daha çok nitel yöntemler kullanılmaktadır. Nitel yöntemler, zaman serileri ve nedensel tekniklerdir. Bu yöntemde, tahmin edilecek değişkendeki geçmiş yıl verilerini ele alınıp, bu verilere dayalı olarak belirlenen trendin aynen devam edeceği varsayılır ve buna göre tahmin yapılır. Yöntemde tahmin yapmak için sadece ilgili değişkenin verileri kullanılır. Zaman serisi tekniğinin kullanım maliyeti oldukça yüksek olabilmektedir. Zaman serisiyle yapılan tahminlerde geçmiş yıllar, içinde bulunan yıl ve geleceğe ilişkin verileri görüldüğü için anlaşılması oldukça kolaydır. Nedensel tahmin teknikleri ise nicel yöntemlerin bir diğeridir. Bu teknik, tahmin edilecekdeğişkeni etkilediği düşünülen başka değişkenler ile istatiksel ilişkilerini kullanarak tahmin yapmaya çalışır. iki örneği regresyon analizi ve ekonometrik modellerdir.
Devlet politikalarının ve programlarının belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde hangi ölçütler kullanılmaktadır?
Kamu politikalarında yapılacak değişiklikler veya yeni bir programa başlama gibi kararlar belirli ölçülere dayalı olarak alınabilir. Bunlar etkinlik, etkenlik, verimlilik ve eşitlik ölçüleridir. Etkenlik kamu programlarının amaçlarına ulaşma derecelerini vermektedir. Bu ölçü bir programın devam edip etmeyeceği, programda değişiklik yapılıp yapılmayacağı ile ilgili kararlarda kullanılır. Etkinlik ölçüsü alternatişer arasında karşılaştırma yapmayı veya kamu hizmetleri için gerekli fonların özel kesimde bırakılması halinde ortaya çıkacak fayda ile kamu kesiminin kullanılması halinde ortaya çıkacak faydanın karşılaştırılmasını gerektirmektedir. En az kaynakla, en fazla sosyal yararı sağlayan alternatifi araştırır. Verimlilik, kamu hizmetinde kullanılan girdi çıktı ilişkisidir. Verimlikte programın sonuçları ve etkileri dikkate alınmaz. Eşitlik ölçüsü, kamu hizmetinde elde edilen net faydaların bireyler arasındaki dağılımı ile ilgilidir. Bir başka deyişle çeşitli açılardan kamu programlarının gelir dağılımını nasıl etkilediği bu ölçü yardımıyla tahmin edilebilir.
Devlet politikalarının ve programlarının belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde hangi teknikler kullanılmaktadır?
Program analiz teknikleri çok çeşitlidir. Bu ünitede kamu kesiminde yaygın bir biçimde kullanılan teknikler açıklanmıştır. Bunlardan ilki fayda maliyet analizidir. Bir kamu hizmetinin, yatırım projesinin tüm sosyal faydaları ile tüm sosyal maliyetlerinin hesaplanıp karşılaştırılmasını gerektirir. Bu karşılaştırmaya dayalı olarak kararlar alınır. Bu teknikte maliyetler ve faydalar para birimi cinsinden ifade edilir. ikinci teknik maliyet etkenlik analizidir. Bu teknik kamu projesinin maliyetini parasal olarak ifade eder ancak sonuçları veya projenin çıktılarını parasal olarak ölçmez. Kamu projelerinin maliyetlerini hesaplamak kolayken, faydaları ölçümlemek oldukça zordur. Maliyet etkenlik analizi bu tür durumlarda kullanılır. Bu teknik alternatif projeler arasında karşılaştırma yapamaz. Bir başka teknik, yön eylem araştırmasıdır. Yön eylem araştırması, tekrarlanan işlerle ilişkili olarak bilimsel yöntemlerle karar alma tekniği olarak tanımlanabilir. Stratejik Analiz bir diğer program analiz tekniğidir. Stratejik analiz niteliksel bir tekniktir. Belirli stratejilere dayalı karar almayı gerektirir. Stratejik analiz kamu kurumlarının değişen ekonomik, sosyal, politik koşullara uyumlarının araştırılması ve geliştirilmesinde de kullanılabilmektedir
Bütçe Uygulaması, Devlet Muhasebesi
Mali yıl içersinde bütçe ödeneklerinde ne tür değişiklikler yapılmaktadır?
• Ödenekler bir tahmin oldukları için mali yıl içinde bazı ödeneklerin yetersiz kalması, bazılarında da ödenek fazlalarının oluşması halinde ödenek aktarmalarına başvurulur. Aktarma işlemi, bir hizmetin mevcut ödeneğinin eksiğinin, gereksinim duyulandan fazla ödeneğe sahip başka ödenekte karşılanmasıdır. Aktarmalar bütçe dengesini bozmazlar. Bazı ödenek değişiklikleri ödeneklerin artmasına neden olmaktadır. Ödenek artışlarına ödeneğin yetmemesi ve aktarma olanağının olmaması halinde yapılır. Ödenek artışları, bütçe dengesini bozan ekonomik ve mali sorunlar çıkarabilmektedir.
Hazinenin nakit işlemleri nelerdir?
• Mali yıl içersinde toplanan gelirlerle giderlerin yer ve zaman bakımından ahenkleştirilmesi ve bunun için yapılan işlemlere hazine işlemleri denir. Gelir ve giderlerin yer bakımından ahenkleştirilmesi, toplanan gelirlerin gereken miktarlarını ödemelerin yapılacağı yerlere dağıtmayı gerektirmektedir. Gelirler ve giderler mekan açısından uyumlu değildir. Bazı bölgelerde gelirler fazla, bazılarında daha az tahsil edilir. Giderler ise ülkenin her yerinde düzenli olarak yapılmaktadır. Hazine toplanan gelirlerin ihtiyaç duyulan yerlere yollanmasını sağlar. Gelir ve giderlerin zaman bakımından denkleştirmesi
de bir diğer nakit hareketidir. Gelirlerin toplanma zamanına göre bazı dönemlerde, yeterli nakit bulunmayabilir. Nakit ihtiyacını belirlemek ve bunları karşılayacak nakdi zamanında hazır bulundurmak hazinenin görevidir. Devlet gelirlerinin belirli dönemlerde tahsil edilmesi, giderlerin ise sürekli olması, gelir giderlerin zaman dengesinin bozulması na neden olur. Hazine bu uyumsuzlukları kısa vadeli borçlanma ile giderir.
Mali yıl içersinde kamu kurumlarının nasıl denetlenmektedir?
• Modern denetim, kamu kurumlarının hizmet götürdüğü insanların ihtiyaçlarının en verimli, etken ve ekonomik biçimde giderilmesi için önemlidir. Denetim kavramı, mali işlemlerin mali mevzuata uygunluğunu, bu işlemlerin doğru ve gerçek biçimde yapılıp yapılmadığını içermektedir. Kamu denetimi ayrıca, ekonomik ve etkenlik denetimiyle kaynak kullanımının etken olup olmadığını da araştırır. Günümüz modern denetim anlayışı program sonuçlarının değerlendirilmesini, bir başka deyişle, denetimini de kapsamaktadır. Kamu hizmetlerinin belirlenen amaçlara ulaşıp ulaşmadığını denetler.
Devlet muhasebesi nedir? Kayıt sistemleri nelerdir?
• Devlet muhasebe sistemleri şunlardır: Kameral muhasebe sistemi, bütçe ile ilgili rakamlar, gelir ve giderlerin tahakkukunu, tahsilatını bütçe tertibine göre veren bir sistemdir. Schneider muhasebe sistemi, kameral muhasebe sisteminde mahsup işlemleri ile bütçe dışında devletin borç ve alacak durumları gösterilmemektedir. Bu sistemde ise mahsup işlemleri ile bütçe dışı alacak ve borç hesaplarına da yer verilir. Constante muhasebe sistemi, bütçe hesaplarıyla birlikte malvarlığı hesaplarını ve gelir ve gider tahakkuklarını gösterir. Bu sistem, gelir ve gider tahakkuk aşamasında kayıt etme ilkesine göre kurulmuştur. Logismografi muhasebe sistemi, malvarlığı ile işletme hesaplarını birlikte göstermektedir. işlemleri hem tarih hem de konu itibariyle aynı anda kaydetmektedir.
Devlet muhasebesinde nakit ve tahakkuk esasları nelerdir?
• Devlet muhasebesinde nakit esasında kayıtlar, kasaya parasal bir giriş veya kasadan parasal bir çıkış fiilen gerçekleştiği zaman yapılmaktadır. Benzer biçimde gelir yükümlüden tahsil edildiği zaman gelir kaydı yapılır. Gelir tahakkuk etmesine rağmen, tahsil edilmemişse kayıt yapılmaz. Tahakkuk esasında ise muhasebe kayıtlarının tutulmasında işlemin tahakkuk ederek kesinleşmesi esastır. Harcama yapılırken, gider tahakkuk ettiğinde hesaplara kayıt düşülür. Gelir kaydında ise gelir tahakkuk ettiği anda kayıt yapılmaktadır
Türkiye’de Bütçe Hakkının ve Bütçe İlkelerinin Gelişimi
Osmanlı imparatorluğu döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?
• Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı malî sisteminde bugünkü anlamda bir bütçe uygulamasına rastlanmamaktadır. Mutlakiyetçi bir yönetimde, bütçe hakkına dayalı bir bütçeden bahsetmek söz konusu değildir. Bu dönemde bütçe ile ilgili olarak sadece merkezi devlet yönetimine ait gelir ve gider hesapları bulunmaktadır. Bunlar daha çok kesin hesap cetveli niteliğindedir.
• Tanzimat Fermanı’nda herkesten iktidarına göre vergi alınmasını, arpalık yöntemi yerine maaş sisteminin konulmasını, padişah hazinesi ile giderlerinin Maliye Hazinesi’ne mal edilmesi gibi bir çok mali hüküm bulunmasına rağmen bütçeden hiç bahsetmemiştir. Fermandan sonra 1876 Anayasasına kadar, bütçe ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan bazı bütçeler tam anlamıyla bütçe niteliği taşımamaktadır.
• 1876 Kanun-i Esasi’si, birçok maddesinde bütçe usullerini, gelirleri ve giderlerini düzenleyen hükümleri içermektedir. Ülkemizde “bütçe hakkı”nın ilk kez kabul ve ifade edildiği belge 1876 Anayasası olmuştur. Bu Anayasa ile birlikte padişah, dönemin meclisinin bütçeyi onaylama hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu Anayasa’nın öngördüğü hükümler 2. Meşrutiyete kadar hayata geçirilememiştir. 2. Meşrutiyetten sonra çağdaş anlamda ilk bütçe hazırlanmış ve uygulanmıştır.
Cumhuriyet döneminde bütçe hakkı ve bütçe kuralları ile ilgili gelişmeler nelerdir?
• Ülkemizde bütçe hakkına uygun çağdaş bütçe kurumlarının, kurallarının ve yöntemlerinin gelişmesi ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşebilmiştir. 1921 Anayasasında bütçeye ilişkin ayrıntılı hükümler yoktur. Sadece iki maddesi bütçe gelir ve giderlerine ilişkin genel hükümleri içerirmektedir. 1924 Anayasasında bütçe hakkına daha ayrıntılı yer verilmektedir. Bu Anayasa Büyük Millet Meclisi’nin, bütçenin incelenmesi ve onayı gibi görevlerini belirlemiştir. 1924 Anayasası’ndaki bu düzenlemeler bütçe hakkının tam ve açık ifadeleridir.
• 1961 Anayasası Osmanlı imparatorluğu, T.B.M.M. Hükümeti ve Cumhuriyet devri anayasalarının sahip olmadığı bir özellik sonucu ilk defa referandum (halkoyu) ile kabul edilmiş bir Anayasadır. Bu Anayasada TBMM’nin belirli bir dönem için bütçeleri onaylama
ve denetleme ile ilgili hükümleri bütçe hakkını vurgulamaktadır. 1982 Anayasası’da bütçe hakkı ile ilgili hükümleri düzenlerken, bütçe süreç ve uygulamasında farklı kuralları koymuştur. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına göre bütçeyle doğrudan ilişkili düzenlemeler daha ayrıntılı hale getirilmiştir.
Finansal Yönetim Tüm Üniteler
Konu Kasım 16, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
FİNANSAL YÖNETİM
>>> TÜM İÇERİĞİ TEK LİNK OLARAK İNDİR <<< Boyut: 21.9MB
Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Eğitim Ekonomisi
Konu Kasım 16, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Eğitim bir yatırım mıdır?
• Yatırım kavramının temel özelliği yapıldığı dönemde maliyet artışına sebep olması, ancak sonradan daha kaliteli ve bol üretimi mümkün kılıp gelir artışı sağlamasıdır.
• Bu açıdan bakıldığında eğitim harcamaları da fiziksel sermaye yatırımı gibi yatırım sayılmalıdır. Eğitim yapıldığı dönemde bireylere üç tür maliyet yükler. Eğitim için harcanılan okul harçları, kitap-kırtasiye bedelleri eğitimin doğrudan maliyetini oluşturur.
Eğitim bireyi piyasada çalışmaktan alıkoyan bir faaliyet olduğundan, eğitimin fırsat maliyeti çalışamamak nedeniyle kaybedilen gelirdir. Son olarak eğitim zor bir süreç olduğundan kişiye psikolojik maliyette yüklediği söylenebilir.
• Bütün bu maliyetlerine karşılık eğitim bireylerin verimliliklerini arttıran bir faaliyettir. Verimlilik artışı ise gelirlerin artmasını sağlayacaktır. Beşeri Sermaye teorisinin eğitim yatırımı konusundaki temel görüşü de budur.
Eğitim yatırımına nasıl karar verilir?
• Eğitim yatırımına karar verecek kişi eğitimin maliyetleri ve getirilerini karşılaştırır. Ancak eğitim maliyetleri için bugün harcama yapılırken, eğitimin getirileri çalışma hayatı boyunca kademeli olarak elde edilecektir. Bu nedenle iki değişken arasında anlamlı bir karşılaştırma yapabilmek için gelecekte yapılacak maliyet harcamalarını ve elde edilecek
gelirleri bir ıskonto oranı iskontolamak gerekir.
• Eğitim yatırımının iskonto edilmiş gelirleri iskonto edilmiş maliyetlerden büyük ise eğitim yatırımı kârlı olacaktır.
işyerinde eğitimin türleri nelerdir?
• işyerinde eğitim genelde atölye düzeni için verildiğinden buna gayri-resmi eğitim de denilir. iki türlü işyerinde eğitim vardır.
• işyerinde genel eğitim işçinin verimliliğini sadece eğitimin verildiği firmada değil piyasanın tamamında yükselten bir eğitimdir. (marangozluk gibi). işyerinde özel eğitim de ise işçilere firmaya özgü bilgiler öğretilir. Bu bilgiler piyasadaki diğer firmalar ile ilgili olmadığından eğitim işçinin verimliliğini sadece eğitimin verildiği firmada yükseltir (telefon operatörlüğü gibi).
işyerinde eğitimin maliyetlerine kim katlanır ve getirilerinden kim yararlanır?
• Genel işyerinde eğitim işçinin verimliliğini piyasanın tamamında arttırdığından işverenler bu tür bir eğitimi verme konusunda isteksiz davranacaklardır. Bu nedenle eğitimin maliyetine işçiler eğitim süresince düşük ücretle çalışarak karşılarlarken, getirisinden de sadece işçiler yararlanacaklardır.
• Öte yandan spesifik işyerinde eğitim işçinin verimliliğini piyasada değiştirmeyeceğinden işçiler bu konuda istekli davranmayacaklardır. Bu nedenle bunun maliyetini işverenler karşılayacak, getirisini ise taraşar aralarında pazarlık yaparak paylaşırlar. Beşeri sermaye teorisi hangi açılardan eleştirilmektedir?
• Beşeri sermaye teorisine yöneltilen eleştirilerin başında yatırım kararını alırken eğitimin getiri ve maliyetlerinin iskonto edilmiş bugünkü değerlerinin hesaplanmasının karmaşık olduğu ve herkes tarafından yapılamayacağı gelmektedir.
• Bu konuda yapılan bir başka eleştiri eğitilmiş işgücünün yüksek veriminin ne kadarının eğitimden kaynaklandığının kestirilemeyeceği; zeka, yetenek ve motivasyonun da burada etkili olabileceğidir.Eleme hipotezi adı verilen görüşe göre ise eğitim aslında verimliliği etkilemez, işverenler işçileri seçerken bir sinyal vazifesi görür.
• ikili iş piyasaları adındaki görüş ise eğitimin ikincil sektördekilerin birincil sektöre geçerek verimlerini yükseltmelerini sağlamayacağını ileri sürmektedir.
Eğitim ile kalkınma arasındaki ilişki var mı dır?
• Eğitim bireysel gelişmeyi sağladığı gibi makro anlamda ekonomik kalkınmayı da sağlamaktadır. Dünya savaşlarından mağlup çıkarak altyapılarını önemli ölçüde kaybeden Almanya ve Japonya’nın kalkınma yansında öne çıkmalarında eğitilmiş insan gücü önemli bir rol oynamıştır.
• Yapılan deneysel gözlemler eğitim ile kalkınma arasında pozitif bir korelasyon tespit ederken nedenselliğin eğitimden kalkınmaya doğru olduğunu göstermiştir. Buna göre ülkeler ekonomik açıdan kalkındıkları için eğitim düzeyi yükselmemekte, bunu tersine eğitim düzeyi yükseldiği için ekonomik kalkınma sağlanmaktadır.
Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Emek Talebi
Konu Kasım 16, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Kısa dönemde bir işveren kaç işçi çalıştıracağına nasıl karar verir?
• Firmalar kısa dönemde kaç işçi çalıştıracaklarına marjinal karar alma kuralı ile karar verirler. Bu kararı verirken işe alacakları son işçinin firmaya sağladığı getiri ile maliyetini karşılaştırırlar.
• Marjinal işçinin maliyeti ile getirisi arasında getirisi lehine ihmal edilebilecek kadar küçük bir fark dahi olsa kârını azamileştirmek isteyen işveren o işçiyi işe alacaktır.
• Bu nedenle denge istihdam kuralı istihdamın işçinin maliyeti (W) ile getirisinin (marjinal ürün geliri) birbirine eşit olduğu düzeyde yapılması olarak kabul edilir. Piyasa emek talep eğrisi nasıl elde edilir ve şekli nasıldır?
• Piyasa işverenlerden oluştuğuna göre piyasa emek talep eğrisi firmaların bireysel talep eğrilerinin toplanması ile elde edilir ve negatif eğimlidir.
• Piyasa emek talep eğrisi elde edilirken emek talebini etkileyen ücret dışındaki unsurlar sabit kabul edilir.
• Buna göre ücret oranında meydana gelen değişmeler talep eğrisi üzerinde sola veya sağa hareketle gösterilir ve emek talep miktarının azalması veya artması olarak isimlendirilir.
Uzun dönemde emek talep eğrisi nasıl elde edilir?
• Kısa dönemde sermaye faktörünün sabit, sadece emek faktörünün değişken olmasına karşılık, uzun dönemde firmalar sermaye faktörünü de arttırabilme imkanına sahiptirler.
• Firmaların uzun dönemde emek ve sermaye faktörlerinden ne kadar kullanacağı, (a) üretimde bu iki faktörün birbiri yerine kullanılıp kullanılmayacağına (b) faktörlerin nispi fiyatlarına bağlıdır.
• Uzun dönemde firmanın denge faktör kullanım miktarları eş-ürün eğrisinin eş maliyet doğrusuna teğet olduğu noktada belirlenir. Denge bir kez tespit edildiğinde, ücret oranını yükselterek bunun nasıl değişeceği analiz edilebilir. Bu analiz sonuçta uzun dönem emek talep eğrisinin elde edilmesini sağlayacaktır.
Kısa ve uzun dönem emek talep eğrileri arasındaki fark nedir?
• Kısa ve uzun dönem emek talep eğrileri arasında esneklik farkı vardır.
• Kısa dönemde emek talep eğrisi daha az esnek (inelastik), uzun dönemde ise daha az esnektir (elastik).
• Bunun nedeni ücret yükseldiğinde kısa dönemde emek talebi sadece ölçek etkisi sebebiyle azalırken, uzun dönemde ikâme etkisinin de devreye girerek emek talebinin daha fazla azalmasına neden olmasıdır.
Emek talebini etkileyen ücret dışı unsurlar nelerdir?
• Emek talep eğrisi, ücret oranı ile talep edilen emek miktarı arasındaki ilişkiyi gösterir. Oysa emek talebinin tek belirleyicisi ücret oranı değildir, başka unsurlar da bu konuda etkilidir.
• Ürün talebindeki, verimlilikteki, işveren sayısındaki değişmeler ile diğer üretim faktörlerinin fiyatları emek talebini etkileyen ücret dışı unsurlar arasında sayılabilir.
• Bu unsurlardaki değişmeler emek talebini arttırıyorsa eğrinin bir bütün olarak sağa, azaltıyorsa sola kayması ile gösterilir.
Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Emek Arzı
Konu Kasım 16, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Faydasını maksimize etmek isteyen bireyin boş zaman ile çalışma arasındaki tercihi nasıl belirlenir?
• Zaman kullanımı için çalışma ve boş zaman şeklinde iki alternatif olduğu varsayılırsa, burada cevabı aranılan soru şudur: Birey zamanını bu iki alternatif arasında ne şekilde paylaştırmalıdır ki faydasını maksimize edebilsin?
• Çalışmanın tercih edilmesinin temel sebebi bu sayede ücret geliri elde ederek harcamaları karşılayabilmektir. Ancak insanlar bütün zamanlarında çalışamazlar ve dinlenmek, gezmek, kültürel ve beşeri faaliyetlerde bulunmak için de zamana ihtiyaç duyarlar. Boş zaman talebi bu ihtiyacı karşılamaya yöneliktir.
• Bireyin bu iki alternatif arasındaki sübjektif değerlendirmelerini (tercihlerini) farksızlık eğrileri yansıtır. Farksızlık eğrilerinin orijinden uzaklaştıkça daha yüksek fayda düzeyini gösterdiği bilgisinden hareketle, faydasını maksimize etmek isteyen bireyin orijine göre en yukarıdaki bir farksızlık eğrisinin gösterdiği zaman kullanım tercihini seçmesi beklenebilir.
• Ancak, çalışma ve boş zaman’ı bireyin tüketeceği iki mal olarak kabul edersek, bunlardan ne kadar satın alınabileceği sadece bireysel tercihlere bağlı değildir. Bireyin geliri de bu konuda belirleyici bir unsurdur. Bunu yansıtan kavram ise bütçe kısıtlıdır.
• O halde zaman tercihini yaparken fayda en çoklamasını gerçekleştirmek için iki şartı vardır. (1) Bütçe kısıtı üzerinde bulunmak ve (2) Bütçe kısıtının izin verdiği ölçüde orijine göre en uzaktaki farksızlık eğrisi üzerinde bulunmak. Buna göre denge noktası bütçe kısıtı ile farksızlık eğrilerinin birbirine teğet olduğu noktada gerçekleşecektir.
Ücret değiştiğinde denge çalışma süresi bundan nasıl etkilenir?
• Ücretin değişmesi bireyin zaman kullanım dengesini değiştirecektir. Ücret değişimin net sonucunun ne olacağı zıt yönde işleyen iki etkiden hangisinin daha kuvvetli olacağına bağlıdır.
• Bunlardan gelir etkisi, örneğin ücret arttığında, bireyin gelirinin de yükseleceğini, bu nedenle daha fazla boş zaman satın alarak çalışma süresini azaltacağını öngörmektedir.
• Öte yandan, ikame etkisine göre ücret oranının yükselmesi boş zamanın fırsat maliyetini yükseltecek, bu durum bireyin boş zamandan vazgeçerek çalışma süresini arttırması sonucunu verecektir.
• Ücret oranının düşük, boş zamanın ise gereğinden fazla olduğu durumlarda ücretler yükseldiğinde ikame etkisinin daha baskın olacağı ve bireyin çalışma süresini arttıracağı beklenir.
• Öte yandan, ücretler belirli bir düzeye ulaşıp bireyin çalışma süresi yeterince arttığında şimdi eskisine nazaran daha kıt olan boş zaman daha değerli hale gelecektir. Ücretlerin daha da yükselmesi durumunda bir noktadan sonra artık gelir etkisi daha baskın hale
gelecek, birey çalışma süresini azaltacaktır.
• Çeşitli ücret düzeyinde bireyin çalışma süresinin ne olabileceğine yönelik bu tespitler bizi geriye kıvrımlı bireysel emek arz eğrisine götürecektir.
Piyasa emek arz eğrisi nasıl elde edilir ve bireysel emek arz eğrisinden farklılığı nedir?
• Piyasa bireylerin toplamından oluştuğuna göre piyasa emek arz eğrisini elde etmek için çeşitli ücret düzeylerinde piyasadaki bireylerin çalışma sürelerini toplamamız gerekmektedir.
• Bireysel emek arz eğrisinin geriye kıvrımlı olmasına karşılık ampirik gözlemler piyasa emek arz eğrisinin pozitif eğimli olduğunu göstermektedir.
• Bunun nedeni piyasanın genelinde ikame etkisinin daha baskın olmasıdır. Ücretler yükseldiğinde piyasada bazı kişilerin gelir etkisi nedeniyle çalışma sürelerini azalttıkları, ancak onlardan daha fazla kişinin ikame etkisi ile çalışma sürelerini arttırdıkları gözlenmiştir.
Emek arzını ücretler dışında hangi unsurlar ne yönde etkiler?
• Ücret oranlarındaki değişme emek arz eğrisi üzerinde yukarıya veya aşağıya hareketle gösterilir. Bu tür bir değişim emek arz miktarının artması veya azalması olarak isimlendirilir.
• Öte yandan, bireylerin herhangi bir işe/mesleğe yönelik çalışma kararları ücret oranına bağlı değildir, başka unsurlar da çalışma sürelerinin belirlenmesinde etkilidir.
• Ücret dışı unsurların emek arzı üzerindeki etkileri emek arz eğrisinin bütün olarak sağa(artma) veya sola (azalma) kayması ile gösterilir. Bu tür bir hareket emek arzının artması veya azalması olarak isimlendirilir.Burada miktar kelimesinin kullanılmadığına dikkat ediniz.
• Buna göre-diğer şeyler eşitken-herhangi bir mesleğin alternatifi konumundaki bir başka mesleğin ücret oranları, o mesleğe olan emek arzını etkileyecektir. Örneğin fazla nitelik gerektirmeyen iki işten temizlik işçilerinin ücreti artarken gazete dağıtım işinin ücreti değişmezse, daha çok kişi temizlik işçiliğini tercih edeceğinden gazete dağıtıcısı arzı azalacak, emek arz eğrisi bütün olarak sola doğru kayacaktır.
• Herhangi bir emek piyasasında işgücünün ücret dışı gelire sahipliğinin yaygın olup olmaması da emek arzı üzerinde etkilidir. Hem emek piyasalarında çalışan, hem de ücret dışı , örneğin gayrimenkul, geliride bulunan insanların herhangi bir nedenle (örn.doğal afetler) bu gelir kaynağını kaybetmeleri durumunda eskisine nazaran daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyacaklarından emek arzları artacak, emek arz eğrisi sağa doğru kayacaktır.
• Bunların yanısıra; işgücünün çeşitli nedenlerle boş zamanı tercih etmeleri, işlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi veya kötüleşmesi, nüfus artışı/azalışı veya göç alma/göç verme gibi nedenlerle işçi sayısının artması veya azalması da emek arzını arttırıp azaltabilecektir.Bütün bu değişikliklerin ortak noktası emek arz artışının eğrinin sağa doğru kaymasıyla, emek arz azalışınınise eğrinin sola doğru kaymasıyla gösterilmesidir.
Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Çalışma Ekonomisine Giriş ve Temel Kavramlar
Konu Kasım 16, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
Çalışma Ekonomisine Giriş ve Temel Kavramlar
Emek piyasalarını diğer piyasalardan ayıran özellikler nelerdir?
• Emek piyasasını mal ve diğer piyasalardan ayıran belki de en önemli özellik, emeğin istihdamının çalışan ve çalıştıran arasında kişisel bir ilişkiyi ifade etmesidir. Emek piyasası hakkında genellikle hem işveren hem de işçi bakımından bir bilgi eksikliği söz konusudur. Emek piyasasına arz edilen emek büyük ölçüde heterojenlik gösterir. Tek bir emek piyasası yoktur, farklı birçok iş için binlerce piyasa vardır. Emek piyasalarında grup ilişkilerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu piyasalardaki karar alıcı birimlerin başında gelen sendikaların davranışlarını belirleyen sosyal, siyasal ve ideolojik bazı etkenler mal piyasalarında yer alan firmaların davranışlarını etkileyen faktörlerden farklıdır. Emek piyasasında işçinin pazarlık gücü nispi olarak azdır. Genellikle bu piyasalarda güç alıcılar lehinedir.
Çalışma çağındaki nüfus ve aktif nüfus nedir?
• Çalışma çağındaki nüfus tanımlanırken, bir yaş sınırlamasından hareket edilir. Genellikle, bu çağın alt sınırı, zorunlu temel eğitimin bitişini ifade ederken; üst sınırı da emeklilik yaşına karşılık gelmektedir. Ülkeler arasında gerek zorunlu temel eğitimin süreleri ve gerekse emeklilik yaşları konusundaki farklılıklar çalışma çağındaki nüfusun uygulamada farklılaşmasına yol açmaktadır. Ancak, ülkeler arasında yaygın olan yaş sınırları 15-64 yaşları arasıdır. Yani, 15-64 yaşları arasındaki kişiler çalışma çağındaki nüfusu oluşturmaktadır.
• Aktif nüfus, çalışma çağında yani 15-64 yaş grubunda olup kurumsallaşmamış nüfustan oluşmaktadır. Kurumsallaşmamış nüfus, Devlet istatistik Enstitüsü’ne göre; “Okul, yurt, otel, çocuk yuvası,huzurevi, özel nitelikli hastane, hapishane, kışla ve orduevi gibi yerlerde ikamet edenlerle yabancı uyruklular dışındaki nüfustur”.
işgücü nedir?
• işgücü, bir ülkedeki emek arzını insan sayıyı yönünden ifade eden bir kavramdır. Başka bir tanımlama ile, bir ülkedeki nüfusun üretici durumda bulunan yani ekonomik faaliyete katılan kısmı dır. Çalışma çağındaki nüfustan, çalışmak istemeyenleri, çalışmasını engelleyen bir sakatlığı olanları, askerlik hizmetini yapanları, ev kadınlarını, öğrencileri ve mahkumlar gibi gözetim altında tutulanları çıkarıp; çalışma çağı dışında olduğu halde çalışmak zorunda olan çocuklarla yaşlıları eklersek sivil işgücüne ulaşılır. Kısaca, işgücü =
istihdam edilenler + işsizler.
Eksik istihdam nedir?
• Eksik istihdam, istihdamın sektörel dağılımı içinde tarımın ağırlıkta olduğu, ücretsiz aile işçilerinin yoğun olarak bulunduğu ve işsizlik sigortası uygulamasının bulunmadığı ülkelerde, işgücünün gereği gibi değerlendirilememesinden kaynaklanan önemli bir sorundur. işsizlik sigortasının bulunmadığı ya da sınırlı olduğu ülkelerde, kişiye işsiz kaldığında, geçimini temin edebilecek bir gelir düzeyi sağlanamamaktadır. Bundan dolayı da kişi, sahip olduğu eğitim ve niteliğe uygun olsun ya da olmasın veya elde edeceği ücret düzeyi ne olursa olsun çalışmak zorunda kalmaktadır. Böylece, kişi işsiz olmaktan
kurtulmakta, ancak bu kez de sorun eksik istihdam olarak ortaya çıkmaktadır.
işgücüne katılma oranı nedir?
• işgücüne katılma oranı, istihdam edilenlerle işsizlerin toplamının oluşturduğu işgücünün aktif nüfusa oranıdır. Bu oran, aktif nüfus içersinde işgücünün nispi ağırlığını gösterir.
Bağımlılık oranı nedir?
• Bir ülke nüfusunun tamamı tüketicidir, ancak çalışma çağındakiler hem tüketici hem de üreticidirler.Üretim-tüketim dengesini sağlamak için üretime katılanların kendileriyle birlikte katılmayanlara da yetecek kadar üretimde bulunmaları gerekir. Bunun ölçüsü bağımlılık oranıdır. Bağımlılık oranı, çalışma çağındaki kişilere bağımlı olan nüfusun kaba
bir ölçüsüdür.
Emek verimliliği nedir?
• Bir ülke nüfusunun tamamı tüketicidir, ancak çalışma çağındakiler hem tüketici hem de üreticidirler. Üretim-tüketim dengesini sağlamak için üretime katılanların kendileriyle birlikte katılmayanlara da yetecek kadar üretimde bulunmaları gerekir. Bunun ölçüsü bağımlılık oranıdır. Bağımlılık oranı, çalışma çağındaki kişilere bağımlı olan nüfusun kaba
bir ölçüsüdür.
Maliyet Muhasebesi 3.Sınıf 2.Dönem Ders Notları
Konu Kasım 14, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
MALİYET MUHASEBESİ 2.DÖNEM DERS NOTLARI
* Safha maliyeti sistemi ile sipariş maliyeti sistemi arasındaki farklar nelerdir?
Safha maliyeti sistemi ile sipariş maliyeti sistemini birbirinden ayıran temel farklılıkları; üretilen mamuller açısından farklılık, maliyetlerin izlenmesi açısından farklılık, kullanılan temel belgeler açısından farklılık ve birim üretim maliyetlerinin hesaplanması açısından farklılık olmak üzere dört başlık altında toplanabilir
* Eşdeğer birim sayısı nedir? Eşdeğer birim sayısına niçin gerek duyulur?
Safha maliyeti sisteminde, her bir safhada işlem gören mamullere, ilgili safhada gerçekleşen üretim maliyetlerinin dağıtılabilmesi için, Eşdeğer birim sayısı kavramına gereksinim duyulur Eşdeğer birim sayısı kavramı ise, en genel anlamda safhalardaki yarı mamullerin tam mamul cinsinden ifade edilmesi şeklinde tanımlanabilir Eşdeğer birim sayısının hesaplanması için “Eşdeğer Birim Sayısı = Yarı Mamul Miktarı x Tamamlama Derecesi” formülünden yararlanılır
* Safha maliyeti sisteminde mamul ve yarı mamul maliyetlerinin hesaplanmasında izlenecek adımlar nelerdir? Safha maliyeti sistemi hesaplamalarında, dönem başı yarı mamul stoklarının hesaplamalar üzerinde nasıl bir etkisi vardır?
Safha maliyeti sisteminde mamul ve yarı mamul maliyetlerinin hesaplanmasında izlenecek adımlar aşağıda belirtildiği gibi genellikle beş başlık altında toplanır Bunlar:
1. Adım: Fiziki Akımların Belirlenmesi,
2. Adım: Eşdeğer Birim Sayısının Hesaplanması,
3. Adım: Birim Eşdeğer Mamul Maliyetlerinin Hesaplanması,
4. Adım: Mamul ve Yarı Mamul Maliyetlerinin Hesaplanması,
5. Adım: Sağlamanın Yapılması olmaktadır
Hesaplama sırasında, eğer dönem başı yarı mamul stokları varsa, bu dönem başı yarı mamul stoklarının maliyetinin, dönem içinde oluşan üretim maliyetlerinden ayrı mı tutulacağı, yoksa birlikte mi dikkate alınarak hesaplanacağı konusunda karar verilmesi gerekmektedir Eğer dönem başı yarı mamulün maliyeti, dönem içinde oluşan üretim maliyetlerinden ayrı tutularak hesaplama yapılıyorsa, bu hesaplama ilk giren ilk çıkar varsayımı altında yapılan bir hesaplama olacaktır Aksi durumda ise, yapılacak hesaplama ortalama maliyet varsayımı altında yapılan hesaplama olarak adlandırılacaktır.
* ilk giren ilk çıkar yöntemlerine göre iki safhalı bir üretim işletmesinde mamul maliyetleri nasıl hesaplanır?
Hesaplamasını yaptığımız üretim işletmesinde, dönem başı yarı mamullerin var olması durumunda,
dönem başı yarı mamullerin maliyetinin dönem maliyetleri ile ilişkilendirilmesi açısından bir varsayımda bulunmamız gerekmektedir ilk giren ilk çıkar varsayımı altında problemin çözümü yapılacaksa, dönem başı yarı mamulün maliyeti, hesaplamanın yapıldığı dönem içindeki dönem maliyetlerinden ayrı tutulur Tamamlanan mamullerin maliyeti hesaplanırken; dönem başı yarı mamulün maliyeti, dönem başı yarı mamulü tamamlamak için dönem içinde yapılan işin maliyeti ve dönem içinde imaline başlanıp tamamlanan mamullerin maliyeti olmak üzere üç kalemin maliyetleri toplanması gerekir
* Ortalama maliyet yöntemine göre iki safhalı bir üretim işletmesinde mamul maliyetleri nasıl hesaplanır?
Ortalama maliyet varsayımı altında problemin çözümü yapılacaksa, dönem başı yarı mamulün maliyeti ile hesaplamanın yapıldığı dönem içindeki dönem maliyetleri toplanarak birlikte ele alınır Bulunan bu toplam maliyet bir anlamda ortalama maliyet olduğu için, ilk giren ilk çıkar varsayımı altındaki hesaplamaya göre daha kısa yoldan tamamlanan ve dönem sonu yarı mamullere yüklenerek hesaplamalar tamamlanmış olur.
* Üretim kayıpları ile ilgili temel kavramlar nelerdir?
Üretimin farklı aşamalarında karşılaşılan üretim kayıpları işletmeler için önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır Üretim kayıplarının bir kısmı işletme yönetimi tarafından kontrol edilemez ve bu kayıplardan kaçınmak pek olanaklı değildir Anormal kayıplar ise, işletme yönetiminin kontrol edebileceği unsurlardır Üretim kayıpları ister normal isterse anormal olsun dört başlık altında ele alınmaktadır Bunlar;
i) kusurlu mamuller,
ii) bozuk mamuller,
iii) artıklar ve
iv) firelerdir.
* Üretim kayıplarının oluşmasının nedenleri nelerdir?
Üretim kayıplarının nedenleri işletmeden işletmeye farklılık göstermektedir Bu nedenleri dört başlık altında ele almak olanaklıdır Bunlar;
i) malzeme,
ii) insan unsuru,
iii) üretim, ölçme yöntemleri, makine ve teçhizat ve enerji,
iv) yönetim ile ilgili olabilir
Bu nedenlerden biri veya bir kaçı birlikte üretim kayıplarının ortaya çıkması sonucunu doğurur
* Üretim kayıplarının maliyetler ile olan ilişkisi nedir?
Üretim kayıpları, daha fazla ilk madde ve malzeme kullanımına veya ilk madde ve malzemenin amaç dışı tüketimine neden olacağından üretim maliyetlerini artıran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır Bu üretim kayıplarının azaltılması üretim maliyetlerini azaltarak kârlılığı artıracağı gibi, müşteri memnuniyetinin ve işletmenin pazar payının artırılmasına da yardımcı olacaktır.
* Üretim kayıpları nasıl hesaplanır ve muhasebeleştirilir?
Üretim kayıplarının hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi özellik göstermektedir Üzerinde işlem yapılarak sağlam mamul haline getirilebilen kusurlu mamullere ilişkin ek maliyetler toplam üretim maliyetine eklenebileceği gibi; sağlam ve kusurlu mamullerin maliyetleri ayrı ayrı da hesaplanabilir Bozuk mamuller üzerinde ek işlem yapmak ekonomik olmadığından, bu mamuller genellikle o şekilde satılmaktadır Bozuk mamulün satışından elde edilen hasılat, toplam üretim maliyetinden düşülerek “net üretim maliyeti” hesaplanmaktadır Döküntü, kırpıntı ve kalıntılardan oluşan artıklar da üretimde tekrar kullanılabileceği gibi, doğrudan satışı yapılabilir Bu artıkların satılması durumunda, satış hasılatının toplam üretim maliyetinden veya ilk madde ve malzeme maliyetinden düşülmesi gerekir Herhangi bir satış değeri olmayan firelerin de, üretim maliyetinin bir unsuru olarak dikkate alınması gerekir Ancak, firelerle ilgili olarak normal ve anormal fire ayrımının göz ardı edilmemesi gerekir.
* İşletmenin maliyetleri, faaliyet hacmi ve kârını oluşturan unsurlar arasında nasıl bir ilişki vardır?
Ürünlerin satış fiyatları, birim değişken maliyetleri, toplam sabit maliyetleri, faaliyet hacimleri ve satışları arasındaki ilişkiler ve bu değişkenlerde ortaya çıkan artış veya azalışlar işletmenin kârı üzerinde etkili olmaktadır Bu ilişkilerin ortaya konabilmesi için maliyet hacim kâr analizinden yararlanılır.
* Maliyet–hacim–kâr analizinde kullanılan kavramlar nelerdir?
Gelir tablosu modeline dayanan maliyet-hacim-kâr analizinde değişken maliyet, sabit maliyet, faaliyet kârı ile net kârın ne olduğunun bilinmesi gerekir Faaliyet hacmindeki değişmelere bağlı olarak artan veya azalan maliyetler değişken maliyet, faaliyet hacmindeki değişmelerden etkilenmeyen maliyetler ise sabit maliyetler olarak tanımlanmaktadır Faaliyet kârı, brüt satış kârı ile faaliyet giderleri arasındaki fark iken; net kâr, faaliyet kârı ile vergi arasındaki farktır.
* Başabaş noktası satış miktarı ve satış tutarı nasıl hesaplanır?
Başabaş noktası satış miktarı; toplam sabit maliyetlerin birim katkı payına oranıdır Birim katkı payı ise; birim satış fiyatı ile birim değişken maliyet arasındaki farktır Başabaş noktası satış tutarı; toplam sabit maliyetlerin katkı oranına bölünmesi ile hesaplanmaktadır Katkı oranı, katkı payının birim satış fiyatına bölünmesi ile hesaplanacaktır.
* Kârı etkileyen faktörlerde meydana gelen değişmelerin maliyet-hacim-kâr analizi üzerindeki etkileri nelerdir?
Ürün satış fiyatındaki, birim değişken maliyetlerdeki, toplam sabit maliyetlerdeki veya bu faktörlerin
birden fazlasında meydana gelen değişiklikler başabaş noktası satış miktarı, başabaş noktası satış tutarı ve/veya katkı payında değişmelere neden olacaktır Bu değişmelerden hareket ederek işletmeler çeşitli yönetsel kararlar alabileceklerdir.
* İşletmenin birden fazla ürün üretip satması durumunda, başabaş noktası nasıl hesaplanır?
Birden fazla ürünün üretilip satılması durumunda başabaş noktası hesaplanırken:
1- Her bir ürün için katkı payı ve katkı oranı,
2- işletme için tartılı ortalama katkı oranı,
3- Tartılı ortalama katkı oranından hareketle, işletmenin bütünü için başabaş noktası satış tutarı; ve her bir mamulün toplam içindeki satış oranından hareketle de mamul bazında başabaş satış tutarı,
4- Yine toplam satış içindeki orandan hareketle, her bir mamul için başabaş noktası satış miktarı hesaplanacaktır.
* Maliyet-hacim-kâr analizinde dikkate alınması geren varsayımlar nelerdir?
Maliyet-hacim-kâr analizinin sınırlarının belirlenmesi ve hesaplama kolaylığı sağlanması açısından bazı varsayımların yapılması gerekir Bunlar; a) Tüm maliyetlerin tam değişken ve tam sabit olmak üzere iki başlıkta ele alınması; b) Hem gelirlerin hem de maliyetlerin belirli bir faaliyet hacmi aralığında, faaliyet hacmiyle bir davranış biçimi içinde ilişkili olduğu; c) Satılacak tüm birimlerin aynı satış fiyatıyla satılacağı ve değişmeyeceği; d) Birim değişken maliyetin, üretilen ve satılan tüm birimler için aynı olacağı ve değişmeyeceği; toplam sabit maliyetlerin de analiz yapılan faaliyet hacmi aralığında değişmediği, e) Maliyet-hacim-kâr analizinin uygulanabilmesi için, işletmenin sadece bir tek ürün ürettiği veya birden fazla ürün üreten işletmelerde toplam satışlar içinde ürün karmasının oranının dönem içinde değişmeyeceği; f) Dönembaşı ve dönemsonu mamul stokları arasında bir değişiklik olmadığı ve dolayısıyla üretilen mamul miktarının satılan mamul miktarına eşit olduğu; g) Dönem içinde kapasiteyi artırmak amacıyla bir çaba olmayacağı, işçilerin ve makinelerin etkinliği ile verimliliklerinin değişmeyeceği ve faaliyet gösterilen pazar koşullarının aynı kalacağı; h) Dönem içinde enflasyon olmayacağı; enflasyon olsa bile parayla ifade edilebilen değerleri aynı ölçüde etkileyeceği varsayılır.
* Bütçe ve bütçeleme nedir? Bütçenin kullanım amaçları nelerdir?
işletmenin izleyen dönemdeki hedeflerinin yer aldığı bütçe, işletme yönetimi tarafından belirlenen amaçlara ulaşabilmek için yerine getirilmesi gereken faaliyetleri yürütebilmek amacıyla önerilen planın sayısal ve finansal ifadesi olarak tanımlanabilir Bütçeleme ise, işletmede bütçelerin hazırlanması sırasında yürütülen çalışmaların bütünüdür Bütçelerin hazırlanma amaçları temelde;
a) Yıllık faaliyetlerin planlanmasına yardımcı olmak,
b) Farklı bölümlerdeki bölüm içi faaliyetlerin eşgüdümü ve bölümler arasındaki uyumun sağlanması,
c) Farklı bölüm yöneticilerine işletme planlarının iletilmesi,
d) Yöneticileri işletmenin amaçlarının başarılabilmesi yönünde güdüleyebilmek,
e) işletme faaliyetlerinin kontrol edilmesi,
f) Yöneticilerin başarısının değerlenmesi, olarak sıralanabilir.
* Bütçe hazırlanmasındaki aşamalar nelerdir?
Aylık, üç aylık, altı aylık, yıllık veya daha uzun dönemler için düzenlenecek bütçelerin hazırlanma aşamaları işletmeden işletmeye farklılık gösterebilmektedir Buna rağmen bütçe hazırlama sürecindeki aşamalar temelde şu başlıklar altında ele alınabilir;
a) ilkelerin belirlenmesi,
b) ilk teklif,
c) Birleştirme ve gözden geçirme,
d) Görüşmeler ve düzeltmeler,
e) Ayrıntılı plan teklifi ve
f) Onaydır işletmelerde bütçe çalışması satışlar bütçesinin hazırlanması ile başlar, proforma finansal tabloların hazırlanması ile tamamlanmaktadır.
* Kontrol sistemlerinin işletmeler açısından önemi nedir?
Birim mamulün bütçelenmiş maliyeti olarak ta ifade edilen standart maliyetler, işletme yöneticilerinin karar almaları açısından önemlidir Üretim başlamadan önce belirlenen standart maliyetler, fiili maliyetler ile karşılaştırılarak farklılık olup olmadığı belirlenir ki, bu farklılık ta sapma olarak ifade edilmektedir işte belirlenen bu sapmalar işletme ve işletme çalışanlarının performansını ve çabasını ölçmede en önemli araçtır.
* Standart maliyet nedir? Maliyet kontrolü amacıyla standartlar nasıl kullanılır?
Standart maliyetler her bir maliyet unsuru için ayrı ayrı belirlenmektedir işletme faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan sapmaların nedenlerinin belirlenmesi gerekir Bu nedenler işletmeden işletmeye farklılıklar gösterebilmektedir Standart maliyetler belirlenirken izlenecek aşamalar: 1- Direkt ilk madde ve malzeme ile direkt işçilik standartlarının belirlenmesi, 2- Değişken ve sabit genel üretim maliyeti sapmalarının belirlenmesi, 3- Gerektiği zaman standartların gözden geçirilmesi ve 4- Standartların üst düzey tarafından onaylanması
Değişken maliyetler için sapmalar nasıl hesaplanır?
Değişken maliyet unsurları ile ilgili temelde üç sapmadan söz edilmektedir Direkt ilk madde ve malzeme için; miktar, fiyat ve toplam sapma hesaplanmaktadır Direkt işçilik için ise; ücret, verim ve toplam sapma belirlenmektedir Genel üretim maliyeti sapmaları olan bütçe, verim ve toplam sapma da karar alma için önemlidir.
* Direkt ilk madde ve malzeme sapmaları nasıl hesaplanır ve bu sapmalar işletme için ne anlama gelir?
Direkt ilk madde ve malzeme fiyat sapması, üretilen ürünler için fiilen kullanılan direkt ilk madde ve malzemenin maliyeti ile olması gereken maliyet arasındaki farktır Malzemenin standart maliyetinin fiili maliyetten fazla olması durumunda “olumlu”; tersi durumda ise “olumsuz” sapmadan söz edilir Miktar sapması, üretimde fiilen kullanılan malzeme miktarı ile kullanılması gereken standart miktar arasındaki farkın standart fiyat üzerinden belirlenen maliyetidir Standart miktarın fiili miktardan fazla olması durumunda “olumlu”; tersi durumda ise “olumsuz” sapma söz konusu olacaktır
* Direkt işçilik sapmaları nasıl hesaplanır ve bu sapmalar işletme için ne anlama gelir?
Direkt işçilik ücret sapması, belirlenen standart ücret ile fiili ücret arasındaki farkın fiilen çalışılan süre ile çarpılması ile belirlenir Fiili ücretin, standart ücretten fazla olması durumunda “olumsuz”; standart ücretin fiili ücretten fazla olması durumunda da “olumlu” sapmadan söz edilir Verim sapması ise, fiilen çalışılan süre ile standart süre karşılaştırarak hesaplanmaktadır.
* Genel üretim maliyeti ile esnek bütçeler arasındaki ilişki nedir?
Değişken genel üretim maliyetlerinin farklı faaliyet hacimlerinde artıp azalacağı esasına dayanan esnek bütçe uygulaması karar almada statik bütçelere göre daha sağlıklı sonuçlar vermektedir Sapma analizi gerçekleşen değişken genel üretim maliyetleri ile bütçelenen genel üretim maliyeti arasındaki ilişkiye dayandığından, sapma analizi açısından esnek bütçelerin kullanılması karar vericilere daha anlamlı bilgiler sunmaktadır.
* Genel üretim maliyeti sapmaları nasıl hesaplanır ve bu sapmalar işletme için ne anlama gelir?
Değişken ve sabit olmak üzere iki kısımdan oluşan genel üretim maliyetleri sapmaları; değişken genel üretim maliyeti bütçe ve verim sapması ile sabit genel üretim maliyeti bütçe ve kapasite sapmasından oluşmaktadır Değişken genel üretim maliyet bütçe sapması, fiili yükleme oranı ile standart yükleme oranındaki farkın fiili süre ile çarpımına eşittir Değişken genel üretim maliyeti verim sapması ise, fiili süre ile standart süre arasındaki farkın standart yükleme ile çarpılması şeklinde ifade edilmektedir Fiili sabit genel üretim maliyeti ile bütçelenmiş sabit genel üretim maliyeti arasındaki fark bütçe sapması olarak tanımlanırken; kapasite sapması, tahmini sabit genel üretim maliyeti yükleme ölçüsü toplam miktarı ile fiili üretim için kullanılması gereken toplam standart yükleme ölçüsü miktarı arasındaki farkın tahmini sabit genel üretim maliyeti yükleme oranı ile çarpımıdır.
* Karar alma açısından maliyet bilgilerinin önemi nedir?
işletmelerin bir amaca ulaşabilmek için var olan olanak ve koşullara göre çeşitli olası eylem biçimlerinden, amaçlar ve araçlar arasından en uygun olanını seçme işlemi karar olarak ifade edilmektedir Alınan veya alınacak olan bu kararlar; mamul birim maliyetinin hesaplanması, maliyet kontrolü, planlama, performans değerlemesi ve özel yönetim kararlarının alınmasında kullanılmaktadır.
* Karar seçeneklerinin değerlendirilmesi açısından maliyetler nasıl sınıflandırılır?
Karar seçeneklerinin değerlendirilmesi açısından maliyetler geçerli ve batmış maliyetler olarak iki grupta ele alınmaktadır Geçerli maliyetler, yönetim kararlarının alınmasında göz önünde bulundurulması gereken maliyetlerdir Bu maliyetler geleceğe ilişkin olmalı ve karar seçenekleri arasında farklılık göstermelidir Batmış maliyetler ise, işletmenin alacağı kararları etkilemeyen maliyetlerdir işletmeler bu maliyetleri kullanarak işletmenin rutin olmayan
faaliyetleri ile ilgili kararlar alacaklardır.
* İşletmelerde maliyet bilgilerinin kullanımını gerektiren karar türleri nelerdir?
Karar seçenekleri arasından doğru olanının seçilmesinde maliyet bilgilerinden yararlanılmaktadır işletmelerde karşılaşılabilecek karar türlerinden bazı ları; i) indirimli fiyat talep eden bir siparişin kabul ya da reddedilmesi, ii) Kullanılmakta olan bazı araç ve makine teçhizatın yenileriyle değiştirilip, değiştirilmemesi, iii) Zararda görünen bir mamulün üretiminin sürdürülmesi ya da durdurulması, iv) Bir yarı mamul ya da parçanın işletme üretilmesi ya da dışarıdan satın alınması, v) Bir makine ve teçhizatın yenilenmesi ya da yenilenmemesi ve vi) Bir mamulün ara mamul olarak satılması ya da üretimine devam edilerek nihai mamul haline dönüştürüldükten sonra satılmasıdır
* Fiyatlama nedir? işletmelerde kullanılacak fiyatlama yöntemleri nelerdir?
işletmenin ürettiği mamul veya hizmetlerin satış bedelinin belirlenmesi olarak tanımlanan fiyatlamanın amaçları: i) Cari kârın en çoklanması, ii) Hedef kâra ulaşma, iii) Pazar payını artırmak veya azalmasını engelmek ve iv) Pazarın kaymağını alma olarak belirlenebilir işletmeler mamul veya hizmet maliyetini belirlerken şu faktörleri göz önünde bulundururlar: i) Mamul, hizmet ya da malın üretim ve satın alma maliyeti, ii) Mamul, hizmet ya da mala olan talep, iii) Rekabet durumu, iv) Hedeflenen pazar payı, v) Pazarın kaymağını alma ya da pazara derinliğine girme stratejisi ve pazarlama karmasının diğer unsurlarıdır Bu unsurlar dikkate alınarak işletmeler mamul veya hizmetlerini fiyatlandıracaklardır Ancak, fiyatlamada esas olanın maliyet olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.
* Yönetsel kontrolün işletmeler açısından önemi nedir?
işletmede çalışan personeli işletme hedef ve amaçlarına ulaşmak amacıyla yapılması gereken işleri yapmaya özendirme ve motive etme süreci olarak tanımlanan yönetsel kontrol, işletmedeki hatalı ve zararlı faaliyetlerin belirlenmesi, düzeltici faaliyetlerin yerine getirilmesi ve hataların önlenmesini de içeren bir kavramdır Bu amaçla işletmeler; sorumluluk merkezleri bazında bütçelerini hazırlar, dönem içinde uygular, sonuçları kaydeder, sonuçlar raporlanır ve analiz edilir Böylelikle de işletmenin ve sorumluluk merkezlerinin performansları ölçülmüş olacaktır.
Merkezkaç (yerel) yönetim nedir? işletmelerde küresel rekabetin artması ve teknolojinin hızlı bir şekilde artması merkezkaç yönetim anlayışının ortaya çıkmasına neden olmuştur Böylelikle işletmede karar verme yetkisi üst yönetim düzeylerinde alt yönetim düzeylerine aktarılmaktadır Yetki göçerilmesi ile birlikte sorumluluk ta alt yönetim düzeylerine aktarılmaktadır Bu sorumluluk merkezleri: maliyet merkezi, gelir merkezi, kâr merkezi ve yatırım merkezi olmak üzere dört başlık altında ele alınabilir Maliyet merkezi, yöneticilerin maliyetlerini hesaplanabildiği ve kontrol edebildiği sorumluluk merkezidir işletmenin bölümüne ait gelirlerin ölçülebildiği sorumluluk merkezi ise, gelir merkezidir Hem gelir hem de giderlerin kontrol edilebildiği birimler kâr merkezi olarak ifade edilirken; yatırım merkezi, yatırımlara ilişkin sermaye maliyetinin hesaplanıp, kontrol edilebildiği birimlerdir.
* Sorumluluk muhasebesinin işletmeler açısından önemi nedir?
Planlanmamış ve gerçekleşmiş muhasebe verilerinin sorumluluk merkezleri bazında toplanması ve raporlanması sorumluluk muhasebesi olarak ifade edilir Maliyet muhasebesi verilerini kullanan sorumluluk muhasebesi uygulamasından amaçlanan, işletmede oluşturulan sorumluluk merkezi yöneticilerinin performanslarının ölçümüdür Sorumluluk muhasebe ile ilgili bilgilerin yönetime raporlanması gerekir ve bu raporla sorumluluk raporları olarak ifade edilmektedir Örgüt yapısına uygun olarak düzenlenen bu raporlar; zamanlı, anlaşılır, gerektiği kadar ayrıntıda ve birbirleriyle tutarlı olduğunda anlam ifade etmektedir
* Transfer fiyatlamasının işletmeler açısından önemi nedir? Transfer fiyatlaması ile ilgili yöntemler nelerdir?
işletmenin bölümleri mamul veya hizmet alışverişleri için oluşturulan fiyat olarak ifade edilen transfer fiyatı, bölüm performanlarının ölçümünde ve üretim/satın alma kararlarında kullanılan bir araçtır Transfer fiyatının belirlenmesinde, kullanılan yöntemler:
i) Pazar (piyasa) temelli transfer fiyatlaması,
ii) maliyet temelli transfer fiyatlaması,
iii) pazarlık temelli transfer fiyatlaması ve
iv) ikili transfer fiyatlaması olarak ele alınmaktadır
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dersi 1-8. Üniteler Bütünleme Hazırlık Notları
Konu Kasım 2, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
ÜNİTE 1
İş hukuku, tüm iş ilişkilerini düzenleyen bir hukuk dalı değildir.Örneğin kamu yönetiminde devlete bağlı olarak çalışan memurların iş ilişkileri iş hukukunun değil, idare hukukunun kurallarıyla düzenlenir.İş Hukuku önceleri özel bir hukuk dalı olarak kabul edilmiştir.Ancak günümüzde “Karma, bağımsız ve kendine özgü” bir hukuk dalı olarak kabul edilmektedir.
İşçi 3 açıdan işverene bağımlıdır. Bunlar; Teknik, Ekonomik ve Hukuki bağımlılıktır. İşçinin işverene işin yapılması ile yürütüm biçimi ve koşulları yönünden bağlı olması Teknik, işgörmesi karşılığında işverenden düzenli ve sürekli bir gelir elde etmesi Ekonomik, denetim ve yaptırım yetkileriyle de donatılmış bulunan işverenin gözetimi ve yönetimi,otoritesi altında işgörmesi ise Hukuki bağımlılığı ifade eder.
Sanayi Devrimi; İngiltere’de yaşandı. Üretim süreci ilk kez yeterli, sürekli ve düzenli bir güç kaynağına kavuşmuştur.Böylece insan ve hayvan gücünün yerini buhar ve elektrik gücüyle çalışan makineler almıştır.
Ülkemizde İş Hukukunun doğup, gelişmesine yol açacak koşullar Cumhuriyet dönemine dek oluşmamıştır.Osmanlı İmp.’nda ilk sanayileşme hareketleri Tanzimat Ve Meşrutiyet döneminde başlamıştır.Bu dönemde teamülü hukuk kurallarının yerini ilk yazılı hukuk kuralları almaya başlamıştır.
• 1877 yılında ise, ülkemizin ilk medeni kanunu olan, işçi ile işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen , “Mecelle” yürürlülüğe girmiştir.
• Yetişkin işçilerin yanısıra, kadın,genç ve çocuk işçileri çalışma yaşı, süreleri, işin nitelik ve koşulları yönünden koruyan Umumi Hıfzısıhha Kanunu yürürlülüğe girmiştir.
İş Hukukunun Temel İlkeleri
-İşçinin Korunması İlkesi
-İşçi Yararına Yorum İlkesi : Eğer yargı sürecinde mevzuatın yeterince açık olmayan bir hükmünün yorumlanması gerekiyorsa, bu hüküm işçinin yararı gözetilerek, işçi lehine karara bağlanır. (Mevzuatta açık ve seçik bir hükmün bulunmaması koşuluna bağlıdır)
ÜNİTE 2
İş Hukukunun Yazılı Kaynakları : Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, genelge, bakanlar kurulu kararları, resmi tebliğ ve genel emirler..
Yazısız Kaynaklar : Gelenekler, örf ve adetler.
Yardımcı Kaynaklar : Kazai içtihatlar ___ mahkeme kararları
Bilimsel içtihatlar __ ilmi görüşler
İş Hukukunun Kendine Özgü Kaynakları :
1)Bireysel İş Sözleşmesi
2)Toplu İş Sözleşmesi : İşçi ve İşveren sendikaları arasındaki iki taraflı bir sözleşme türüdür.
3)İşyeri İç Yönetmelikleri : İşveren tarafından hazırlanır.Toplu iş söz.nin eki,uzantısı niteliğindedir.
Ayrıca “Çalışma Koşulu Haline Gelen İşyeri Uygulamaları” da iş hukukunun kendine özgü kaynakları olarak kabul edilmektedir.Örneğin ;her yılbaşında çalışanlara ikramiye verilmesi..
KANUNLAR 2′YE AYRILIR:
1.GENEL KANUNLAR : – Türkiye Cumhuriyeti Anayasası – Maden Kanunu- Borçlar Kanunu -Umumi Hıfzısıhha Kanunu – Türk Medeni Kanunu -Belediyeler Kanunu
2.ÖZEL KANUNLAR : – 4857 Sayılı İş Kanunu: Bireysel iş ilişkileri bu kanunun hükümleri ile düzenlenir.
- 854 Sayılı Deniz İş Kanunu
- 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlar ile Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Kanunu
4857 SAYILI İŞ KANUNUNUN UYGULAMA ALANI: İşler, İş İlişkileri, Kişiler ve İşyeri yönünden ayrı ayrı ele alınır.
Hangi İşlere Ve İş İlişkilerine Uygulanmaz?
1-Deniz Ve Hava Taşıma İşleri :Gemi kaptanı , uçağın hostesleri veya pilotları İK.’nın uygulama alanı dışındadır.
Ancak “Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya veya karadan gemilere yapılan yükleme boşaltma işleri, havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler” İK.’nın uygulama alanına girecektir.
2-Halı,kilim,dokuma gibi bir el sanatı işi, ev çatısı altında değil de kiralanan bir mekanda sürdürülüyorsa yada o iş de aile üyeleri ve akrabalar dışında sözgelimi bir komşu çalıştırılıyorsa İ.K.’ya tabi olacaktır.
3-Ev hizmetlerinde çalışan hizmetçi, kahya, vb. kişiler tarafından sürdürülen işler İ.K ‘ya tabi değildir.
4-Çırak olarak çalıştırılan kişiler ile onları çalıştıranlar arasındaki hukuki ilişki , çıraklık mukavelesi olarak adlandırılan bir sözleşme ile kurulur.
5-İ.K. hükümleri profesyonel sporculara uygulanmaz.
6-Rehabilite edenler.
İşveren Vekili : Kendisine verilen yetki sınırları içinde işvereni temsilen onun adına işletmeyi yönetir.Ancak, Kanun işveren vekilinin, işveren adına işçilere yönelik aldığı tüm karar ve sürdürdüğü uygulamalardan doğrudan işvereni sorumlu tutar. Bir işletmede işveren, birden çok kişiye bu alanda yetki verebilir,kanuna aykırı değildir.
Alt İşveren : Müteahhit veya taşaron olarak ifade edilirler.İşletmelerde inşaat, temizlik, özel güvenlik, boya-badana vb. işleri çoğu kez alt işverenlerle yapılır.Kanun alt işvereni, kendi işçilerine karşı asıl işveren ile birlikte sorumlu tutmuştur. İşçileri korumak amacıyla öngörülmüş bulunan, ortak ve zincirleme (müteselsil) nitelikteki bu sorumluluk önem taşır.
İşyeri : İşin fiilen yapıldığı yerdir.
Eklentiler : Dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku,muayene gibi eklentiler işyerinden sayılmaktadir.
Araçlar : İşyerinde işin yürütülmesi için gerekli olan, sabit veya hareketli her türlü araçlar işyerinden sayılır.
-Bir bankanın İst.daki merkezi yönetim birimi ile çeşitli illerdeki şubeleri tek işyeri olarak kabul edilemez.Banka şubeleri, müstakil işyerleridir.
-Şehirlerarası yolcu taşıma hizmeti gören bir işletmenin yolcu taşıyan otobüsü, işyeri niteliği taşır.
ÜNİTE 3
İş sözleşmesinin 3 önemli unsuru vardır.Bunlar;İş,Ücret ve Bağımlılık unsurlarıdır.
İş Sözleşmesinin Başlıca Türleri:
a)Sürekli ve Süreksiz İş Sözleşmeleri:”Niteliği bakımından en çok 30 gün süren işlere süreksiz iş, daha uzun süren işlere ise sürekli iş” denir.
b)Belirli Ve Belirsiz Süreli İş Söz. :Sürenin ne zaman sona ereceği anlaşılabiliyorsa belirli süreli, süre konmamışsa ve durumdan da anlaşılamıyorsa belirsiz süreli iş sözleşmesi yapılmıştır.
c)Tam ve Kısmi Süreli İş Sözleşmeleri:İşçinin normal haftalık çalışma süresi (45 saat) üzerinden yapılan sözleşmelere tam süreli, daha kısa belirlenmesi halinde ise kısmi süreli iş sözleşmesi denir.
d)Çağrı Üzerine Çalışmaya Dayalı İş Sözleşmeleri:Kısmi süreli bir iş sözleşmesidir.Yazılı olarak yapılmalıdır.Çağrı üzerine çalışma ilk olarak 4857 sayılı İş Kanunu ile Türk hukukuna girmiştir.İşçinin ne kadar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi 20 saattir.
e)Deneme Süreli İş Sözleşmelerieneme süresi en çok 2 aydır.Taraflar anlaşırsa toplu iş söz.yle deneme süresi en çok 4 aya kadar uzatılabilir.deneme süresi kararlaştırılmış iş sözleşmelerine deneme süreli iş sözleşmesi denir.
f)Takım Söz.İle Oluşturulan İş Söz:Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmeye takım söz. denir.Yazılı olarak yapılması gerekir.Sözleşmede her işçinin kimliği ve alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.
Çıraklık sözleşmesi ve 1 yıl veya daha uzun süreli iş sözleşmelerinin de yazılı olarak yapılması zorunludur.
Ancak,belirli süresi bir yıldan az olan iş söz. ile , belirsiz süreli iş söz. herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır.
GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ:İşverenin işçisini bir başka işverene devrettiği bir iş ilişkisidir.Geçici iş ilişkisi 6 ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır, gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir.
İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA ZORUNLULUĞU
- Yeni İşe Alma Zorunluluğu :İşverenler 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları işyerlerinde her yılın Ocak ayı başından itibaren yürürülülüğe girecek şekilde Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek oranlarda özürlü ve eski hükümlü,terör mağduru çalıştırmakla yükümlüdürler. Bu işçilerin toplam oranı %6′dır.
Kamu işyerlerinde; özürlüler için %4 , eski hükümlüler için %2,
Özel sektör ; özürlüler için %3 , eski hükümlüler için %1, terör mağdurları için %1. ( Kalan %1′lik oranı işveren kendi tercihine göre kullanır)
-Tekrar İşe Alma Zorunluluğu :
1)İşveren toplu işçi çıkarma durumunda kalabilir.İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren 6 ay içinde aynı nitelikte iş için işçi almak istediği takdirde, toplu işçi çıkarma kapsamında işten çıkarılanlara işe alınmada öncelik verir.
2)Sakatlanarak yani malulen işyerinden ayrılan bir işçinin sakatlık durumu ortadan kalkarsa, eski işine tekrar alınması gerekir.İşyerinde bu iş için boş ve uygun kadro bulunması ve bu işçinin işe tekrar alınmasını istemesi gerekir.
3)Sendikal görev nedeniyle işten ayrılan işçi yöneticilik görevinin sona ermesinden itibaren 3 ay içinde eski işyerine başvurması gerekir.
4)(Muvazzaf)Mecburi askerlik görevi dışında silah altına alınmak için işyerlerinden ayrılanların iş sözleşmeleri hemen sona ermez, bir süre askıda kalır.En az 1 yıl kıdemi olan işçinin iş söz.i 2 ay süreyle askıda kalır. ancak bu süre sonunda fesih gerçekleşir.Kanuni görevin sona ermesinden başlayarak, 2 ay içinde işçinin başvurması halinde,işveren bu işçiyi öncelikle işe almak zorundadır.
5)Hastalanan gazetecilerin iş sözleşmeleri 6 ay süreyle feshedilemez.Gazeteci ancak vazife göremeyecek duruma düşmüşse işten çıkartılabilir.İşten çıkarılan gazeteci fesihten itibaren bir yıl içerisinde iyileşebilir ve yeniden işe girmek için başvuruda bulunursa boş yer olması halinde tekrar işe alınır.
İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA YASAĞI
- Küçük İşçilere İlişkin Yasaklar: 14 yaşını doldurmuş,ilköğretimini tamamlamış olan çocuklar okullarına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler. 16-18 yaş arasındaki çocuklar ağır işlerde çalıştırılamaz.
- Kadın İşçilere İlişkin Yasaklar :Kadın işçilerin doğumdan önce 8 , doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 haftalık süre çalıştırılmamaları esastır.Doktorun onayı ile doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir.Bu durumda kadın işçinin çalıştığı süreler, doğum süresi sürelere eklenir.
- Yabancı İşçilere İlişkin Yasaklar :Bazı meslekleri Türklerden başkalarının yapması yasaktır.Ayrıca yabancılar Türkiye!de çalışmaya başlamadan önce izin almak zorundadırlar.
İş Sözleşmesinin Hükümsüzlüğü:İş sözleşmesinin yapılmasında tarafların gerekli ehliyete sahip olmaları gerekir.bunlar tam olarak gerçekleşmezse işi söz. geçersiz sayılabiir veya iptal edilebiilr.
-İş Sözleşmesinin Geçersizliği :Tarafların ehliyeti ile ilgili noksanlıklar ve şekil noksanları,hukuka ve ahlaka aykırılık durumları iş sözleşmesinin geçersizliği sonucunu doğurur.böyle bir durumda iş söz. daha başlangıçta ölü doğmuş kabul edilir ve hukuken geçerli olamaz. (mutlak butlan) Bazen geçersizliğe yol açan noksanlık ve aykırılık iş söz.nin tamamına değil de yalnızca bir kısmına ilişkin olabilir. bu durumda sadece sözleşmenin bu kısmı geçersiz sayıır. (kısmi butlan)
-İş Sözleşmesinin İptal Edilebilmesi:İş sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi veya işverenin iradeleri hata,hile,ikrah ve gabin nedeniyle sakatlanmışsa bu iş söz. iptal edilebilir.İş söz. başlangıçta hukuken geçerli olarak meydana gelmiştir.ancak iş söz.i devam etmekteyken taraflar sözleşmeyi isterlerse iptal edebilirler. ( nispi butlan)
Geçersiz bir iş söz. ile iptal edilebilir bir iş söz. arasında önemli farklar vardır;
1)Geçersiz bir iş söz.i işçi ile işveren istese bile geçerli bir iş söz.i olamaz.. (kadın işçiye yasaklanmış bir iş için yapılmış iş söz.i gibi..)
Halbuki hata,hile,ikrah ve gabin tesiri altında meydana gelen ve bu nedenle iptal edilebilir bir iş söz.sini, işçi ve işveren isterlerse geçerli bir iş söz.i haline getirebilirler.örn;rapor alınması gerekirken yanılgı sonucu raporsuz çalıştıtırlan bir işçi bu nedeni ileri sürerek iş söz.nin iptalini isteyebilir.Buna karşılık işçi ve işveren durumu telafi etmek için anlaşırlar ve ek*** olan rapor tamamlanırsa iş söz.i iptal edilebilir olmaktan çıkar ve hukuken geçerli hale gelir.
2)Geçersiz iş söz.nde zaman aşımı sözkonusu değildir.Yani Geçersizlik her zaman ileri sürülebilir.İptal edilebilr iş söz.nde ise, zaman aşımı olayın meydana gelmesinden itibaren 1 yıl, olayın öğrenilmesinden itibaren 6 iş günüdür.
İŞ SÖZLEŞMESİNDE TARAFLARIN BORÇLARI
İşçinin Borçları :
- Çalışma Borcu
- Bizzat Çalışma Borcu
- Özenle Çalışma Borcu
- İşverene Bağımlı Şekilde Çalışma Borcu:İşi yaparken kendi bildiği,istediği gibi değil, işverenin istediği şekilde yapma zorunluluğudur.
- Sadakat Borcu :İşçinin işverenin menfaatlerini koruması , mesleki sırlarını koruması.
- Disiplin Borcu :İşçinin işyerinin kurallarına uyma zorunluluğudur.
İşverenin Borçları:
-Ücret Ödeme Borcu :Ücretin Türk parası ile ve en geç ayda bir ödenmesi gerekir.Ücreti işveren veya işveren vekili ödeyebileceği gibi 3.şahıslar da ödeyebilir.Lokantalarda servis karşılığı müşterilerin ödediği paralar buna örnektir.
-İş Sağlığı Ve İş Güvenliği Tedbirlerini Alma Borcu : İşverenler, işyerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç 2 işgünü içinde yazı ile, ilgili Bölge Müdürlüğü’ne bildireceklerdir.
-İşe Uygun İşçi Çalıştırma Borcu :İşverenler yaş,cinsiyet,kıdem,eğitim,mesleki ve fiziksel ve ruhsal sağlık gibi faktörleri dikkate almalıdırlar.
-İş Nedeniyle Zarar Gören İşçiye Ait Alet,Taşıt Ve Hayvanları Tazmin Borcu :Bazı istisnai hallerde işçi kendi aletleriyle çalışabilir. İşveren işçinin iş nedeniyle bozulan zarar gören aletlerinin yada sakatlanan hayvanlarını tazmin etmek zorundadır.
-Eşit Davranma Borcu
-İşçinin Buluşlarından Ötürü Ödeme Yapma Borcu :Ekonomik değeri olan, işveren öneml, avantajlar sağlayan bir buluş gerçekleştiren işçilere, işveren bir ödeme yapmakla yükümlüdür.
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dersi Notları II
Konu Kasım 2, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
ARA DİNLENMESİ
4 Saat ve daha kısa süreli işlerde ; 15 dakika
4 Satten fazla 7,5 saate kadar (7,5 saat dahil) ; yarım saat
7,5 saatten fazla süreli işlerde; 1 saattir..
GECE ÇALIŞMASI: Gece en geç saat 20.00′de başlayarak en erken sabah saat 06.00′ya kadar geçen , en fazla 11 saat süren dönemdir. İşçilerin gece çalışmaları 7,5 saati geçemez. Gece çalıştırılan işçiler , en geç 2 yılda bir defa, işveren tarafından periyodik sağlık kontrolünden geçirilmelidir.
Postaların Düzenlenmesi: Gece ve gündüz çalışan, postaları değiştirilecek işçinin kesintisiz olarak en az 11 saat dinlenmesi gereklidir.
FAZLA ÇALIŞMA
Fazla çalışmayı haftalık 45 saati aşan çalışma olarak ifade edebiliriz.
FAZLA ÇALIŞMA SEBEPLERİ: – Genel Sebeplerle Fazla Çalışma: Ülkenin genel yararları veya üretimin artırılması, işverenin artan bir talebi karşılamak için yaptırdığı çalışmalar genel sebeplerle fazla çalışmadır. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin %50 yükseltilmesiyle ödenir.
-Zorunlu Sebeplerle Fazla Çalışma: Bir arıza sırasında,zorlayıcı sebepler ortaya çaıktığında işçilerin hepsi yada bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir. Bu çalışmada süre sınırlaması yoktur. Arıza giderilinceye kadar, işyerinde normal çalışma düzeni sağlanıncaya kadar çalışma yapılacaktır.
-Olağanüstü Sebeplerle Fazla Çalışma: İşçi ve işverenin iradesi dışında, Bakanlar Kurulu’nun kararı ile gerçekleşmektedir. Süre sınırlaması yoktur.
Not: 18 yaşını doldurmamış işçilere ve kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere fazla sürelerle çalışma yaptırılamaz.
HAFTA TATİLİ ÜCRETİNE HAK KAZANMA: -İş Kanunu Kapsamı İçinde Olmak
-Haftanın Tatilden Önceki İş Günlerinde Çalışmış Olmak
Ulusal Bayram Ve Genel Tatiller:Türkiye’de Ulusal Bayram, 29 Ekim’dir..Resmi ve özel işyerlerinin 29 Ekimde kapatılması zorunludur.Diğer tatil günlerinde sadece resmi daire ve kuruluşlar tatil edilirler.İşçi, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışması halinde günlük ücretine + bir günlük ücret daha ilave olarak ödenmektedir.
Yıllık Ücretli İzne Hak Kazanma: Deneme süresi de içinde olmak üzere, ilk çalışmaya başladığı günden itibaren en az 1 yıl çalışmış olmak gereklidir.Kısmi süreli yada çağrı üzerine iş söz. ile çalışanlar yıllık ücretli izin hakkından tam süreli çalışanlar gibi yararlanır.
Ancak; süreksiz işlerde çalışanlara, işleri 1 yıldann az süren mevsim ve kampanya işlerinde çalışanlara yıllık ücretli izne ilişkin hükümler uygulanmaz.
Yıllık Ücretli İzin Süresi
- 1 yıldan 5 yıla kadar (5 yıl dahil) ; 14 gün
- 5 yıldan fazla 15 yıldan az olanlara ; 20 gün
- 15 yıl dahil ve daha fazla olanlara ; 26 gün ‘den az olamayacaktır.
*** 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle, 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek izin süresi 20 günden az olamayacaktır. İzin süreleri bir parçası on günden az olmamak üzere en çok 3′e bölünebilir. İşçi izninde il dışına çıkacaksa, işveren 4 güne kadar ücretsiz yol izni vermek zorundadır.
Yıllık Ücretli İznin Kullanılması: İşçi yıllık ücretli iznini, kullanmak istediği zamandan en az 1 ay önce işveren yazılı olarak bildirecektir. İşveren , yıllık ücretli iznini kullanan işçiye izin dönemine ait ücretini, işçinin izne başlamasından önce, peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Yıllık ücretli izin ücretinde çıplak ücret esas alınacaktır.
ÜNİTE 6
15 yaşını doldurmamış olanlar çocuk işçi,
15 yaşını doldurmuş olanlar ile 18 yaşını doldurmamış olanlar arasında bulunanlar genç işçi, kabul edilir..
ÇOCUK VE GENÇ İŞÇİLERE İLİŞKİN DÜZENLEMELER
Çalıştırma Yasakları:Bar,kabare,kahve,gazino,hamam gibi işyerlerinde 18 yaşından küçükler çalıştırılamaz.Yasaklama kararı belediyelere bırakılmıştır.
-Yer ve Su Altında Çalıştırma Yasağı
-Sanayiye Ait İşlerde Çalıştırma Yasağı:18 yaşını doldurmamış gençlerin ve çocukların sanayiye ait işlerde gece çalıştırılmaları yasaktır.Ancak, sanayiye ait işlerde gündüz döneminde çalıştırılabilirler.
-Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalıştırma Yasağı: 16 yaşını doldurmamış çocuklar ve gençler, ağır ve tehlikeli işlerde çalışamaz.
Örnek:17 yaşındaki bir dansçı, özel bir tiyatroda, gece gösteriminde yer alabilir mi?
Cevap:Çocuk ve genç işçiler için getirilmiş olan gece çalışma yasağı sanayiye ait işlere yöneliktir.Sanayiye ait bir iş olmadığı için, 17 yaşındaki bir dansçı, özel bir tiyatroda, gece dönemlerinde bir oyunda yer alabilir.
-Sağlık Raporu Alma Zorunluluğu: Çocuk ve genç işçilerin, 18 yaşını dolduruncaya dek, her 6 ayda bir kez doktor muayenesinden geçmesi gereklidir. Raporlar işveren tarafından işyerinde saklanır.
-Yıllık Ücretli İzin Süresi Yönünden Koruma: 18 ve daha küçük yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz.
1-) ÇOCUK İŞÇİLERE İLİŞKİN DÜZENLEMELER
En Az Çalıştırma Yaşı:15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır ancak, 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocukların gelişimlerine ve eğitimlerini sürdürenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilir. Okula devam eden çocukların eğitim dönemlerindeki çalışma sürelerinin eğitim saatleri dışında olmak üzere, günde en çok 2 saat ve haftada 10 saat olabileceği hükmü getirilmiştir. Temel eğitimini tamamlamış ve okula gitmeyen çocukların çalışma süreleri ise, günde 7, haftada 35 saatten çok olamaz.
2-)GENÇ İŞÇİLERE İLİŞKİN DÜZENLEMELER
15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış işçiler, genç işçilerdir. 15 yaşını tamamlamış olanların çalışma süreleri, günde 8 ve haftada 40 saate kadar çoğaltılabilir.
İŞ İLİŞKİSİNİN KADINLAR YÖNÜNDEN DÜZENLENMESİ
Kadınlar iş yaşamına ilk kez işçi statüsü ile girmişlerdir.
Ücret Yönünden Korunma: Kanun’da kadın ve erkek işçiler arasındaki ücret eşitliği ilkesi aynı işin görülmesi yada işin eşit değerde olmasına bağlıdır.
İşin Düzenlenmesi Yönünden Korunma:3 ayrı alanda korunması öngörülür;
-Yer ve sualtında çalıştırılma yasağı
-Gece postalarında çalıştırılma yasağı: Kadın işçiler gece postasında 7,5 saatten fazla çalıştırılamaz.
-Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılma yasağı
Not: Yukarıdaki 3 başlıkta çalışma değil, çalıştırılma yasağından söz edildiği görülür. Kanun bu alanda işvereni sorumlu tutmuştur.
İş Sözleşmesinin Feshi: Kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde , iş sözleşmesini kendi arzusu ile sona erdirmek istediğinde kıdem tazminatı almaya hak kazanır. Kadın işçilerin evlilik dolayısıyla iş söz.ni fesh etmeleri, kıdem tazminatını alabilmelerini sağlayan bir fesih halidir. Kanun’da erkeklerin muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla iş söz.ni fesh etmeleri, kıdem tazminatına hak kazandıran bir fesih halidir.
ANALIK DURUMLARI OLAN KADIN İŞÇİLERE İLİŞKİN ÖZEL DÜZENLEMELER:
1-Gebe Kadın İşçilerin Korunması:Gebe işçinin sağlık muayenesine gittiği günler, çalışılmış gibi sayılır.Gebe işçiler doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta çalıştırılamaz. Eğer, sağlık durumu uygun ise ve gebe işçi isterse, doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalıştırılabilir.Ancak , gebe işçinin çalıştığı süreler, doğum sonrasında çalıştırılmayacağı süreye eklenir.
2-Emzikli Kadın İşçilerin Korunması:Emzikli işçiye çalıştırılamayacağı 16 haftalık sürenin tamamlanmasından sonra, 6 ay’a kadar ücretsiz izin verilebilir. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam 1,5 saat süt izni verilir. Süt izinleri, çocuk 1 yaşını tamamladıktan sonra verilmez.
ÖZÜRLÜ,ESKİ HÜKÜMLÜ,TERÖR MA?DURU İŞÇİLERİN KORUNMASI
Kanunda işverenlerin hangi oranda özürlü, eski hük.,terör mağduru işçi istihdan edeceği her yılın Ocak ayı başından itibaren yürürlüğe girecek şekilde ,”Bakanlar Kurulu” tarafından belirlenir. İşçilerin toplam oranı %6′ dır.Çalıştırılacak özürlü, eski hük.,terör mağduru sayısı saptanırken işyerinde çalışan tüm işçi sayısı esas alınır. İşverenin aynı il sınırları içinde birden çok işyeri bulunuyorsa, çalıştırmakla yükümlü olduğu özürlü, eski hük.,terör mağduru sayısı, tüm işyerlerinde çalıştırdığı toplam işçi sayısına göre hesaplanır. İşverenler, çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri “Türkiye İş Kurumu” aracılığıyla sağlarlar.
ÜNİTE 7
İŞ İLİŞKİSİNİN SON BULMASI VE SONUÇLARI
GENEL SEBEPLERLE SONA ERME : İş sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nda gösterilen ve iş hukukuna özgü olmayan bazı sebeplerle sona ermesine genel sebeplerle sona erme adı verilmektedir.
1-) İş Sözleşmesinin Hükümsüzlüğü: İş sözleşmesinin yapılması sırasındaki eksiklikler veya sakatlıklar genel sebeplere bağlı olarak sözleşmenin geçersiz sayılması veya iptal edilmesi sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Mutlak butlan, kısmi butlan, nispi butlan ( iptal edilebilirlik ) / ( bk: ünite 3 )
2-) Ölüm : İşçinin ölümüyle birlikte iş sözleşmesi sona erer. Diğer borçlarda olduğu gibi işçinin ölümüyle birlikte mirasçılara geçmektedir.İşverenin ölmesi halinde ise ; işverenin iş sözleşmesinden doğan borçları kişisel bir edim içermediğinden kural olarak iş söz.i sona ermez ve sözleşmeden doğan haklar ve borçlar mirasçılara geçer.
3-) Tarafların Anlaşması :Taraflar iş söz.ni her zaman sona erdirebilirler. İş söz.ni sona erdiren anlaşma açık olabileceği gibi , zımni (üstü örtülü) de olabilir. Mesela; 5 yıl süreli bir iş söz.ni taraflar anlaşarak 3.yılın sonunda sona erdirebilirler.
4-) Belirli Sürenin Bitimi : Belirli Süreli İş Söz.i sürenin dolması ile kendiliğinden sona erer.burada karşılıaşılabilecek bir durum; sürenin sona ermiş olmasına rağmen işçinin çalışmaya, işverenin de onu çalıştırmaya devam etmesidir.Bu durumda iş söz.i sükut (susma) ile yenilenmiş olur.Sona eren iş söz.i 1 yıl yada daha uzun süreli iş söz.i ise, en çok 1 yıl için uzar. 1 yıldan kısa süreli bir iş söz.i ise; iş söz.nin süresi kadar uzayacaktır. (örn;6 aylık söz. ise, 6 ay uzar) Sükut ile iş söz.nin sürekli yenilenmesi halinde ortaya çıkan sözleşmeye zincirleme iş sözleşmesi denir.
A) SÜRELİ FESİH ( BİLDİRİMLİ FESİH ) : Sadece, belirsiz süreli iş söz.i süreli fesih ile sona erdirilebilir. İşçilerin, işyerindeki çalışma süreleri ile orantılı olarak iş söz.i feshedildikten sonra belli bir süre daha çalışmalarını öngören sona erme şeklidir. İş söz.nin feshinden önce durumun karşı tarafa bildirlmesi gereklidir. Fesih bildirimi, tek taraflı bir bildirimdir, karşı tarafın kabul etmesine gerek yoktur. Bildirimin yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gereklidir.
Süreli Fesih Sebebi : 30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde (1.koşul) en az altı ay kıdemi olan işçinin (2.koşul) belirsiz süreli iş söz.i , işveren tarafından işçinin yeterliliği veya davranışları yada işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanarak feshedilmesi gereklidir.
-İşçinin yeterliliği ve davranışları,işçinin kişiliği ile ilgili olan sebepleri oluştururken; işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler de işyeri ile ilgili olmaktadır.İşçinin yetersizliğinden ve davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açıyorsa geçerli fesih sebepleri olacaktır.
-İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler, işyeri dışından veya içinden kaynaklanan sebepler olarak iki yönde değerlendirilebilir. işyeri dışından kaynaklanan sebeplere ; enerji sıkıntısı, ekonomik kriz, İşyeri içi sebeplere ise; işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinini bazı bölümlerinin iptal edilmesi örnek olarak verilebilir.
İşveren ; teknolojik, ekonomik,yapısal işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az 30 gün önce bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumu’na bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür.
İ.K.’ya göre işyerinde çalışan işçi sayısı;
20 – 100 işçi arasında ise ; en az 10 işçinin,
101 – 300 işçi arasında ise ; en az %10 oranında,
301 ve daha fazla ise ; en az 30 işçinin işine son verilmesi toplu işçi çıkarma olarak kabul edilecektir.
İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı surette faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az 30 gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumu’na bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür.
Bildirim Süresi:
- İşi 6 aydan az sürmüş olan işçinin, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 2 hafta sonra,
- İşi 6 aydan – 1,5 yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin karşı tarafa yapılmasından başlayarak 4 hafta sonra,
- İşi 1,5 yıldan – 3 yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin karşı tarafa yapılmasından başlayarak 6 hafta sonra,
- İşi 3 yıldan fazla sürmüş olan işçi için, bildirimin yapılmasından başlayarak 8 hafta sonra feshedilmiş sayılır.
Bildirim Süreleri İçinde Tarafların Durumu: İşverenin bildirim süreleri içinde işinden ayrılan yada işinden çıkartılan işçiye yeni bir iş bulması için günde en az 2 saat iş arama izni vermek zorundadır.
Fesih Bildirimine İtiraz, Geçersiz Feshin Sonuçları : İş söz.i feshedilen işçi fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde İş Mahkemesinde dava açabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını işveren ispatlamak zorundadır. İşveren tarafından geçerli bir sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçinin mahkeme kararının kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre içinde en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları da kendisine ödenir.
İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır.İşçi bu süre içinde başvurmazsa, işveren tarafından yapılmış olan fesih, geçerli bir fesih haline gelir ve işveren sadece feshin hukuki sonuçları ile sorumlu olur.
Usulsüz Ve Kötüniyet Oluşturan Süreli Fesih
-Usulsüz Süreli Fesih : Bildirim şartlarına uyulmaksızın yapılan fesih, usulsüz süreli fesihtir.İş söz.ni fesheden işçinin veya işverenin bildirim süelerine uymaması halinde karşı tarafa bildirim süreleri tutarındaki ücreti ihbar tazminatı olarak ödeyecektir.
-Kötüniyet Süreli Fesih : İşçinin işveren hakkında şikayette bulunması veya işveren aleyhinde dava açması yada şahitlik yaptığı için iş söz.nin sona erdirilmesi gibi haller iş söz.nin kötüniyetli feshi olarak düşünülebilir.
DERHAL FESİH ( BİLDİRİMSİZ FESİH ) üreli fesih sadece süresi belirsiz olan iş söz.nde yapılabilirken, derhal fesih, hem süresi belirli olan hemde süresi belirsiz olan iş söz.nde yapılabilmektedir.
*** İşçi Yönünden Derhal Fesih Sebepleri ***
- Sağlık Sebepleri :
a) Bir işin yapılması, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı ve yaşayışı için tehlikeli olursa, işçi iş söz.ni derhal fesih ile sonlandırabilir.
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan görüştüğü işveren yada başka bir işçinin bulaşıcı bir hastalığa yakalanması halinde işçi derhal fesih hakkını kullanabilir.
- Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller Ve Benzerleri:
İşverenin, işçinin işi kabul etmesindeki esaslı noktalardan biri hakkında yanlış bilgi vermesi,İşverenin tacizde bulunması, işçinin diğer bir işçi veya 3.şahıs tarafından cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması halinde,işçinin veya ailesinin hakkında namusuna dokunacak sözler söylemesi, işveren tarafından işçinin ücreti ödenmezse, işçi iş söz.ni derhal fesih ile sonlandırabilir.
-Zorlayıcı Sebepler : İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla bir süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıktığında işçi iş söz.ni derhal fesih ile sonlandırabilir.Zorlayıcı sebep; önceden tahmin edilemeyen dolayısıyla önlem alınamayan olaylardır.Deprem, su baskını gibi.. Zorlayıcı sebeple çalışamayan işçiye, işveren çalışamadığı sürenin ancak 1 haftası için yarım gündelik ücret öder.
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Ders Notları I
Konu Kasım 2, 2009 tarafından Burak Zihni
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
**İşveren Yönünden Derhal Fesih Sebepleri**
- Sağlık Sebepleri : İşçinin kendi kastından ve düzensiz hayatından kaynaklanan sebeplerden doğacak devamsızlığın ardı ardına 3 işgünü veya 1 ayda 5 iş gününden fazla olması halinde, işveren işçinin iş söz.ni derhal fesih ile sonlandırabilir.
- Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller Ve Benzerleri:
İş söz.i yapıldığı sırada iş için gerekli vasıflar ve şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek işçinin işvereni yanıltması halinde, işverenin veya ailesinin hakkında namusuna dokunacak sözler söylemesi,işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması,hırsızlık yapması, işçinin işyerinde 7 günden fazla hapisle cezalandırılan bir suç işlemesi halinde, işçinin yapmakla yükümlü bulunduğu görevleri yapmaması,işçinin kendi isteği ile işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi,makina veya başka eşyalara 30 günlük ücreti ile ödenmeyeek hasara uğratması, işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına 2 işgünü veya 1 ayda 3 işgünü işine devam etmemesi halinde işveren işçinin söz.ni derhal fesih ile sona erdirebilir.
-Zorlayıcı Sebepler : İşçiyi işyerinde 1 haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı sebebin ortaya çıkması halinde, işveren işçinin söz.ni derhal fesih ile sona erdirebilir.Su basması, şiddetli kar sebebiyle işe gelememek işiç açısından zorlayıcı sebeptir.
Derhal Fesih Hakkını Kullanma Süresi : Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerlerine dayanarak söz.yi fesih yetkisi için taraflar iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu öbür tarafın öğrendiği günden başlayarak, 6 işgünü geçtikten ve fiilin olmasından itibaren 1 yıl geçtikten sonra kullanamayacaklardır. Burada, zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre sözkonusudur.
İŞ SÖZLEŞMESİNİN SON BULMASININ SONUÇLARI
Ortaya çıkan sonuçlar; kıdem tazminatı ve çalışma belgesinin verilmesi’ dir.
Kıdem Tazminatı : Bu uygulama Türk İş Hukuku’na ilk defa 1936 tarihli, 3008 sayılı İ.K. ile girmiştir.
Kıdem Tazminatının Koşulları: 3′e ayrılır.
-İş Kanunlarının Kapsamında Olmak : Süreksiz işlerde çalışanlar kıdem tazminatından yararlanamazlar.
-İş Sözleşmesinin Belirli Koşullarda Son Ermesi : İşçinin iş söz.i m.25/II ‘de sıralanmış olan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerlerine dayanarak işveren tarafından feshedilmesi halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanamayacaktır. İş söz.nin muvazzaf askerlik hizmeti sebebiyle sona ermesi, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde iş söz.ni sona erdirmesi hallerinde kıdem tazminatına hak kazanırlar. İşçinin ölmesi, kıdem tazminatına hak kazandıran bir sona erme şeklidir.İşçinin ölüm sebebi önemli değildir. ( İntihar etmiş olsa bile önemli değildir ) Önemli olan ölüm olayının gerçekleşmiş olmasıdır.Bu durumda kıdem tazminatı kanuni mirasçılarına ödenecektir.Ancak ödemenin yapılabilmesi için mirasçıların birlikte istekte bulunmaları gereklidir. Belirli süreli iş söz.nin sürenin bitimi ile son bulması işçiye kıdem tazminatına hak kazandıran bir sona erme şekli değildir.
-Belirli Bir Süre Çalışmış Olmak : İşçinin kıdem tazminatına hak kazanması için ,işyerinde en az 1 yıl çalışmış olması gereklidir.Bu bir yıllık sürenin hesabında fiili çalışma süresi değil, takvim yılı dikkate alınmalıdır.İşyerinin devredilmesi, işverenin ölmesi sonucu işyerinin mirasçılara geçmesi,devletin el koyması gibi sebepler işçinin kıdemini etkilemez.
Kıdem Tazminatının Hesaplanması : Her yıllık çalışma için 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir.Kıdem tazminatı, işçinin son ücretinin brüt tutarı üzerinden hesaplanmaktadır.
ÇALIŞMA SÜRESİ ( yıl olarak ) * GÜNLÜK ÜCRET * 30
Kıdem Tazminatının Tavanı : Ödenecek kıdem tazminatı miktarı Kanunda belirtilen tavanı aşmamalıdır. İş söz.i sona eren işçinin kıdem tazminatını talep hakkı 10 yıllık zaman aşımı süresine tabidir.
Çalışma Belgesinin Verilmesi : İşveren, işinden ayrılan işçiye işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini gösteren bir belge vermek zorundadır. Çalışma belgesi dışında, bonservis yada referans belgesi olarak adlandırılan belgeler de verilebilir. Çalışma ilişkisi sona ererken, işveren işçiden “ibra” belgesi almaktadır. Bu belge ile işçi, işyerinden herhangi bir alacağının kalmadığını belirtmektedir. İşçi bir alacağı kaldığına inanıyorsa, bu belgeye ihtirazi kayıt koyarak imzalamalıdır.
ÜNİTE 8
SENDİKALARIN KURULMASI VE YÖNETİLMESİ
Kuruluş Türleri ve Kurulma Koşulları :İşçi ve işverenlerin yalnızca sendika ve konfederasyon halinde örgütlenmelerine izin verilmiştir.Federasyon, birlik başka bir kuruluşun olanak yoktur.
Sendika : İşçilerin ve işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak, ekonumik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak, gelişitirmek için meydana getirdikleri tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.
İşçi Sendikası : İşçi sendikaları;
• İşkolu esasına göre,
• Bir işkolunda işyerlerinde çalışan işçiler tarafından ve
• Türkiye çapında faaliyette bulunmak üzere kurulabilir..
Bir işyerinin girdiği işkolunun saptanması, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca yapılır ve Bakanlık tespit ile ilgili kararını Resmi Gazetede yayımlar.
İşveren Sendikası : İşveren sendikaları ancak ;
• İşkolu esasına göre,
• Bir işkolunda işyerlerinde çalışan işverenler tarafından ve
Türkiye çapında faaliyette bulunmak üzere kurulabilir.
Kamu Görevlileri Sendikaları : Kamu görevlilerinin de sendika kurma hakkı vardır ancak grev hakkı tanınmamıştır.
Konfederasyon : “Değişik işkollarında (1.koşul ) en az 5 sendikanın bir araya gelmesi ( 2.koşul ) suretiyle meydana getirdikleri tüzel kişiliğe sahip üst kuruluşlardır” Ayrıca işçi ve işverenlerin kurabileceği tek sendikal üst kuruluştur.
Kuruluş İşlemleri : Sendika ve konfederasyonların kurulması yalnızca, hazırlanan tüzüğün, kanunda gösterilen diğer belgelerle birlikte sendika ve konfederasyonun merkezinin bulunduğu ilin valiliğine makbuz karşılığında bir dilekçe ile verilmesi koşuluna bağlıdır. Tüzük ve diğer belgelerin ilgili valiliğe verilmesi ile birlikte sendika yada konfederasyon tüzel kişilik kazanır. Bundan sonra kurucuların, tüzüğü ve ilk genel kurul toplantısına kadar sendika ve konfederasyonu sevk ve idare ile görevli kişilerin ad ve soyadlarını,mesleklerini, ikametgahlarını Ankara,İstanbul ve İzmir’de yayınlanan ve ülke çapında dağıtılan günlük bir gazetede 15 gün içinde ilan etmeleri gerekir.
SENDİKALARIN YÖNETİLMESİ
Sendikaların Organları : Sendikaların organları ; Zorunlu organlar ve İsteğe Bağlı ( İhtiyari ) Organlar’dır.
- Sendikaların, sendika şubelerinin ve konfederasyonların zorunlu organları ; “Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulu’dur”.
- İsteğe bağlı organlar ; Başkanlar Kurulu, Onur Kurulu, Temsilciler Kurulu, Araştırma Kurulu, Eğitim Kurulu’dur.
1-) GENEL KURUL : Sendikaların, sendika şubelerinin ve konfederasyonların en üst zorunlu organıdır.
2-) YÖNETİM KURULU : Sendika ve sendika şubelerinin yönetim kurulu ; en az 3 , en çok 9 üyeden, konfederasyonların yönetim kurulları ise ; en az 5, en çok 29 üyeden oluşur.
3-) DENETLEME KURULU : Sendikaların zorunlu organlarından Denetleme Kurulu, genel kurulca seçilecek 3 denetçiden oluşur.
4-) DİSİPLİN KURULU : Sendikaların zorunlu organlarından Disiplin Kurulu en az 3 , en çok 5 üyeden oluşur. Disiplin kurulu, üyelikten çıkarma dışındadkki ve ancak tüzükte gösterilen disiplin cezalarını verebilir. Üyenin sendika ve konfederasyondan çıkarılma kararı ise genel kurulca verilebilmektedir.
SENDİKALARDA YÖNETİCİLİK VE TEMSİLCİLİK
Sendika Yöneticiliği : Yönetim ve denetleme kurulu üyeleri yönetici sıfatını taşırlar. Konfederasyon, sendika ve sendika şubelerinin başkanları ve yöneticileri göreve seçildikten sonra 3 ay içinde kendilerinin, eşlerinin, çocukların mal varlığı bildirimini notere vermek zorundadırlar.
İşyeri Sendika Temsilciliği : İşyeri sendika temsilcisi atama yetkisi, toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetkisi kesinleşen sendikaya aittir.Yetkili sendika, işyerindeki işçi sayısına bağlı olarak sendika temsilcisi atayabilir. İşyeri sendika temsilcisi olarak atanacak kişilerin, sendikanın işyerinde çalışan üyeleri olmaları gerekir.
İşçi sayısı 50′ye kadar ise ; 1 temsilci
İşçi sayısı 51-100 arasında ise ; 2 temsilci
İşçi sayısı 101-500 arasında ise ; 3 temsilci
İşçi sayısı 501-1000 arasında ise ; 4 temsilci
İşçi sayısı 1001-2000 arasında ise ; 6 temsilci
İşçi sayısı 2000′den fazla ise ; 8 temsilci
İşyeri sendika temsilciliği görevini sona erdiren ilk sebep, işyeri sendika temsilcisi atamaya yetkili sendikanın yetkisini kaybetmesidir. Diğer sebepler ; temsilcinin sendika üyeliğinin sona ermesi, sendikanın işyeri sendika temsilcisini görevden alması yada temsilcinin kendi isteğiyle görevden ayrılması ve temsilcinin başka bir işyerine geçmesi halidir.
Sendikaların Tutacakları Defterler :Üye kayıt, karar, gelen ve giden evrak, zimmet, gelir ve gider, demirbaş, bilanço, aidat, envanter ve kesin hesap, genel kurul karar, denetleme kurulu karar, disiplin kurulu karar, yevmiye ve defteri kebir defterleri’dir…
Bu defterlerin her olağan genel kurulu izleyen 15 gün içinde notere onaylatılması zorunludur. Sendika ve konfederasyonlar defter ve belgeleri ilgili bulundukları yılı izleyen takvim yılından başlayarak, 10 yıl süreyle saklamak zorundadırlar.
Sendika ve konfederasyonların tutması gerekli fişler ise ; “üye kayıt fişi” ve “üye çıkış bildirimi
