Gelirin Beyanı II Konu Özeti

Konu Nisan 16, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Gelirin Beyanı II Konu Özeti


Gelirin Beyanı II
(Muhtasar ve Münferit Beyanname)

Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.

Gelirin Beyanı III Konu Özeti

Konu Nisan 12, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Gelirin Beyanı III Konu Özeti


Gelirin Beyanı III (Beyannamelere İlişkin Örnekler)

Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.

Ticari Kazanç I Konu Özeti

Konu Nisan 10, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Ticari Kazanç I Konu Özeti


Ticari kazanç G.V.K.’nda her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazanç olarak tanımlanmıştır. Ticari kazancın öğesi olan ticari ve sınai faaliyetin sınırlarının tesbitinde genel olarak zirai ve serbest meslek kazancı türünden olmayan ve sermaye ile teşebbüs faktörlerinin karışımı bir organizasyonun sürekli olarak yapılması önem kazanmaktadır. Bunun yanında G.V.K.’nda özel olarak bazı kazanç türleri de ticari kazanç olarak kabul edilmiştir. Ticari kazancın gerçek usulde tesbiti bilanço veya işletme hesabı esasına göre yapılır. Bilanço esasına göre ticari kazanç işletmedeki öz sermayenin hesap dönemi sonu ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Vergileme döneminde işletme sahiplerince işletmeye eklenen değerler bu farktan indirilir. İşletmeden çekilen değerler ise bu farka eklenir. İşletme hesabı esasına göre ticari kazanç ise hasılat ile giderler arasındaki müspet fark olarak belirlenir. Birden fazla yıl süren inşaat ve onarma işlerinde ticari kazancın tesbitinde gelirin yıllık olması ilkesinden vazgeçilmiştir.

Gelirin Beyanı I Konu Özeti

Konu Mart 31, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Gelirin Beyanı I Konu Özeti


Gelirin Beyanı II
(Muhtasar ve Münferit Beyanname)

Gelir Vergisi genelde beyan esasına dayanır. Bazı kazanç, irat ve ücretler bu gelirleri ödeyenler tarafından vergi kesintisine tabi tutularak ödenir. Kesilen bu vergiler mükellefin ileride ödeyeceği vergiden mahsup edilir. Ancak bazı durumlarda kaynakta vergi kesme usulü kesin vergilendirme niteliğine bürünmektedir. Hangi ödemelerden kimlerin ne oranda kesinti yapacağı kanunda geniş olarak açıklanmıştır. Vergi kesintisi ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Ücretler gerekli indirimler yapılarak kesin olarak vergilendirilir. Vergi kesintisi yapanlar bir ay içinde yaptıkları ödeme veya tahakkuk ettirdikleri kâr ve iratlardan kestikleri vergileri takibeden ayın yirminci günü sonuna kadar ilgili vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Bazı durumlarda bu beyanname aylık yerine üçer aylık dönemlerde verilebilir. Genel bütçeye dahil idare müesseseler yaptıkları vergi kesintisi için beyanname vermezler. Münferit beyanname yıllık beyanname vermek zorunda olmayan dar mükellefler için söz konusudur. Tam mükellefler münferit beyanname vermezler. Hangi gelirlerin münferit beyanname ile bildirileceği gelir vergisi yasasında açıklanmıştır.

Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Emek Arzı

Konu Mart 29, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Faydasını maksimize etmek isteyen bireyin boş zaman ile çalışma arasındaki tercihi nasıl belirlenir?

• Zaman kullanımı için çalışma ve boş zaman şeklinde iki alternatif olduğu varsayılırsa, burada cevabı aranılan soru şudur: Birey zamanını bu iki alternatif arasında ne şekilde paylaştırmalıdır ki faydasını maksimize edebilsin?

• Çalışmanın tercih edilmesinin temel sebebi bu sayede ücret geliri elde ederek harcamaları karşılayabilmektir. Ancak insanlar bütün zamanlarında çalışamazlar ve dinlenmek, gezmek, kültürel ve beşeri faaliyetlerde bulunmak için de zamana ihtiyaç duyarlar. Boş zaman talebi bu ihtiyacı karşılamaya yöneliktir.

• Bireyin bu iki alternatif arasındaki sübjektif değerlendirmelerini (tercihlerini) farksızlık eğrileri yansıtır. Farksızlık eğrilerinin orijinden uzaklaştıkça daha yüksek fayda düzeyini gösterdiği bilgisinden hareketle, faydasını maksimize etmek isteyen bireyin orijine göre en yukarıdaki bir farksızlık eğrisinin gösterdiği zaman kullanım tercihini seçmesi beklenebilir.

• Ancak, çalışma ve boş zaman’ı bireyin tüketeceği iki mal olarak kabul edersek, bunlardan ne kadar satın alınabileceği sadece bireysel tercihlere bağlı değildir. Bireyin geliri de bu konuda belirleyici bir unsurdur. Bunu yansıtan kavram ise bütçe kısıtlıdır.

• O halde zaman tercihini yaparken fayda en çoklamasını gerçekleştirmek için iki şartı vardır. (1) Bütçe kısıtı üzerinde bulunmak ve (2) Bütçe kısıtının izin verdiği ölçüde orijine göre en uzaktaki farksızlık eğrisi üzerinde bulunmak. Buna göre denge noktası bütçe kısıtı ile farksızlık eğrilerinin birbirine teğet olduğu noktada gerçekleşecektir.

Ücret değiştiğinde denge çalışma süresi bundan nasıl etkilenir?

• Ücretin değişmesi bireyin zaman kullanım dengesini değiştirecektir. Ücret değişimin net sonucunun ne olacağı zıt yönde işleyen iki etkiden hangisinin daha kuvvetli olacağına bağlıdır.

• Bunlardan gelir etkisi, örneğin ücret arttığında, bireyin gelirinin de yükseleceğini, bu nedenle daha fazla boş zaman satın alarak çalışma süresini azaltacağını öngörmektedir.

• Öte yandan, ikame etkisine göre ücret oranının yükselmesi boş zamanın fırsat maliyetini yükseltecek, bu durum bireyin boş zamandan vazgeçerek çalışma süresini arttırması sonucunu verecektir.

• Ücret oranının düşük, boş zamanın ise gereğinden fazla olduğu durumlarda ücretler yükseldiğinde ikame etkisinin daha baskın olacağı ve bireyin çalışma süresini arttıracağı beklenir.

• Öte yandan, ücretler belirli bir düzeye ulaşıp bireyin çalışma süresi yeterince arttığında şimdi eskisine nazaran daha kıt olan boş zaman daha değerli hale gelecektir. Ücretlerin daha da yükselmesi durumunda bir noktadan sonra artık gelir etkisi daha baskın hale

gelecek, birey çalışma süresini azaltacaktır.

• Çeşitli ücret düzeyinde bireyin çalışma süresinin ne olabileceğine yönelik bu tespitler bizi geriye kıvrımlı bireysel emek arz eğrisine götürecektir.

Piyasa emek arz eğrisi nasıl elde edilir ve bireysel emek arz eğrisinden farklılığı nedir?

• Piyasa bireylerin toplamından oluştuğuna göre piyasa emek arz eğrisini elde etmek için çeşitli ücret düzeylerinde piyasadaki bireylerin çalışma sürelerini toplamamız gerekmektedir.

• Bireysel emek arz eğrisinin geriye kıvrımlı olmasına karşılık ampirik gözlemler piyasa emek arz eğrisinin pozitif eğimli olduğunu göstermektedir.

• Bunun nedeni piyasanın genelinde ikame etkisinin daha baskın olmasıdır. Ücretler yükseldiğinde piyasada bazı kişilerin gelir etkisi nedeniyle çalışma sürelerini azalttıkları, ancak onlardan daha fazla kişinin ikame etkisi ile çalışma sürelerini arttırdıkları gözlenmiştir.

Emek arzını ücretler dışında hangi unsurlar ne yönde etkiler?

• Ücret oranlarındaki değişme emek arz eğrisi üzerinde yukarıya veya aşağıya hareketle gösterilir. Bu tür bir değişim emek arz miktarının artması veya azalması olarak isimlendirilir.

• Öte yandan, bireylerin herhangi bir işe/mesleğe yönelik çalışma kararları ücret oranına bağlı değildir, başka unsurlar da çalışma sürelerinin belirlenmesinde etkilidir.

• Ücret dışı unsurların emek arzı üzerindeki etkileri emek arz eğrisinin bütün olarak sağa(artma) veya sola (azalma) kayması ile gösterilir. Bu tür bir hareket emek arzının artması veya azalması olarak isimlendirilir.Burada miktar kelimesinin kullanılmadığına dikkat ediniz.

• Buna göre-diğer şeyler eşitken-herhangi bir mesleğin alternatifi konumundaki bir başka mesleğin ücret oranları, o mesleğe olan emek arzını etkileyecektir. Örneğin fazla nitelik gerektirmeyen iki işten temizlik işçilerinin ücreti artarken gazete dağıtım işinin ücreti değişmezse, daha çok kişi temizlik işçiliğini tercih edeceğinden gazete dağıtıcısı arzı azalacak, emek arz eğrisi bütün olarak sola doğru kayacaktır.

• Herhangi bir emek piyasasında işgücünün ücret dışı gelire sahipliğinin yaygın olup olmaması da emek arzı üzerinde etkilidir. Hem emek piyasalarında çalışan, hem de ücret dışı , örneğin gayrimenkul, geliride bulunan insanların herhangi bir nedenle (örn.doğal afetler) bu gelir kaynağını kaybetmeleri durumunda eskisine nazaran daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyacaklarından emek arzları artacak, emek arz eğrisi sağa doğru kayacaktır.

• Bunların yanısıra; işgücünün çeşitli nedenlerle boş zamanı tercih etmeleri, işlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi veya kötüleşmesi, nüfus artışı/azalışı veya göç alma/göç verme gibi nedenlerle işçi sayısının artması veya azalması da emek arzını arttırıp azaltabilecektir.Bütün bu değişikliklerin ortak noktası emek arz artışının eğrinin sağa doğru kaymasıyla, emek arz azalışınınise eğrinin sola doğru kaymasıyla gösterilmesidir.

Çalışma Ekonomisi 3.Sınıf Ders Notları – Eğitim Ekonomisi

Konu Mart 27, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Eğitim bir yatırım mıdır?

• Yatırım kavramının temel özelliği yapıldığı dönemde maliyet artışına sebep olması, ancak sonradan daha kaliteli ve bol üretimi mümkün kılıp gelir artışı sağlamasıdır.

• Bu açıdan bakıldığında eğitim harcamaları da fiziksel sermaye yatırımı gibi yatırım sayılmalıdır. Eğitim yapıldığı dönemde bireylere üç tür maliyet yükler. Eğitim için harcanılan okul harçları, kitap-kırtasiye bedelleri eğitimin doğrudan maliyetini oluşturur.

Eğitim bireyi piyasada çalışmaktan alıkoyan bir faaliyet olduğundan, eğitimin fırsat maliyeti çalışamamak nedeniyle kaybedilen gelirdir. Son olarak eğitim zor bir süreç olduğundan kişiye psikolojik maliyette yüklediği söylenebilir.

• Bütün bu maliyetlerine karşılık eğitim bireylerin verimliliklerini arttıran bir faaliyettir. Verimlilik artışı ise gelirlerin artmasını sağlayacaktır. Beşeri Sermaye teorisinin eğitim yatırımı konusundaki temel görüşü de budur.

Eğitim yatırımına nasıl karar verilir?

• Eğitim yatırımına karar verecek kişi eğitimin maliyetleri ve getirilerini karşılaştırır. Ancak eğitim maliyetleri için bugün harcama yapılırken, eğitimin getirileri çalışma hayatı boyunca kademeli olarak elde edilecektir. Bu nedenle iki değişken arasında anlamlı bir karşılaştırma yapabilmek için gelecekte yapılacak maliyet harcamalarını ve elde edilecek

gelirleri bir ıskonto oranı iskontolamak gerekir.

• Eğitim yatırımının iskonto edilmiş gelirleri iskonto edilmiş maliyetlerden büyük ise eğitim yatırımı kârlı olacaktır.

işyerinde eğitimin türleri nelerdir?

• işyerinde eğitim genelde atölye düzeni için verildiğinden buna gayri-resmi eğitim de denilir. iki türlü işyerinde eğitim vardır.

• işyerinde genel eğitim işçinin verimliliğini sadece eğitimin verildiği firmada değil piyasanın tamamında yükselten bir eğitimdir. (marangozluk gibi). işyerinde özel eğitim de ise işçilere firmaya özgü bilgiler öğretilir. Bu bilgiler piyasadaki diğer firmalar ile ilgili olmadığından eğitim işçinin verimliliğini sadece eğitimin verildiği firmada yükseltir (telefon operatörlüğü gibi).

işyerinde eğitimin maliyetlerine kim katlanır ve getirilerinden kim yararlanır?

• Genel işyerinde eğitim işçinin verimliliğini piyasanın tamamında arttırdığından işverenler bu tür bir eğitimi verme konusunda isteksiz davranacaklardır. Bu nedenle eğitimin maliyetine işçiler eğitim süresince düşük ücretle çalışarak karşılarlarken, getirisinden de sadece işçiler yararlanacaklardır.

• Öte yandan spesifik işyerinde eğitim işçinin verimliliğini piyasada değiştirmeyeceğinden işçiler bu konuda istekli davranmayacaklardır. Bu nedenle bunun maliyetini işverenler karşılayacak, getirisini ise taraşar aralarında pazarlık yaparak paylaşırlar. Beşeri sermaye teorisi hangi açılardan eleştirilmektedir?

• Beşeri sermaye teorisine yöneltilen eleştirilerin başında yatırım kararını alırken eğitimin getiri ve maliyetlerinin iskonto edilmiş bugünkü değerlerinin hesaplanmasının karmaşık olduğu ve herkes tarafından yapılamayacağı gelmektedir.

• Bu konuda yapılan bir başka eleştiri eğitilmiş işgücünün yüksek veriminin ne kadarının eğitimden kaynaklandığının kestirilemeyeceği; zeka, yetenek ve motivasyonun da burada etkili olabileceğidir.Eleme hipotezi adı verilen görüşe göre ise eğitim aslında verimliliği etkilemez, işverenler işçileri seçerken bir sinyal vazifesi görür.

• ikili iş piyasaları adındaki görüş ise eğitimin ikincil sektördekilerin birincil sektöre geçerek verimlerini yükseltmelerini sağlamayacağını ileri sürmektedir.

Eğitim ile kalkınma arasındaki ilişki var mı dır?

• Eğitim bireysel gelişmeyi sağladığı gibi makro anlamda ekonomik kalkınmayı da sağlamaktadır. Dünya savaşlarından mağlup çıkarak altyapılarını önemli ölçüde kaybeden Almanya ve Japonya’nın kalkınma yansında öne çıkmalarında eğitilmiş insan gücü önemli bir rol oynamıştır.

• Yapılan deneysel gözlemler eğitim ile kalkınma arasında pozitif bir korelasyon tespit ederken nedenselliğin eğitimden kalkınmaya doğru olduğunu göstermiştir. Buna göre ülkeler ekonomik açıdan kalkındıkları için eğitim düzeyi yükselmemekte, bunu tersine eğitim düzeyi yükseldiği için ekonomik kalkınma sağlanmaktadır.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti

Konu Mart 26, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Kurumlar Vergisinde Matrahın Tesbitinde Özel Durumlar Konu Özeti


Kurumlar vergisinde matrah, ilke olarak gerçek usule göre tesbit edildiği halde, yabancı ulaştırma kurumlarında, bunların özellikleri nedeniyle, matrahın götürü usule göre tesbit edilmesi kabul edilmiştir. Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak kurum kazancı bunların Türkiye’de elde ettikleri hasılata uygulanacak emsal nisbetlerine göre hesaplanır. Tüzel kişiler belli amaçları gerçekleştirmek için kurulurlar. Bu amaca ulaşma imkânsız hale gelirse veya ortaklar mevcut şartlar altında bu amaca ulaşamayacaklarına karar verirlerse, infisah eder veya feshedilirse, kurum ortadan kalkar. Fakat bu şekilde sona erme ani olmaz. Çünkü mevcutların, alacakların paraya çevrilmesi, borçların ödenmesi ve kalanın ortaklara paylaştırılması gibi işlemlerin yapılması gerekir. İşte bu işlemlerin tümüne “tasfiye” denir. K.V.K.’nunda tasfiyeye girmiş kurumların vergilendirilmesi özel hükümlere tabi tutulmuştur. Bu kurumun diğer bir kuruma katılmasına veya birden fazla kurumun birleşerek yeni bir kurum meydana getirmelerine “birleşme” denir. Doğan kurum yeni bir tüzel kişilik kazanır. İnfisah eden kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanır. “Devir”, birleşmenin özel bir şeklidir. Kanunda belirtilen koşullar gerçekleşirse devir durumu meydana gelmiş demektir. K.V.K. bazı şartlar altında şirketlerin şekil değiştirmelerini “devir” hükmünde saymıştır. Tasfiye ve birleşme durumunda, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar namına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh edilen vergiler, tasfiye veya birleşme beyannamesi verme süresi içinde Vergi Dairesine yatırılır.

Gelir Vergisinde Mükellefiyet Konu Özeti

Konu Mart 24, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Gelir Vergisinde Mükellefiyet Konu Özeti


Gelirin Beyanı I
(Yıllık Beyanname)

Gelir Vergisi mükellefleri bir takvim yılında G.V.K.’nun 2. maddesinde sayılan kaynaklardan elde ettikleri kazanç ve iratları yıllık beyannamede toplamak zorundadırlar. Tacirler, çiftçiler ve serbest meslek erbabı, faaliyetlerinden kazanç elde etmeseler de yıllık beyanname vermekle yükümlüdürler. Ancak, ticari, zirai ve mesleki faaliyetler dışındaki kaynaklardan elde edilen kazanç ve iratlar için kanunda belirtilen belirli şartlarla

gelirin toplanması ve yıllık beyanname verilmesi zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Bir kısım kaynaklardan elde edilen zararlar diğer kaynaklardan elde edilen kazanç ve iratlardan mahsup edilebilir. Bir yıla ait zarar ancak takibenden beş yıl içerisinde kârlardan mahsup edilebilir. Mükellefler yıllık beyanname ile bildirecekleri gelirlerinden şahsi sigorta primlerini, Gelir Vergisi Kanununun 31. maddesindeki indirimleri ve belirli oranda G.V.K.’nda belirtilen kurumlara yapılan bağış ve yardımları düşebilirler. Gelir vergisi ve şahsi vergiler ile vergi ve para cezaları gelirden düşülmez. Mükellefin ödeyeceği verginin hesaplanması ile ilgili açıklamalar Ünite 14’te yapılacaktır. Basit usulde vergilendirilen mükellefler takvim yılına ait gelir vergisi beyannamesini takibeden yılın Şubat ayı içerisinde yetkili vergi dairesine verirler. Gelirleri gerçek usulde tespit edilen ticaret, serbest meslek erbabı ve çiftçiler gelirlerini takibeden yılın Mart ayı içinde yetkili vergi dairesine verirler.

Emlak Vergisi Konu Özeti

Konu Mart 14, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Emlak Vergisi Konu Özeti


Emlâk Vergisi, Bina ve Arazi Vergisinden oluşmaktadır. Emlâk Vergisinin konusu Türkiye sınırları içinde bulunan binalar, araziler ve arsalardır. Verginin mükellefi bina, arazi ve arsaların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa emlâka malik gibi tasarruf edenlerdir. Gerek bina vergisinde gerekse arazi vergisinde ekonomik ve sosyal nedenlerle daimi ve geçici muafiyetlere yer verilmiştir. Her iki vergide de birer istisna yer almıştır. Bu istisnalar köylerdeki meskenlere ve arsalar hariç, arazilere tanınmıştır. Bina ve arazi vergisinde matrah, vergi değeridir. Vergi değeri emlâkın rayiç bedelidir. Rayiç bedel ise bina ve arazinin bildirim tarihindeki normal alım satım bedelidir. Vergi matrahı rayiç bedelden istisna ve muafiyetler düşüldükten sonra bulunan değerdir. Eğer istisna ve muafiyet yok ise matrah vergi değeridir. Bina vergisinde oran meskenlerde binde 1, işyerlerinde binde 2, arazilerde binde 1, araslarda binde 3’tür. Büyükşehir belediyelerinde oranlar %100 arttırımlı olarak uygulanır. Emlâk vergisi takdir olunan vergi değeri, esas alınarak tarh edilen bir vergidir. Emlâk Vergisi birincisi Mart, Nisan ve Mayıs aylarında, ikincisi de Kasım ayında olmak üzere iki taksit halinde ödenir.

Diğer Kazanç ve İratlar Konu Özeti

Konu Mart 12, 2018 tarafından  
3.Sınıf Ders Notları, AÖF Ders Notları kategorisine eklenmiştir.

Diğer Kazanç ve İratlar Konu Özeti


Diğer Kazanç ve İratlar Değer artış Kazancı ve Arazı kazançlar başlığı altında vergilendirilir. Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü sonucu faaliyetin kanuni mirasçılar tarafından sürdürülmesi, Kazancı bilanço esasına göre tesbit edilen ferdi bir işletmenin sermaye şirketine devri, kolektif veya xxxxx komandit şirketin nevi değiştirmeleri her iki sistemde de vergi dışı kalacak, veraset yoluyla veya ivazsız olarak meydana gelen intikaller ve kanundaki şartlara uymak koşuluyla menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerinin elden çıkarılması diğer vergilendirilmeyecek kazançlarla birlikte vergilendirilmeyecek diğer kazanç ve iratlar arasında yer alacaktır. Genelde diğer kazanç ve iratlarda safi kazanç elden çıkarma karşılığında alınan değerlerle maliyet bedeli arasındaki farktır. Elden çıkarma mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketine sermaye olarak konulması, mal ve haklar üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesi anlamına gelmektedir.

Sonraki Sayfa »